Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Yönlendirme sınavlarının sonuçları açıklandı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

MASALSIZ KALAN ÜLKE

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Nisan 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir varmış, bir yokmuş… Ezbere bir düzende, dört köşeli bir düzlükte, eksiklerin ve noksanların aritmetiğinin çıkarılamadığı bir ülke varmış. Öyle bir ülkeymiş ki bu, insanlar gülmeyi beceremedikleri için bilgisayarlar aracılığıyla gülme, öpme, sevme, özlem sembollerini yollarlarmış birbirlerine. Öyle çok ağrırmış ki başları, düşlerini ve düşüncelerini kullanmayı unuturlarmış. Başağrılarını dindirmeye yetmezmiş ağrıkesiciler ve ne nane limon alabilirmiş mide yanmalarını, ne de  ilaçları varmış yatıştırmak için ruh spazmlarını. O ülkedeki evlerde masalların yerini cd’lerdeki süper kahramanlar, çocuk hayallerinin yerini ise aksiyonlu dövüş sahneleri almış. Bir ülke ki mal varlığı arttıkça masalsız ve yoksul kalmış…

 

 

“ Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken” diye başlayan masalı kalmayan bu ülkede “yok” var olan en çok “şey” olarak geçermiş kayıtlarda. Ne yana dönseniz eksik bir insan, yarım bir ekmek, terkedilmiş bir cümle karşılarmış sizi olmayan sokaklarında gezinirken. Az da olsa yoku var etmeye çalışan işçiler, yüreklerinden sızan ter damlalarını sürme yapıp çekerlermiş gözlerine. Azmışlar, sevgisiz bir dünyanın yeldeğirmenleriyle dövüşmekten bir “şey” olunamayacağının yenikliğiyle, sessizmişler. Üstleri başları yırtıkmış, eskiymiş sevdaları ve kapkara is kokusu taşırmış hep bakışları... Bu işçiler hala masallara ve sevdalara inandıkları için dozerin başına geçerek kepçeyi daldırırlarmış anıların düşüncesine. Üst katmanlarda aşina yüzler, gelemeyen günler hırpalansa da eski günlerin gömütünü bulmak için durmadan, tınmadan, gülmeden çalışırlarmış. Sarsılan bir geçmişin iniltilerinin duyulduğu toprak direnince, işçiler dozerden inip kazmayı, çapayı alırlarmış ellerine. Bu, daha ince kesitleri geri getirme yanılgısını taşırmış hep içlerinde. Dozerleri düşleri, kazmaları sözleri, çapaları inançlarıymış. Tek bir damla kan akmadan yaralanırlarmış masalsız kalan ülkede.

 

Yoklar ülkesinde yoksulluk, çocukların bir parça düş kırıntısını bilgisayarın search tuşunda aramalarıyla başlamış. Aşk denen efsanenin inancı kalmadığı için yoksullar ülkesinin kahramanları binbir çeşit sevgi ve özlem kartlarını iletirlermiş süslü ama kokusuz mektuplar eşliğinde.  Tanrısal bir güç ve tuşlu bir hükmedişle isimler kroslanır, bloklanır, silinir, yutulurmuş kurmaca bir mengenede. Bu masalsız sanal çöplüğe nice isim, an, duygu atılır, satılır, yakılırmış hayasızca.. Bu dünyayı sokaklarda pirili oynayan çocuklar bilmezmiş, bilse de kullanmaz, kullansa da sevmez, sevse de öpmez, öpse de barınamazmış. Dizlerinde yaraları kanayan çocuklara klavyeler bir bardak su veremez, bir parça ekmek ve hellimin iştahlı tadından  yoksun bırakırmış.

 

Gün gelmiş korkunç yokluklarla sanallaşan ülkede yaşayan çocuklar, hayatı herşeyin sembollerinin yapıldığı bir dünyadan ibaret sanmış. Gün gelmiş şiirler isyan bayraklarını açarak, çıkarıp başını antolojilerden hesap sormuş “üşüyorsun ceketimi al” diye yüreğinin sıcaklığını veremeyenlerden…

 

Yoklar ülkesinde varolmak nice varlık arasında yokolmanın kaderini taşırmış içinde. Köşe başlarında bekleyen ölü sorgucuları ellerinde küf kokan bir parça ekmekle işçilerin başında nöbet tutarken, ağzından salyaları dökülen tarih yazgıcıları stokta kalmayanlar listesinin en başına “insan”ı yazmış. Zaman, tüm etcil umutlarını sürerken yoksullar ülkesinde, isimlerin üzerine çekilen  çizgiler çoğalırken ve şiirler lav olup patlarken, geri dönüş vakti gelmiş ait olunan yere  Dozerler susmuş, kazmalar bırakılmış toprağın/yaşamın derinliğine. İşçiler uzak, yalnız bir yıldıza asmışlar ceketlerini ve isimlerinin karşısına toplam = zarar diye not atmışlar…

 

Masalı kalmayan ülkede bir yokmuş, pir yokmuş diye süregelmiş acılar…

******************

Ölü Ağustos Böceğinin Aşkı

 

***

Kalbime ışıltısı dokunur gecenin

Sen aşkı tanımamış

Beni rüyanda görmüş gerçeğinle

Gece bir dere gözyaşlarıyla aşk ritmi dokur

Her gece bir yazda

Bu yazıları yazdığımda

 

Hiçbir ağustos böceği yoktu gecelerimizde

Düşlerimiz de ölüydü

Gecelerimizden beter

 

Beter; artık yeter!

