|
Yeni transfer yönetmeliğinin hayata geçmesinden sonra, futbolcu kardeşlerimizin ne kadar bilinçsiz olduğunu gözlemliyorum. Bilinçsiz diyorum, çünkü talep ettikleri ücretler karşılığında, bonservislerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bir diğer değişle kulüplerin ekmeğine koskoca bal sürüyorlar. Kafalar hep geçmişte kalmış. "Kulüpten ne koparırsam" mantığı halen hükümdarlığını sürdürmek istiyor. "Oynayayım da kazanayım" mantığı yerine, oynamadan kazanayım mantığı ne yazık ki hükümdarlığını koruyor. Ama yeni transfer yönetmeliğinde on aylık talep edilen rakamın dört ile çarpılıp, bonservis bedellerinin otomatik olarak ortaya çıktığını, yani futbolcuların kendi bonservis bedellerini, kendilerinin belirlediğini de bir türlü fark edemiyorlar. Örneğin 10.000 pound peşin 2.000 YTL ayda talep eden bir oyuncunun bonservis bedeli 188.000 YTL'dir. 5.000 pound peşin 1.500 YTL talep eden bir oyuncunun bonservis bedeli 114.000 YTL'ye gelmektedir. Peşinatsız bir sezonda 1.500 YTL talep eden bir oyuncunun bonservis bedeli de 60.000 YTL'dir. Kulübünden peşinatsız bir sezonda 800 YTL isteyen bir futbolcunun bonservisi ise 32.000 YTL'dir. Kısacası yeni transfer yönetmeliğinde bir futbolcu kulübünden yıllık talep ettiği miktarı geçmiş yıllarda olduğu gibi kafasına göre belirleyemeyecek. Diyelim ki belirledi. O zaman da kendisini alacak kulüp bedelini ödemek zorunda kalacak. Bunun en somut örneğini mi istiyorsunuz. Son günlerde Çetinkaya futbolcusu Yasin, transfer borsasının gündem maddesi olmuştur. Yasin, geçen sezon Çetinkaya Spor Kulübü'nden yaklaşık 25.000 YTL almıştır. Yeni transfer yönetmenliğine göre, kulübü Yasin'e maksimum bu rakamı önerir ve Yasin hayır derse. Bonservisi otomatik olarak 100.000 YTL olur. Arzu eden de Yasin'i alır. Tabi, Yasin'in de isteklerini karşılayarak. Bu da eşittir minimum 140.000 YTL. O da eşittir yeni bir daire ve yeni bir araba. Eşitleri toplamaya kalktığımızda ise ortaya "acı ama gerçek" tablo çıkıverir. Birçok zorluğa göğüs gererek, büyük zahmetlerle hayallerdeki sımsıcak yeni bir yuvanın kurulma aşamasındaki rakamlar.
Prensip sahibi kulüpler kazançlı çıkacak
Geçiş döneminde kulüpler kısa vadeli başarılardan çok istikrarlı ve prensip sahibi olup, bonkör olmamalı. Belki de yeni transfer edeceği bir futbolcuya harcayacağı para ile gayrı menkule yatırım yapıp geleceği inşa etmeli. Hatta, altyapısı güçlü olan kulüpler her sene futbolcu yerine birer "ev" transfer etmeli. İşte, o zaman kurumsallaşmanın ve kalıcılığın ilk adımları atılmış olur. İşte, o zaman bölge halkları bu gibi yatırımlara destek verir. Aksi halde, geçmişte yaşanan birçok kötü örneklerle yüz yüze geliriz. Yenicami, Akıncılar, Yeniboğaziçi ve en son olarak Ozanköy katliamları hafızalarımızdan silinmiş değildir. Kişilere özel, kısa vadeli düşünen bazı çevrelerin bilinçsizce yaptıkları harcamalar sonucunda ortaya çıkan "vahim" tablolar halen gözlerimizin önündedir. Bu zihniyetler var oldukça kulüplerin başarı göstermesi mümkün değildir. Başarı gelse bile, inanın kısa ve sahte başarıdır. Çünkü, yeni dönemde bu sektör içerisinde geleceğini ipotek altına alamayanlar, bu diyardan gitmek zorunda kalacaktır. Zaten yeni dönemde kulüpçülük anlayışı da bu olmamalı. Bir plan ve program çerçevesinde istikrarlı, güçlü, prensip sahibi, yatırıma açık, ilk aşamada şampiyonluk hedeflemeyip kalıcılığı savunan, titiz, sabırlı çalışanlar uzun vadede başarıyı yakalayacaktır. Avrupa futbolu bu disiplini aşmıştır. Türkiye futbolu ise bu kavramı yeni yeni anlamaya başlıyor. Bizler ise anlıyor ama kişisel egolarımızı tatmin edebilme, büyüklüğümüzü ve gücümüzü ispatlama adına anlamamayı bir marifet sayıyoruz. Diğer taraftan da harcadığımız milyarlara karşılık, 5.000 YTL'lik bir ödenek için grev yapmayı bir marifet sayıyoruz. Bu ne biçim futbol yapısı ve mantığı anlamak mümkün değil, ama yine de çok iyi anlıyorum.
Transfer çalışmalarında herkese başarılar.
|