17-02-2017 17:04

İSG-BİR: En önemli konu yasa ve tüzüklerin uygulanmaması

İSG-BİR: En önemli konu yasa ve tüzüklerin uygulanmaması
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR), iş sağlığı ve güvenliği konusundaki en önemli sorunlardan birinin yürürlükteki yasa ve tüzüklerin uygulanmaması olduğunu ileri sürdü.
İSG-BİR: En önemli konu yasa ve tüzüklerin uygulanmaması
Haberi Paylaş:

Birlik başkanı Tezel Baykent yaptığı yazılı açıklamada, uygulanmayan yasaların başında yürürlükte olan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın geldiğini, bu yasanın uygulanması halinde tüm iş kazalarının önüne geçilebileceğini kaydetti.

Baykent, ne kamuda ne de özel sektörde iş sağlığı ve güvenliğine gereken önemin verilmediğini iddia etti.

Baykent, yasa ve tüzüklerde eksiklik olabileceğini, ancak uygulama içinde ortaya çıkabilecek eksikliklerin bakanlık ilgili tarafından giderilebileceğini, yürürlükteki bir yasanın uygulanmasının çeşitli nedenlerin arkasına saklanarak ertelenemeyeceğini belirtti.

Baykent açıklamasında, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkin ve sürdürülebilir olması için sundukları 11 maddelik öneriye de yer verdi.

Öneriler şöyle:

“1.Çalışma Bakanlığı bünyesinde sınırlı personelle de olsa çekirdek bir ekip (İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi) kurarak, herhangi bir iş kazası olmadan önce işyeri denetimlerinin başlatılması gerekmektedir. Müfettiş yetersizliği nedeniyle denetimler merkezi bir ihbar yazısı ile sektörel bazda başlatılmalıdır. Öncelikle denetime tabi olan işyerlerine, Yasa  ile ilgili çalışmalarının başlatılması, risk analizlerinin yapılması ve çalışanlarının eğitilmesi için tehlike sınıflarına göre en az 6 ay ile bir yıl süre verilmelidir. Denetimlerin adil yapılması çok önemlidir. İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına uyanlara ödül ve teşvik olacağı gibi uymayanlara yaptırım gücü olacak şekilde cezalar kesilmedir.

2. Çalışma izni, kaçak işçi, vb. konular ile ilgili çalışmalara İçişleri Bakanlığı, belediyeler ve güvenlik birimleri dahil edilmeli, bu sayede Bakanlığın bünyesindeki Çalışma Dairesi Müfettişlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği denetimlerine daha çok zaman ayırabilmesi sağlanmalıdır.

3. İş Sağlığı ve Güvenliği kavramının, yasal mevzuatı ile birlikte, etkin bir şekilde aralıksız tanıtımı yapılmalıdır. Bu çerçevede radyo, TV ve gazeteler aracılığıyla reklam, parodi ve duyurular yapılmalı, broşürler dağıtılmalıdır. Gerekirse profesyonel bir reklam hizmeti alınmalıdır. Diğer bakanlıkların yaptığı gibi (KDV, meme kanseri, çevre kirliliği, vs.) etkin kamu spotları hazırlanmalıdır. Bu çerçevede ‘Alo 102 İhbar Hattının’ kullanımının yaygınlaştırılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu hattın sadece şikayet değil, kazaları önleme açısıdan önemli olduğu vurgulanarak, ihbar hattının içselleştirerek toplum baskısı oluşturması sağlanmalıdır.

4. Merkezi İhale Komisyonunun açacağı Devlet Kurum ve Kuruluşlarının yapım işlerine ait ihalelerinde “Risk Değerlendirme Raporu”nun hazırlanması zorunlu hale getirilmeli, hazırlamayan firma ve/veya şirketlere Merkezi İhale Komisyonunun uygun göreceği cezalar uygulanmalıdır.

5. Acil servislere başvuran hastalara geçirdikleri kazanın nerede ve nasıl olduğu, herhangi bir iş yaparken mi olduğu sorulup, kazanın bir iş kazası olup olmadığı kaydı tutulmalıdır. Aynı şekilde hastane ve polikliniklerde yapılan muayenelerde, geçirilen rahatsızlığın yapılan işten dolayı olup olmadığı belirlenip, meslek hastalığı kayıtları oluşturulmalıdır. İşyeri Hekimi eğitimini tamamlayan Kıbrıs Türk Tabipler Birliğine bağlı hekimlere gerekli destek verilmelidir.

6. Tüm sektörlerdeki tüm çalışanlar için, işe başladıkları ve işin niteliğine uygun olarak belli periyotlarla sağlık kontrolünden geçirilmesi zorunlu hale getirilmelidir.

7. İnşaat veya şantiye tescili için başvuruda bulunanlara “Risk Değerlendirme Raporu”nun hazırlanması zorunlu hale getirilmelidir.

8. İşyeri ve ekipman sigortalarında “Risk Değerlendirme Rapor”larının göz önünde bulundurulması için gerekli çalışmalara başlanmalı ve bu konu hakkında Sigortalar ve Reasürans Birliği gibi ilgili kurumlara bilgi verilmelidir.

9. İş Sağlığı ve Güvenliği kavramı vakit kaybetmeksizin Milli Eğitim Bakanlığı eğitim müfredatına, ilkokuldan lise seviyesine (özellikle de teknik ve meslek liselerine) kadar her seviyeye uygun olarak konmalı ve sürekliliği sağlanmalıdır.

10. 35/2008 İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası gereği hazırlanması zorunlu olan “Risk Değerlendirme Raporu”nun ISO, HACCP ve OHSAS benzeri sertifikalar gibi tescillendirilmesi için gerekli çalışmanın tarafınızdan yapılmasını gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi alan ve “Risk Değerlendirme Raporu” hazırlayan firmalara, Gelir ve Vergi Dairesi tarafından hazırlanan ’Borcu Yoktur’ vs. gibi belgeler verilmeli, uygulama yapanlar ve yapmayanlar Çalışma Dairesine ait web sitesinde yayımlanmalıdır. Gerekli Kurumlardan inşaat ruhsatı vb., işyeri açma izni vb. gibi izinler alınırken, İş Sağlığı ve Güvenliği “Risk Değerlendirme Rapor” koşulu aranmalıdır.

11. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası gereği hazırılanması zorunlu olan “Risk Değerlendirme Raporu” yanında, çalışma izni ile işe başlayan çalışanların en geç 3 ay içerisinde İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi aldığına dair Çalışma Dairesine belge sunulması için takip sistemi oluşturulmalı, ayrıca Türkçe lisanı olmayan çalışanlarda asgari İngilizce lisan aranmalıdır. Avrupa Ülkeleri ve Türkiyede uygulandığı gibi tehlikeli sektörler başta olmak üzere tüm çalışanlara yılda asgari 8 saat eğitim verilmelidir ve eğitim almayanların çalışma izinleri iptal edilmelidir.”

 

Haberi Paylaş:
Etiketler:

HABER YORUMLARI

    Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

HABERE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.