Sen  uyuma düşlerime!

 

Ozan Özgenler

(Ektoplazma -Ateş Matbaacılık/2004)

 

*************

 

 

 

(Fotoğraf: Sadık DEMİRÖZ)

 

****************

gönderilmeyen mektuplar VII

Yüreğim ayaktaydı

Kaç kez alıntılar yaptım aşklardan

Boyamıyorum saçlarımı artık

Güneşleriyle birlikte

Koca kenti hapsettim kısır çığlıkların ötesine.

 

Şirin Zaferyıldızı

(Duruşumdaki ayna paramparça – KIBATEK Yayınları/2005)

 

*************

Adam

.önce bıyık aralarına gizledi

yarım kalan gülüşünü

 

.sonra sararmış bir gülü

özenle çıkarıp kitap sayfalarından

yakasına taktı

 

.doğrusu delikanlı adamdı

başka türlü ağlayamazdı

    

Tekin  Gönenç

(Gönlü Güvercinli Kadın- Varlık Yayınları)

 

*********

Zamana Asılı Mektuplar

 

Doluluk ve hiçlik...Dönüyor, dönüyoruz içinde bu ruhanın...Aldı mı bizi içine yoksa biz mi girdik mandalanın yörüngesine? Dün gece mandala kitabından şu takıldı bana: Bitmek tükenmek bilmez bir olma ve yok olma, biraraya gelme ve yayılma, daireler çizme ve erime, bunlar kozmosu “Varlığa” getirmekte ve onu hareket halinde tutmaktadır...Bu bir La Danse, bu bir böceğin kelebeğe dönüşüp uçup evrene karışması, bu bir tohumun kendini oluşturup tekrardan toprağa karışması....Peki ya insan, kendine ters düşmeden soyunup soyunup tekrardan kendine açan doğanın yanında kendini soymayıp katılaşan, katılaşdıkça kabuklaşan insan? ...Kayboldu, hem de kendi yarattığı o kabukların içinde hem de aslında tüm dünyanın kabuklarını soymaya yetecek gücü varken...       

 

Zehra n.

 

**********

Başucu Kitaplarından

 

Bireyci-kapitalist özellikler içeren “benim çocuklarım” ve senin çocukların” sözleriyle bir yere varamayız. Sözkonusu olan “bizim çocuklarımız”dır, bütün çocuklardır. Bu nedenle de çocukları toplumumuzda en önemli konu haline getirmeliyiz. Daha da ileri giderek siyasette pek sözünü etmekten hoşlanmadığımız bazı değerlere de burada değinmek istiyorum: Bunlar şefkat ve sevgidir, yaşama sevincidir, sıcaklıktır, beraberlik ve paylaşmadır. Konu son kertede mutluluk kadar emsaliz bir nokta etrafında dönüyor. Sosyal democrat aile politikasının hedefi işte o toplumu yaratmaktır.

 

Biz Demokrasiyi Zincirlerinden Kurtardık (Olof Palme)

AFA Yayınları, Çeviren: Dilek Zaptçıoğlu

 

***********

 

Acı, ruhun fiyakasıdır. (İsmet Özel)

 

**********

 

   2105 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ
27 Haziran 2008, Cuma   Bırak Saçlarını İstanbul Rüzgarına
20 Haziran 2008, Cuma   BAŞKALDIRICI HAZİRAN
14 Haziran 2008, Cumartesi   UÇAKLAR DÜŞERDİ ARAMIZA
06 Haziran 2008, Cuma   Masallara İnanmak/ Masallara Sahip Çıkmak
30 Mayıs 2008, Cuma   Bir yanımda Çin Bir yanımda Myanmar
23 Mayıs 2008, Cuma   GÖNLÜ GÜVERCİNLİ BİR ŞAİR: TEKİN GÖNENÇ
16 Mayıs 2008, Cuma   EY GÜZEL ÇOCUK, DİNLE
09 Mayıs 2008, Cuma   "Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bir şair: "enderemiroğlu"
02 Mayıs 2008, Cuma   SORULAR BENİM İNSANLARIMDIR


Yorum Sayısı:   3
  m/s         - ing/ 09 Nisan 2007, Pazartesi 02:42 
herzamanki gibi,toplamimizin adina,kendimizi okuttun bize,tsk ler....
Kimisi kirilmis.. kusmus..
Kimisi gocmen kuslara katilmis,
Goc ettirilmis veya etmis,
Kendi icine cekilmis..ya alkole..
Ya tutune..Ya icine kapanmis..
Ya da sokaklara atmis canini..
Ya insansiz kalmis..Ya insanlara dalmis..
Ama insandir..Umar yorgunu oldugu sevgiyi..
Ama insandir..Umar kendi gibi sancili geceyi dinleyeni..
  BD         - Lefkoşa 08 Nisan 2007, Pazar 18:37 
Edebi masallardan yoksun kaldık, ne yazıkki edebi masalların yerini politik masallarla doldurduk.
  aslihan         - lefkosa 06 Nisan 2007, Cuma 18:54 
inanın cok sevindim kıbrıs gazetesınde sanat ıcın bır sayfa ayrıldıgına uzun zamandır bunun eksıklığını hısseden bır okuyucuyum.sanatın toplumun bır parcası olup okuyucunun ve genc neslın dıkkatını cekıp bılgılendırdıgınız ıcın sıze cok tesekkur ederım.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital