|
34 günlük futbol özleminin biteceği inancıyla gittiğimiz Lefkoşa Atatürk Stadı'nda Çetinkaya-Hamitköy karşılaşması beni ve maçı izlemeye gelen çok az sayıdaki izleyici sükut-u hayale uğrattı. İnsan düşünür, bizler ve birçok futbol sever bu karşılaşmaları mı özlüyoruz diye. Bunu hem de bir kez değil, bu maçı izledikten sonra belki de yüz kez düşünme fırsatı buldum. Sahada oynanan şey futbol değil, futbola benzeyen bir başka bir şey.
Çetinkaya 2-1'lik skorla Hamitköy'ü mağlup ederken, yalnızca 3 puan aldı, ileriki haftalar için göstereceği performans dünkü oyunu ile merak uyandırdı, çok fazla ümit vermedi. Ben Çetinkaya'yı bu sezon gerçekten geçmiş yıllara oranla vasat bir görüntü içerisinde görüyorum. Ligde istediği yerde olmayan Çetinkaya'dan ümit kesmeyenlerdendim. Kazanmasına rağmen dünkü oyundan sonra bu kadar iyimserliğin fazla olduğuna kanaat getirdim. Çetinkaya, Levent ve Joseph'in yerine getirdiği iki yabancı oyuncusuyla ikinci devreye çok canlar yakacak iddiasıyla başlamıştı. Fall Papa ve Albert'in çok iyi oyuncular olduğu şeklinde yorumlar yapıldı ama bu iki oyuncuyu da gönderilen Levent ve geri gelmeyen Joseph'in eline su dökemezler. Ben bir teknik direktör değilim ama Hakan Altın'ın futbol hayatında ilk kez orta alanın solunda oynadığına şahit oldum. Hakan Altın bir santrfordur ve ileri uçta çok daha fazla etkili olduğunu bu ülkede bilmeyen yoktur. Belki Turan hoca sol tarafta yaşadığı sıkıntıyı bu oyuncuyla gidermek istedi. Fakat Hakan o bölgede Çetinkaya'nın yarasına merhem olacak bir oyuncu değil. Çetinkaya yalnızca iyi başladı, oynadığı bu futbolla diğer rakiplerini devirir mi, bu konuda şüphelerim var.
Hamitköy ise ligde oynadığı her karşılaşmada belli bir süreye kadar son şanslarını denemiş olacak. Çıktığı ilk karşılaşmada bu şansını iyi kullanamadı. Hamitköy takımını ilk devredeki durumundan biraz daha iyi görmüş durumdayım. Bunun yeterli olacağını pek zannetmiyorum. Çünkü Hamitköy'ün ligin altında bire bir rakipleri olacak takımlar puan almaya devam ediyor.
Hamitköy'de azalan ümitlerin gelecek haftalarda onları daha da strese sokacağı kesin. Uzun bir süre bu takımımızın puan kaybına artık tahammülü yok. Ligden kopmak istemiyorlarsa üst üste iyi sonuçlar alıp, kendilerini o tehlikeli bölgeden uzaklaştırmak zorundalar. Artık geçti biliyorum ama ne kadar da antrenmana katılma oranı az olsa da keşke Ayhan'ı da bu takımda tutmuş olsalardı.
Serkan Şimşek, genç ve bence bu maçta başarılı bir yönetim gösterdi. Yedek kulübelerinde oturan kişilerin hakemlerimizin her çaldığı düdüğe itiraz ve isyan etmemeleri gerekir. Çünkü verilen kararlar ve çalınan düdükler genelde doğruydu.
|