18 Ocak 2014, Cumartesi   Yorum Yaz   Yazdır  

      

Işık Kitapevi en çok satanlar

Kıbrıs Kitaplarında Çok Satanlar:

1 Keçiboynuzu / Gürkan Uluçhan / Khora Yayınları

2 Yıldızı Kayıp Düşen / Fikret Demirağ / Işık Kitabevi Yayınları

3 Zamanın Aşkı / Gürkan Uluçhan / Işık Kitabevi Yayınları

4 Kuyu / Aliye Ummanel / Khora Yayınları

5 Kapılar - The Doors / Rauf Denktaş / Limasol Bankası Kültür Yayınları

 

Türkiye'de Çıkan Kitaplarda Çok Satanlar:

1 Bukre / Kahraman Tazeoğlu / Destek Yayınları

2 Ustam ve Ben / Elif Şafak / Doğan Kitapçılık

3 Sabah Uykum / Ahmet Batman / Destek Yayınları

4 Soğuk Kahve / Ahmet Batman / Destek Yayınları

5 Beyoğlu'nun En Güzel Abisi / Ahmet Ümit / Everest Yayınları

 

Khora Kitap Cafe de en çok satanlar

Kıbrıs Kitaplarında Çok Satanlar:

1 Kuyu / Aliye Ummanel / Khora

2 Keçiboynuzu / Gürkan Uluçhan / Khora

3 Yok / Nafia Akdeniz / Khora

4 Çağdaş Kıbrıs Türk Fotoğrafı / Ceyhan Özyılzdız / Duvardibi Yayınları

5 Gız Mustafa – Goca Mustafa / Hasan Karaokçu / Kendi Yayını

 

Türkiye'de Çıkan Kitaplarda Çok Satanlar:

1 Diren Direniş -Metis Ajanda / Kolektif Metis

2 Ustam ve Ben / Elif Şafak / Doğan Kitap

3 Ötekiler / Tuncay Özkan / Kırmızıkedi

4 Geyikli Park / Sunay Akın / Türkiye İş Bankası Yayınları

5 Ve Dağlar Yankılandı / Khaled Hosseını / Everest Yayınları

 

Sarayın içinde yaşanan ihtişamlı hayatı tarihten veya dizilerden az çok biliyoruz; peki ya sarayın dışında yaşananlar

 

Ustam ve Ben

Elif Şafak

Doğan Kitap

 

Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…

Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistan'dan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.

Elif Şafak'ın muazzam hayal gücü ve zengin diliyle Osmanlı tarihinin derinliklerine doğru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıyoruz. Karşılıksız bir aşk, iktidar kavgaları, yobazlığın ortasında yeşeren sanat ve beklenmedik bir ihanet.

Bir tarafta bilime ve öğrenmeye inananlar, bir tarafta gelişmeyi durduranlar.

Ustam ve Ben, tarihi kişiliklerin, camilerin, kütüphanelerin, türbelerin, köprülerin resmigeçit yaptığı, rengarenk, canlı, sürprizlerle dolu bir dönem hikâyesi.

Öyle bir hayal dünyası ki, içindeki konular ve tartışmalar günümüze dair de çok şey söylüyor. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek, çok konuşulacak bir roman.

"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hala orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi".

 

Hayatın değerini bilmek gerekir

 

Dün bitti…

Bugün hala devam ediyor…

Yarın belki olmayabilir…

Bunu için hayatın değerini bilin…​

 

Hayat gerçekten çok acımasız.  Bir şekilde hayatın bir yerinden tutunmaya çalışıyoruz. Her şeye rağmen direnebiliyoruz. Öyle ki yaşanılan zorluklar pes ettirebiliyor biz insanları. Pes etmek kolay gelebiliyor bazen. Kendini veya çevredekileri suçlamak, her şeyi karşı tarafa yıkmak rahatlatıyor bazen içimizi…

Aslında, yaşanan sorun her ne şekilde olursa olsun kaçmamalı insan… Olayların karşısında bir şeylerin arkasına saklanmak ve kaçmak ne kadar yanlış halbuki! Ya da susmak çoğu zaman, susuşların arkasına saklanmak. Susarak hiç bir şey halledilemez. Paylaşamazsan en basit derdini bile, bu sefer içinle konuşmaya başlarsın. Kendinle hesaplaşıp, sorgulamaya başlarsın, o zaman kendi kendini yersin.

Halbuki konuşmalı insan, derdi neyse kimleyse konuşmalı, haklı haksız yönlerini çıkarmalı ortaya. Ne malum belki de haklı olan taraf sizsiniz. Boşuna kendinizi yıpratıyorsunuz. İşte bu yüzden susmamalı insan, konuşmalı her şeyi… İnanıyorum ki konuşulduğu takdirde çözülmeyecek sorun yoktur.

Hayatı tüm güzellikleriyle yaşayalım. Hayatı çok da irdelememek lazım. Bir olayın üstüne gitmek her zaman iyi sonuçlar doğurmaz.  Hatayı ve hayatı ne kadar sorgularsan o kadar sorun çıkarır sana. Onun sorun çıkaracak bir nedeni vardır mutlaka. O yüzden es geçmeli bir takım şeyleri, hele karşında sevdiğin, değer verdiğin bir kişi varsa bazen de boş vermeliyiz. Etrafımıza bakarak, mantıklı düşünerek, hayatımızdaki olumsuzlukları bir kenara itip yaşamımızdaki güzellikleri görmeye çalışarak hayatımıza devam etmeliyiz.

Yani kısacası değerini bilmek lazım hayatın… Hayat gerçekten çok kısa… Yaşamanın, aldığımız nefesin ve hala bedenimizde olan ruhun değerini bilmeli… Unutmamak gerek; bir tekrarı daha yok bu hayatın…

 

Yaşlı bilge

 

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Bulduğu hiç bir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat ‘mutlaka bir cevabı olmalı’ diyormuş ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş.

Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zaman da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona ‘Şu karşıki dağları görüyor musun? Orada yaşlı bir bilge yaşar! İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir’ demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge ‘sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor’ demiş. Adam kabul etmiş.

Bilge, bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. ‘Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin’.

Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış ‘evet’ demiş ‘kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?’.

Adam şaşkın. ‘Ama demiş, ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki’...

‘Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel’, demiş bilge.

Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş… Muhteşem bir bahçedeymiş çünkü… Geri geldiğinde bilge, adama ‘bahçe nasıldı?’ diye sormuş. Adam, gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş ‘ama kaşıkta hiç yağ kalmamış’ demiş ve eklemiş:

“Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün, hayatın akıp gider sen farkına varmazsın; ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zaman anlam kazanır”.

 

Bu hafta Aliye Ummanel’in şiir kitabı tanıtımında buluşuyoruz

 

“Kuyu”

 

Kitap, “Kendi kuyundan kendini çekmektir şiir” dizeleriyle başlamakta ve “İç”, “Kuyu”, “Uyanış” ve “Ağarma” isimli bölümlerden oluşuyor.

Kapak tasarımını Ümit İnatçı’nın üstlendiği “Kuyu”nun sayfa tasarımı grafiker Ömer Tatlısu’ya ait.

“Kuyu”da hayata ve aşka dair şiirler yer alıyor.

 

Kitabın tanıtım etkinleri

Yer: Mağusa Demolay Cafe

Tarih: 22 Ocak 2014

Saat: 20.00

 

İkinci etkinlik

Yer: Khora Kitap Cafe

Tarih: 25 Ocak 2014

Saat: 11.00

 

 

DİĞER HABERLER
Hayatımın tutkusu