Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Girne gecelerine adını yazdırıyor
Hamis Kasımpaşa'da
Boşa giden paralar
Sarp Başkent'le "Nikahı kıydı"
Türkmenköy transfere hız verdi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KİTAPLARI ÇALINAN ADAM

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Ocak 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sesinin ve harflerinin dokunduğu yeri başkalaştıran bir büyüsü vardı... En çok gece yarılarında çalardı düşler kapısını, en çok gece ayazlarında koyardı ona cızıltılı yalnızlığı. Savruktu, herkesle anlaşır, hiç kimse ile kalabalıklaşamazdı. Gümüşten kelebekler saklardı saçlarında. Saçları kaçabileceği en uç noktasıydı. Karlı, buz tutmuş bir kış gecesinde penceresini tıklatan yalnızlık sesiyle sarılırdı kitaplarına. Bir sevgili, bir anne, bir eski dost olurlardı ona. Onlara daldığında kendini uçsuz bucaksız ülkelerin olmayan kentlerinde sanırdı. Onlara sarılınca ada kızlarının tuzlu dudaklarının tadını alırdı. Kitapları en eski yalnızlığıydı, kitapları en paslı sarılışıydı. Sisli dalgaların boş bıraktığı o dalgalı sahil bankının tek tanığıydılar. Birkaç yaşam öncesinden devraldığı bir iç yarasının izleri vardı ellerinde. Yolculuklarının pusulasında durmak, soluklanmak, geriye bakmak yoktu. Haritası, kendine ayarlı bir düşün yollarını gösteriyordu. Yatağının sol boşluğundaki çukura yatırıyordu kitaplarını. Kitapların içinden süzülen kahramanlar o uyurken üzerini örtüyorlardı.

"Mırıldandığı şeylere" dönüşen yaşamların sabahlarına koşardı. Alarmlar çalardı ve susardı gecenin karanlığında. Adam hep karanlığını sabahlara saklardı. "Mona Roza" gelirdi rüyasında kollarına, "Emperyal Oteli'nde 4 gün 4 gece" saati durdurarak sabahlardı. Bülent Ortaçgil "kendi kendime soramadım niye?" diye bastığı notaların çığlıklarını yollardı günaydınlarına. Turgut Uyar "İçim güvercinleri okşamış gibi rahat" diyen bir "senfoni"nin ulaşılmazlığıyla süslerdi uykularını ve en doğru, en yalın, en derin "belirsizlikler"ine Edip Cansever "kanlı bir mendil" uzatırdı..

Yine kitaplarıyla sabahladığı bir gecenin ardından ağır bavuluyla, bir kadın çıkıp gitti yaşamından. Bir yaşam çıkıp gitti kapısından. Bir hapishane güncesi, bir ideoloji harabesi çıktı gitti odadan. Demlenen çayın kokusu gitti, çocuk adımları, kahkahaları, kavgaları, bulantıları gitti. O gittikten sonra öğrendi adam fotoğraflarını işportacılara satmayı. O günden sonra öğrendi bir yolda yürümenin zincirlerinden kurtulmayı, özgürlük denen bağımlı düşün hapsettiği yaraları. Bir bavulun içine sıkıştırılan, sığışan nice anıyla birlikte kitaplarını da (ç)alıp gitmişti kadın. Bir bavulun içine koskocaman bir hayatın artıklarını, mavi renkli günlerin kırıklarını ve kitaplarını (ç)alıp götürmüştü. Boşlukların ortasında aşksızlığı yetmezmiş gibi kitapsızdı artık. Pusulasız, rotasız, haritasız bir yolculukta hissetti kendini. Çıkmaz bir tabela gibi kendini gecenin kollarına vurdu. Gözlerine yerleşen boş banka koştu yeniden. Bir-iki yorgun balıkçı, birkaç sokak kedisi ve martıların aç çığlıkları düştü payına.. Kahramanlarını kaybeden öyküler gibi sahipsizdi artık. Gece, gözlerini gözlerine dikince sahildeki bankın üzerine deniz kapkara kusmuklarını sürüyordu sanki. Evsiz, yurtsuz, milliyetsiz bir kimliksizlikle döndü evine... Kapının vurularak çıkılan sessizliğine alışmaya çalışarak gitti. Kitaplarından uzak kalamamanın verdiği o derin kesiklerle bomboş bir evin, bomboş rafları karşıladı adamı... Yıllarının, yollarının, sancılarının tanıkları, kitapları artık yoktu. Kadın kitaplarını da çalıp götürmüştü yaşamından. Şimdi yeniden kurgulayamayacağı bir öykü kalmıştı "O'ndan geriye... Bundan sonra, gittiği bütün yerler yarım, öptüğü tüm dudaklar tuzsuz/tatsız olacaktı. Artık biliyordu ki, kitapları/sevdaları çalınan adam olarak kalacaktı geride...

 

 

Sanatta kişilik, sanatçının ne söylediği değil, eserini nasıl söylediği, nasıl yaptığıdır.

