|
Işık yanar ve susar. Gecedir. Bilinmeze gebedir. Dağdan iner ve hesap sorar: (*)"ey ulu yıldız..! kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı, saadetin nerde kalırdı..!", varlığın neye yarardı, seni bekleyen gün olmasaydı..?
Sorular biriktirir dönüş yolculuğuna. Kendi ışığının dozunu ayarlamaya çalışan bir kılıf giydirir geceye. Güneşin koynunda karanlıkta kalmış bir yüzyılın acılarına tanıktır. Çıkar saklandığı inden, tüm aşkları tüketmiş, tüm kitapları okumuş, tüm şifreleri çözmüştür, tinin ve yetkinliğin terkedilmişliğiyle.

Işık susar ve ıslanır. Yalnızdır. Tarihin kekemeliği yazılmamışlığın ardında kalır. İner dağından. Başağrılarının bıkkın, yorgun bunaltısıyla, güneşin yabancı gözleriyle görür yüzyılların sonrasına düşecek karanlığı. Okunacak nice satır saklar heybesinde, zaman yazma zamanıdır. Yaşama yazmanın sanatıdır. Yaşamak kişiye hastır...
Yaşamın, yalnızlığın, kalabalığın verdiği acılardan kaçmak için migrenin yalancı sanrısına sığınır. İpinin üzerinde düşmeden bin bir türlü manevrayı yapan cambaz gibi dünya üstünde yaşadığını sanan ve oyunlarla ayakta duran benzerlerini düşünür. Yüreği ağzında, ruhunun yere çakılışını seyreden bir beden gibi bakar ardından yazacaklarının. Görebilmenin bedelini öder aldığı her nefesin ciğerlerini mahveden ezberinde
İnsanlar arasında olmanın ormanda kaybolmaktan daha riskli olduğunu öğretir ona zaman; öğretir, doğanın anaç tehlikelerinin, vahşi medeniyetinin bile bir erdemi olduğunu. İnsanlar arasında, otların gizinde yaşayan yılanlardan daha tehlikede olduğunu bilir. Yılanın zehrini nerde sakladığını, hangi türünün zararsız olduğunu, ne zaman saldırabileceğini öğrendiği yıllardan sonra yüzüne bir duvara bakar gibi boş bakan insanların zehirleri için bir panzehir arayacak kadar dibe batmayacağını da...
Güneş doğar ve kaçar.. Kendi yangınının, kendi yazgısının ardından bakar. Zaman herşeyi değiştirerek doğanın tüm kurallarını kendi elleriyle bozar. Dağlardan iner ve seslenir:
(**)"dağlarda en kısa yol doruktan doruğa olandır, ama bunun icin uzun bacakların olmalıdır..."
(*),(**) (F. Nietzsche)
-----------------
İnsan kendini hiçbir yerde, karıncalar gibi kaynaşan kalabalığı yarıp geçtiği zamanki kadar yalnız hissedemez. (GOETHE)
-----------------
TABLET :8 (İÇİMDE KENDİNİ BOYUNA TEKRARLAYAN BİR DİPNOT)
Yüreği nerde gömülüdür
Nerde gömülüdür bu halkın yüreği
Hangi zaman kayasının altında
Artık kemikleri bile kalmayan onca acı?
(Bu da bir oğlunun sesidir
uçuşur rüzgarında,
ama o değil de Acı'dır
imzasını bu şiir/lerin altına atan
ve yüreğinde hala umudun o do sesi!)
Fikret Demirağ
(Limnidi Ateşinden Bugüne - Galeri Kültür Yayınları)
-----------------------

GÖNLÜ GÜVERCİNLİ KADIN
önce sesin geldi
aralandı kapılarım
ardında şaşkın bulutlar çıkmazı
sonunda sen
gönlü güvercinli kadın
köpüren simsiyah saçlarınla
günler boyu koşuşup durdun
içimin aykırı ırmaklarında
gamzelerinde gizlediğin
o binlerce yıldızı
döküp de şimdi üstüme
söyle nereye
artık herkes
tutsun da elinden kendi şiirinin
tersinden mi girsin
ölü kelebekler sokağına
sen bende daha bitmedin ki
gönlü güvercinli kadın
Tekin Gönenç (Gönlü Güvercinli Kadın - Varlık Yayınları)
-------------
VASİYET
Ardımdan karanfiller bırak
Masama kadınım.
Gelenekleri sevmem bilirsin
Ama sen yine de bırak.
Belki ölünce değişirim..
Sedat Demirsoy (Ankara)
---------------
BİR ÇİFT...
Filtreden geçmiş sözcüklerin ardından kalansa
şiir
ve aşk
ruhun arınmışından kalansa geriye
evet
şiir aşk aşk şiir
şşşş!
bir
çifttir.
zehra n.
---------------
BAŞUCU KİTAPLARINDAN
Şimdi kendiniz söyleyin bu şarkıyı, "Bir kez daha"dır şarkımın adı, "tüm sonsuzluğa!"dır anlamı, söyleyin daha yüce insanlar Zerdüşt'ün şarkısını:
Ey insan! Kulak ver! Derin gece yarısı ne söyler?
"Uyudum, uyudum
Uyandım, derin rüyalardan:
Derindir dünya
Daha derindir, gündüzün düşündüğünden
Daha derindir acısı
Haz - daha derindir yürek acısından:
Acı der ki: Yok ol!
Oysa tüm hazların istediği bengilik
Derin mi derin bengilik!"
Böyle Söyledi Zerdüşt -F. Nietzsche
( Çeviren: Mustafa Tüzel -İthaki Yayınları)
-------------------
ZAMANA ASILI MEKTUPLAR
benden söylemesi; bizim su'yun sizin su'dan hiç mi hiç haberi yok.
senden söylemesi; güneş doğu'da yabancı batı'da yalancı şâhit.
ondan, söylemesi; aşkdenizli martılar çığırtkan birer yeminli tellâl.
bizden söylemesi; gemiler yüzer gibi, kuşlar uçar gibi piyasa yapıyor.
sizden söylemesi; sözcükleriyle ayağa kalktığında oldukça uzun boylu şairi kimse tanımıyor
onlardan söylemesi; bizimkiler su'ların arkasından yüzüne konuşuyor.
Sezai Sarıoğlu
|