Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Bira şişesiyle boğazını kesti
Kıskançlığın böylesi görülmedi
Doğrudan uçuşlar başlayacaktı
Eroğlu şimdi daha rahat
İlk turda biter
Hussain, hastaneye gidemeden öldü
“Işıkları 60 dakika kapatın”

YORUMLANANLAR
Yüzde 24 geriledi [2]
Talat tamam, Tezcan ret [2]
Suriyeli üç sanığa 9 ay [1]
Biz çözemedik [3]
Tek istekleri ilgi [1]
30 bin TL ödedi, mahkeme gününe dek serbest kaldı [1]
24 bin 375 TL’yi cebe indirdiler [1]
Ziyamet köyünde soygun ve kundaklama [1]
Halk etkilenmez [1]
Alkol uçurdu [5]
Uslanmayan gençler hapiste [1]
Hırsızlığa 18 ay ceza! [1]
Ceyda, “Miss Turkey” olmaya aday [2]
Ankara bu işin dışında [1]
UBP, yargısız infaz yaptı [1]
Taş yerine oturdu! [8]
Tatar: Zararın tamamı ödenecek [1]
Denizde facia [1]
Brown: Kıbrıs’ta anlaşma çok önemli [1]
Trafik böyle! [9]
Poliste 3 gün daha kalacak [1]
Ali Adanur son yolculuğuna uğurlandı [1]
Adil çözüm zor [2]
Adanur’un ölümü sorgulanıyor [2]
Eşiyle kavga ettiği için çalmış! [1]



CMC= "Ölüm vadisi" tamam da bunları biliyor muydunuz?

Dilek ÇETEREİSİ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Ocak 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

CMC gezisinden notlar... CMC gezisinden notlar... CMC gezisinden notlar...

Dilek ÇETEREİSİ

- 10 MİLYON TON ZEHİRLİ ATIK VAR... Narenciyesi ve yeşili ile ünlü Kıbrıs'ın batısındaki Lefke kasabası ve Gemikonağı'nı yıllardır tehdit eden zehirli maden atıklarının yarattığı çevre katliamı sürüyor. Kıbrıs'ta 58 yıl maden işletmeciliği yapıp Ocak 1975'te bir gecede adayı terk eden Amerikan maden şirketi CMC'nin (Cyprus Mains Corporation) geride bıraktığı yaklaşık 10 milyon ton zehirli atık, Lefke ve Gemikonağı'nın adını "ölüm vadisi" olarak değiştirdi. Lefke ve Gemikonağı'nı yıllardır için için kemiren hatta Akdeniz'de kıyısı bulunan tüm ülkeler için de çok büyük bir tehdit oluşturan bu atıklar, yöredeki insanların sağlığı kadar hayvanları, bitki örtüsünü, yer altı sularını ve denizi de her gün zehirliyor. Yörenin denizi bile maden atıklarından dolayı gök mavisi değil, kırmızı renginde. Özellikle yağışlı havalarda Gemikonağı denizi, bir boydan bir boya içindeki pisliği renk değişikliği ile dışa yansıtıyor.

- OT BİTMİYOR, ÇİÇEK AÇMIYOR... Bölgede maden atıklarının işgalinde olan kilometrelerce alanda yıllardır tek bir ot bitmiyor, çiçek açmıyor, hayat belirtisi olabilecek bir bitki yeşermiyor. Yörenin en güzel toprakları, içme ve kullanma suları, maden atıklarından dolayı zehir riski de taşıyan ağır metal tehdidi altında. CMC'nin bölgede yarattığı çevre felaketi defalarca uzmanların raporlarına da yansımış ancak bu felaketten kurtulmak için bir arpa boyu yol alınamamış.

- GÖLETTE AĞIR METALLER VAR... Bölgede maden atıklarından nasibini alan Gemikonağı Göleti için de hiç de hoş olmayan bulgular ortaya çıkarılmış. Öncelikle 1994'te yapımı tamamlanarak devreye konulan 4 milyon metreküp su kapasiteli Gemikonağı göletinin yanlış yere yapıldığı ve ağır metaller içeren gölet suyunun "içme" ve "sulama" amaçlı olarak kullanılmasının sakıncalarına defalarca dikkat çekilmiş. Uzmanların raporlarında, "Gemikonağı Göledi'nin sulama amacıyla devreye girmesinden sonra maden atıklarından kaynaklanan ağır metallerin sulama suyunda kirlilik oluşturduğu saptanmış ve önlemler alınıncaya kadar gölette tutulan suyun, yaprağı yenen bitkilerin üretiminin yapıldığı Lefke yöresinde veya genel bir ifadeyle tarımsal amaçlı kullanılmasının son derece sakıncalı olacağına vurgu yapılmış. Oysa göletten her gün tonlarca su pompalanarak sulu ziraat yapılıyor. Ağır metaller açısından oldukça zengin bir suya sahip Gemikonağı Göledi'nden pompalanan su ile Lefke ve Güzelyurt bölgelerinde narenciye bahçeleri sulanıyor, her türlü sebze ve meyve yetiştiriliyor.