(Ali Atakan)

 

MATEM

Batıp batıp çıkmaktayız cama kesmiş sularda

Bulutlara kulak verin bir matemi çalmakta

Rengi nedir unutmuşuz biz nicedir çiçeklerin

Adı nedir bilen var mı yarım kalmış heveslerin

Her gün daha azalmakta gökyüzünde uçurtmalar

Yangınlardan kopup gelmiş söylediğimiz şarkılar

Sanki bizim değil gibi ciğerlerimizde hava

Ciğerlerimizde koptu ha kopacak fırtına

Sesler hani çizgi hani dağlar denizler hani

Kara kalleş bir körebe oyun kurmuş birileri

Bir kanadı kırılmıştır uçamıyor serçe kuşu

Karıncanın darmadağın yuvasına giden yolu

Gökyüzünde uçurtmalar her gün daha azalmakta

Bulutlara kulak verin, bir matemi çalmakta

Bülent Fevzioğlu (Bir Yanım Yazı, Bir Yanım Şiir)

---------------------------------------------

AŞKolsun HOCAm

(Ali Atakan' ın güzel anısına)

o üç resim vardı ya

'al da gel' demiştin atölyeye

alacaktım, gelecektim

üçü dört yapmak istedim sadece

ondan geciktim

aşkolsun hocam bekleyemedin...

ama söz, resmin şiirinden gittiğim yolu

tersine yürüyüp geçeceğim

bir kez daha o karanlık ormandan

kaşınırken orangutanlar

eğilip fısıldayacağım yüreğimle

adını kulaklarına aşkın resmin

hadi hocam takın karizmanı

kaldır kaşını

sıraya çek yaşamak tembeli öğrencilerini

ve ciddiye aldın bir kez

unutma sakın beni

Ayşen Dağlı

24 ocak 2007

Başucu Kitapları

Ev sessizlik içindeydi, ölümün kadifeden ayakları gezinir gibi. Gürültü yapılmıyor, herkes alçak sesle konuşuyordu. Ve ben "O"nu düşünüyordum. Kahkahalarını, konuşmalarını. Dışarıdaki cırcırböcekleri bile sakalının çıkardığı hırt-hırt sesini taklit ediyorlardı. Şimdi acının ne olduğu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu acı. Acı insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta, en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.

Şeker Portakalı (Jose Mauro De Vasconcelos)

Zamana Asılı Mektuplar:

Gölgeni bile görsem bir damla insanlaşacaktım. Olmadı. Beyaz bir sabahtı oysa özlediğim. Bu soğuk ve tatsız kış gecesinde başımın üstünde uçuşan bu küskün bakışlar, bu acı şarkılar niye? Bu zorlanmış satırlar, bu yazılmayan öyküler kimin? Neden bavullarını bile toplamadan gidiyor tuvallerden sancılar, neden vedalaşmadan gidiyor kalemlerde acılar? Söyle, ne kaldı şimdi elimizde, barış güvercinlerinin gölgelerinden başka? (B.B.)

   2350 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
13 Temmuz 2008, Pazar   GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ
27 Haziran 2008, Cuma   Bırak Saçlarını İstanbul Rüzgarına
20 Haziran 2008, Cuma   BAŞKALDIRICI HAZİRAN
14 Haziran 2008, Cumartesi   UÇAKLAR DÜŞERDİ ARAMIZA
06 Haziran 2008, Cuma   Masallara İnanmak/ Masallara Sahip Çıkmak
30 Mayıs 2008, Cuma   Bir yanımda Çin Bir yanımda Myanmar
23 Mayıs 2008, Cuma   GÖNLÜ GÜVERCİNLİ BİR ŞAİR: TEKİN GÖNENÇ
16 Mayıs 2008, Cuma   EY GÜZEL ÇOCUK, DİNLE


Yorum Sayısı:   1
  Mevhibe SOy         - Lefkosa 30 Ocak 2007, Salı 17:26 
Zorluklar varsa arada, INSANSIN! Engellere harcanmayan gunler ne gune. Dayat ki yasadigini anlayasin. Dayan, diren, citayi hep boyle yuksek tut.. Devam..


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1901 1.1984
1 STERLİN 2.3847 2.4025
1 EURO 1.8945 1.9078



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KİM YARDIMCI OLACAK?

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Londra Türklerini kim dinler...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Hristofyas, kedi fareyle oynarcasına oynuy...

Ahmet Tolgay

DÜNYANIN MERKEZİ VE GİZLİ AŞKLAR...

Bilbay Eminoğlu

Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marif...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Cilt kanseri ve risk faktörleri

Dr. Umut Altunç

Plaj Çantanızda Bulunması Gereken 10 Şey

Aysu Basri

MASKESİZ BİR ÖZGÜRLÜK, İSTANBUL

Sevilay SADIKOĞLU

Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyoloj...

Dr. İsmail KEMAL

Su, geleceğin en önemli sorunu

Emin AKKOR

Ahtapotun kollarından kurtuluş yok

Oğuz Metiner

Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

Döşünden Yaralı Dağlar

Beste SAKALLI

ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR

Psikolog Ayla Kahraman

Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?

Osman Ertuğ

20 Temmuz 1983: Bugün aynı "tabloyu...

Bener HAKERİ

NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?

Ata ATUN

BU SENEKİ MESAJLAR ÇOK FARKLI

Mehmet RATİP

Olağanüstü hallerimiz

Dr. Orhan Aydeniz

Taş Ocakları Hakkında Görüşler

Harid Fedai

Osmanlılardan Vatan Sevgisi

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital