|
Birinci Lig'i vizyon lig yapma adına başlatılan toplantılar sonucunda geri adımların atıldığını gözlemliyoruz. Bir yıl önce söylenenlerin tam tersine, İkinci Lig takımlarının talepleri ve yaptıkları kulisler, belli ki futbol federasyonunun geri adım atmasını sağladı. Birinci Lig takım futbolcularına getirilmek istenen sözleşmelerden sonra, İkinci Lig takım futbolcularına da sözleşme getirilmek isteniyormuş. Hangi parayla, o da bilinmez. Yarın, havuz kriterleri tartışmalarında aslan payının fazlası İkinci Lig takımlarına giderse de hiç şaşmam. Çünkü, ülkede kim daha çok tehdit savurup, kim daha çok sesini çıkarıyorsa kazançlı çıkan taraf oluyor. Genelde, ülke futbolu değil de, çıkarların çatışması olarak gördüğüm bu toplantılar sonucunda futbolda çözümsüzlük çözümdür modelini savunanlar ne üzücüdür ki kazançlı çıkabiliyor. Amaç futbolumuzun bir yerlere gelmesi meselesinden çok, ne kadar zarar verip, rant elde ederim meselesidir. Bundan dolayı KTFF'nun duruşu ve toplantılar sonrası alacağı kararlar önem kazanmaktadır.
Son iki haftanın tartışma konusu "şike" ve "teşvik" primleri olmuştur. Feryat eden başkanlar, ağlayan yöneticiler ve dertli antrenörler ekranları resmen işgal etmişlerdir. Bakıldığında, bu anlamsız tartışmaların sonuç vermesini de beklemiyorum. Neden anlamsız tartışma diyorum. Çünkü yalnızca psikolojik baskı yaratıldığına inananlardanım. Ayni senaryoların kaç bin kez yaşandığını biliyor musunuz?
Bu tartışmaları sağ kulağımızı sol elimizle tutmaya benzettiğimden, neden sağ kulağımızı sağ elimizle tutmayalım diye de soranlardanım. Kısacası, sorunların çözümden ama gerçek çözümünden yanayım.
Çözüm arayan bireylerin futbolun kurtuluşu adına, ortaya çıkma zamanı gelmiştir. Ama bu ülkede başta kulüpler olmak üzere, federasyonlar arzu edilen çözüm iradesini gösteremiyor. Günlük hayatımızdaki değişen koşullara hem ayak uyduramıyor, hem müdahale edemiyor, hem de çözüm üretemiyor. On yıl önceki ekonomik koşullarla, on yıl sonrası ekonomik koşulların hayatımızda nasıl farklılıklar oluşturduğunu görüyor fakat icraatta sınıfta kalıyor.
Kulüplerin giderleri ülke şartlarına göre astronomik rakamlara gelirken, bir yıl yöneticilik yapan, ikinci yıl yapmak istemiyor. Sebeplerin çok açık masa üzerinde sergilenip, çözümün ne olduğu bilinirken, görünmeyen o meşhur eller, dinamik iradeyi yenebiliyor.
İşte, bu yapıyı değiştirmek için her kesin irade gösterme zorunluluğu doğmuştur. Bu ülkede şike ve teşvik primlerini önleme adına "play off" sistemini nasıl getirebiliriz, takım sayılarını korkusuzca nasıl azaltabiliriz, vizyon ligi nasıl yaratabiliriz, futbol yasasını nasıl çıkarabiliriz, kulüpler havuz sisteminden nasıl yararlanabilir gibi düşünceleri ivedilikle hayata geçirmemiz, yarı yolu kat etmemiz demektir. Bunları yapmadığımız süre içerisinde bir arpa boyu yol almamız imkânsızdır. Sezona nasıl başlayıp nasıl bitireceğini, kupa ve şampiyonluk primlerinin nasıl ödeneceğini kara kara düşünen bir yapı içerisinde, halen gerçekleri göremeyip değişimden yana olmayan kesimler, hiç kusura bakmasın ama, ağlamaya devam ederken futbola da zarar verebilecektir.
Çözümü de çözümsüzlüğü de yaratacak olan yine kendileridir. Yeter ki birazcık irade...
|