- AB, 900 BİN EUROLUK KAYNAK AYIRDI... KIBRIS dün CMC atıklarının bulunduğu Lefke ve Gemikonağı yöresine, hükümet ve yerel yönetim temsilcileri ile çevre örgütlerinin de katıldığı bir inceleme gezisi düzenledi. Birkaç saat süren bu inceleme gezisinde yöreye yaşam hakkı tanımayan bu zehirli atıkların yarattığı çevre felaketi bir kez daha gözlemlendi. Özellikle de AB'nin CMC için 900 bin euroluk kaynak ayırması bu beladan kurtuluş yolundaki umutları biraz filizlendirdi; bu yönde yapılabilecekler saptanmaya başladı. Dünkü inceleme gezisinde yetkililerden ve özellikle de çevreci örgütlerden yükselen feryatlarla belki de kitaplar yazılabilir ancak bu köşede daha çok bugüne kadar pek işitmediğimiz birtakım acı gerçekleri sizlere aktarmaya çalışacağız.

- CMC'NİN "TAŞI TOPRAĞI ALTIN" ASLINDA... Gemikonağı'ndaki CMC tesislerinde 12 atık havuzu bulunuyor; yani 12 zehir havuzu. Buradaki atıklar yeşile çalan bir renkte oldukça ürpertici bir görüntü yansıtıyor. CMC bölgeden 2.5 ton altın, 41 ton gümüş çıkarmış. Ancak uzmanlara göre hâlâ bölgede 200 kilo civarında altın bulunuyor. Üstelik bu altınların oldukça ciddi bir zehir olan siyanürlü olduğu söylentileri yoğunlukta. Çevreci örgütler, üzerinden "kuş uçmaz kervan geçmez" bu topraklarda halen altın madeninin var olduğundan söz edince akıllara, belki de bugüne kadar ilgisizlikten kıvranan bölgeye ilginin artmasına yol açabileceği ihtimalini getiriyor.

- ALMANLAR CMC'Yİ BOMBALAMIŞ... Hayretler içerisinde kaldığımız bir diğer bilgi de II. Dünya Savaşı yıllarında yaşanmış. Dünyadaki altın ve siyanür kavgalarından Kıbrıs da nasibini almış, hem de CMC yüzünden. Rivayete göre II. Dünya Savaşı'nda Almanya, Kıbrıs'a iki kez hava saldırısında bulunmuş ve bu saldırılardan biri de CMC'nin maden tesislerine yönelikmiş.

- SARIŞIN BOMBALAR ZEHİRE MEYDAN OKUDU... CMC'deki inceleme gezisi sırasında duyduklarımızla şok üstüne şok yaşıyoruz. Atık bölgesine aslında astronot kıyafetleriyle girilmesini gerektirecek düzeyde olan tehlike, manken hanımlar için bulunmaz "hint kumaşı" olarak da değerlendirilmiş. Meğer bir süre önce bölgede sarışınından tutun da zencisine kadar birçok manken, maden atıkları üzerinde boy boy pozlar vererek kartpostal çekimleri yapmış. Üstelik de zehirlere aldırış etmeden bikinilerle sere serpe uzanmışlar maden atıklarının üzerine....

- 16 BİN ÇAM FİDANINI DA YUTTU.... Öte yandan CMC atıklarının bölgeye olabilecek olumsuz etkisini azaltmak için atık havuzlarının çevresine ekilen tam tamına 16 bin çam fidanı da kuruyup gitmiş. Bu ağaçlarla maden tozlarının çevreye dağılması engellenmek istiyormuş ama hayatta kalan tek bir fidana rastlamak mümkün değil. Çevreciler, bölge için en ideal ağacın akasya olduğu konusunda birleşiyor.

- KARADAĞ'IN EFSANESİ.... Yol boyunca yapılan sohbetlerde bir başka efsane de Karadağ bölgesi için anlatıldı. Rivayete göre, bir zamanlar CMC'de çalışan işçiler için yapılan evlerin bulunduğu Lefke'deki Karadağ bölgesinin adı ta Cenevizliler ile Venediklilere kadar gidiyor. Meğer bu kavimler de o zamanlar bölgede maden çalışması yapıyormuş ve bölgeden çıkarılan kocaman siyah taşlar, şimdiki madencilik terimiyle maden curufları bölgeye Karadağ isminin verilmesinin nedeniymiş.

- GÖLETİN ALTINDAN FAY HATTI GEÇİYORMUŞ.... CMC'nin bakır madeni çıkardığı Lefke Karadağ bölgesi de Gemikonağı'ndaki "hayalet" görüntünün bir benzerini yansıtıyor. İçme ve kullanma suyu amacıyla TC'nin ülkede yaptırdığı en büyük gölet olduğu söylenen Gemikonağı Göleti de benzer tehlikeleri barındırıyor. Bu gölet için söylenenler de tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Öncelikle zamanında bin bir "dalevera" ile göletin yanlış yere, maden atıklarının bulunduğu bölgeye inşa edildiği belirtiliyor. Lefke ve yöresine içme suyu sağlayan kuyuların da maden atıklarının bulunduğu bölgede olması, içme suyuna zehirli ağır metallerin karışma riskini artırıyor. Nitekim geçmişte yapılan tahlillerde bu kuyularda ağır metallere de rastlanmış. Gölet suyu da aynı durumda. Bunlar yetmiyormuş gibi göletin altından fay hattı da geçiyormuş. Olası bir depremde bölgenin taşıdığı riski düşünmek bile insanı ürpertiyor.

- GÖLETE 40 BİN BALIK ATILMIŞ, RUHLARINA "EL FATİHA"... Demir, bakır ve mangan gibi ağır metal zengini olduğu analizlerle de kanıtlanmış olan Gemikonağı Göleti'nde canlı yaşamadığı bazı deneyimlerle de görülmüş. 1995 yılında gölete atılan 40 bin balığın tümü de ölmüş. Bu başarısız deneyimden epeyce sonra ikinci bir girişim daha yapılarak gölete bu kez aynalı sazanlar atılmış. Bakılmış ki aynalı sazanlar hayret ki ne hayret yaşıyor. Kocaman olmuşlar, bölge halkı bu kez orada balık avlamaya başlamış. Ne maden ne zehir kimsenin umurunda değil. Tutmuşlar balıkları ve bir güzel yemişler. Balıkların sağlıklı olup olmadığı ise halen tartışma konusu.

- UNOPS 1 MİLYON DOLAR VERMEYE HAZIRDI Kİ OLANLAR OLDU... Anlatılanlara göre, UNOPS CMC atıklarının temizlenmesi için 1 milyon dolarlık kaynak sağlayacağını taahhüt ettiği, UBP-DP koalisyonunun işbaşında olduğu 1993 yılında CMC, "serbest bölge" adı altında Doba adlı bir şirkete kiralanmış. Fakat yörede istenilen olmamış. Çiçeği burnundaki Çevre Bakanı Asım Vehbi, dünki incelemeler sırasında Doba şirketinin taahhütlerini tam olarak yerine getirmediğini ifade ederek, konunun hükümet düzeyinde ele alınacağını ve söz konusu şirketin CMC'den çıkarılacağını söyledi. Fakat Doba şirketinin de sözleşme gereği bölgeden çıkmak için 7.5 trilyonluk tazminat istediği de dünkü inceleme sırasında uzun bir gündem maddesini oluşturdu.

- 265 MİLYON DOLARLIK EKONOMİK DEĞER, 500 MİLYON DOLARLIK YATIRIM... CMC'nin 10 milyon ton dolayındaki maden atığının ekonomik değerinin 265 milyon dolar olduğu da söyleniyor. Ancak diğer yandan da atıkların temizlenmesi için gerekli olan kaynağın ise 500 milyon dolar civarında olduğuna vurgu yapılıyor. Yani CMC belasından kurtulmanın maliyeti çok ama çok kabarık.

- GANİMET EKONOMİSİ YAĞMAYI DA GETİRDİ... Sohbetlerin derinleştiği anlarda CMC'den geriye kalanların ne olduğu sorusu yöneltildiğinde aldığımız yanıtlar hiç hoş değildi. Yetkililer ve ilgili çevreler, ağız birliği yapmışçasına CMC mirasının yağmalandığını söylüyordu. Peki neler yağmalanmıştı. Yetkililerden biri bunu "Biz en büyük hatayı 75'te yaptık. CMC'yi Devlet Emlak Malzeme'ye vererek en büyük hatayı yaptık. Mamül ve yarı mamül tüm malzemeyi Devlet Emlak Malzeme'nin uhdesine verdik. Sonra da herşey yağmalandı" ifadesini kullandı.

- "SADECE SAYIM İÇİN 3 AYIMI VERDİM"... Daha sonra aynı yetkili, CMC'den geriye kalan mirasın ne denli büyük olduğunu ortaya koymak için bir örnek vererek, "1983'te CMC'nin kapalı ambarının sayımında bizzat bulundum. Bu sayımı 3 ayda bitirememiştik" deyince, herkesin gözü deyim yerinde ise "faltaşına" dönüştü.

- 10 MEGAWATTLIK ELEKTRİK SANTRALI HURDA DİYE GİTTİ.... Bir diğer yetkili söze karışarak şunları anlatıyor: "Güzelyurt'tan Yeşilmarmak'a kadar olan bölgenin elektrik ihtiyacını karşılayacak güçte bir santral vardı. 10 megawatt gücündeki bu santral için devlet hurda ihalesine çıktı ve bu santral parçalanarak satıldı. Her biri 1 megawatt gücündeki 10 üniteden oluşan bu santralın bir ünitesi bakımda idi ama 1983'te biz çalıştırdığımızda diğer üniteler çalışıyordu"...

- ŞİMDİ HİÇBİRİ YOK.... CMC tesislerinde malzemelerin yanı sıra çeşitli atölyelerin varlığından da söz edildi. Bunlar marangoz, döküm, torna ve motor atölyeleri imiş. Yetkililerden biri daha da ileri giderek burada gemi yapılabilecek bir sistemin varlığından söz etti. Ancak şu anda bunların yerinde yeller esiyor. Konuşma şöyle sürüyor: "2004 yılında Devlet Emlak Malzeme Dairesi ile bir protokol yaparak envanteri aldık, ayırmaya çalıştık. 10 bin küsur harita ve teknik resim ortaya çıktı. Biz işin içinden çıkamayınca yine bir protokolle bunları YDÜ'nün büyük kütüphanesine verdik"...

   4865 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Şubat 2010, Cuma   CTP, meclisi terk etti
12 Şubat 2010, Cuma   “Mecliste in-cin top oynadı”
09 Şubat 2010, Salı   Mecliste kıyametin koptuğu an…
29 Ocak 2010, Cuma   Kapak meselesi gündem oldu
22 Ocak 2010, Cuma   “7 dağın efesi”
15 Ocak 2010, Cuma   “Bay narenciye kayıp”
08 Ocak 2010, Cuma   Aslanbaba: “İpsaro’ya alçı taşı ocağı açılmalı”
29 Aralık 2009, Salı   Zengin: “vallahi, billahi isyan edeceğim”….
25 Aralık 2009, Cuma   “Meclis maskara değil”
22 Aralık 2009, Salı   “Olur, süt !…”



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,5143 1,5250
1 EURO 2,0708 2,0854
1 STERLİN 2,3141 2,3313



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Sıcak günler başlıyor

Ali Baturay

KOMŞUDA MATEM VARKEN, SİZ GÖBEK ATABİLİR M...

Ahmet Tolgay

Bir yaşlılar yuvasında…

Bilbay Eminoğlu

Çıplak Hasan ve Balık Mehmet

Akay Cemal

KKTC seçimleri ve dıştan ahkâm kesmeler...

Dilek ÇETEREİSİ

CTP, meclisi terk etti

Serhat İncirli

Seçimlere doğru “hipokratik” ç...

Mehmet Hasgüler

Kıbrıs’ta Poliannancılık Ya da Kekli...

Prof. Dr. Ata ATUN

AB’nin Rumlara Açtığı Kapı

Aytuğ TÜRKKAN

VEKİLLER DE ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYSUN

Uzm. Mine Çağlar

Bağırsak (Kolorektal) kanserlerinden korun...

Dr. İsmail KEMAL

Ne olacak Euro bölgesinin hali?

Oğuz Metiner

Yenilenme: Bilinçli Yenilenme

Harid Fedai

Yangın Yardımları

Çise ÜNLÜER

İlk ekolojik başkent

Psikolog Ayla Kahraman

"Genç Yaşlı" Olmak

Türem Delikurt

Çoğumuzun aklına takılan bir konu

Faize TARAZİ

Kent planlama yetkisi belediyelere verilme...

Semra Galip PAŞAZADE

GELENEKSEL BİR SEÇİME DOĞRU

Nevruz TAYDEMİR

Şifalı bitkiler ile...

Dt. Kemal TAŞÇI

AĞIZ KOKUSU ( HALİTOSİS )





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital