Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
KRİZ
Bir rüya gerçekleşti
APOEL taraftarları yine çıldırdı
Bugün, 30 Ağustos Zafer Bayramı
Eliz'in sitemi
KIBRIS gazetesinden dev spor hizmeti
Bella'da tanıtım gecesi
Danimarka seferi iptal!
Ocak'ta Hamis ve Süleyman satılık!
49 yaşındaki Rum, üvey kızına 5 yıl cinsel tacizde bulundu
Rum basını, kiralık arabaların KKTC'ye kaçırıldığını iddia etti
Engelleri şarkılarla aştılar
Doğan yeni sezonu şölenle açıyor
Bold, zorlanmadan kazandı
Play-off maçları bugün başlıyor
Spor yazarları şampiyon

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BAŞKALDIRICI HAZİRAN

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cüzdanımda, banka hesabımda, terazimde, küfemde, kefemde, cebimde, odamda, kafamda, yüreğimde, etimde ne varsaydı biriktirdiğim, çıkarıp hesaba tutmanın zamanıydı. Mizanımı, bilançomu, yarım kalmışlıklarımın girdilerini, çıktılarını, sermaye ve borçlarını, para ve senetlerimi, tasarruflarımın ve kayıplarımın dökümlerini çıkarmanın havasıydı. Üstelik de aylardan Haziran'dı. Ve ben "Haziran'da mavi benekli bir çocuktum". Öyle demişti A. İlhan ve ben onun bir şiirlik kuytusuna sinip uyumuştum.

"Haziran'da ölmek zor"luğunu tercih ettim hep yaşam kolaylıklarına. Bir tasın çukuruna değil ama, yaşam denen panayırın ortasına parçaladığım ruhumu sundum. Kör bir tencereden, sağır bir sürahiden, inatçı bir çatal-bıçak setinden yana kullanmadım hiç huysuzluğumu. Masalara her yeni gün iplik-iplik ayırdığım çocuk sevinçlerimin örtülerini serdim. Yem etmedim sandığımdaki anlarımı ve fotoğraflarımı ne kurda, ne kuşa. Yem etmedim erguvanları, zangalakları, ağının pembe yapraklarını, sardunyaların o ateşli salınmalarını toprağımı eşeleyen karıncalara. Yanık kökte gizli Aralık ayına sahip çıktım, sahip çıkarcasına saçları örgülü o kızın gözyaşlarına. "O muydun?" diye sordum ve yanıtladım. Sordum ve anladım. Sordum...

Biliyorum ki, arda kalan "bir ben vardır(m) bende, benden içeride" yalnızca...

Senin saçların, gülen gözlerin

Haziran günleri gibi aklıma gelir

Diyen Necati Cumalı oturdu yanıbaşıma ve döndürdü beni yeniden "Susuz Yaz"ıyla tanıştığım o sıcak, boğucu akşama. Cinnet yazlı bir Haziran sonrasında, tam da ortaya dökmüşken eksik dişli bir şiirle mal beyanımı, tam da susmaya ramak kalmışken ve pes etme sınırlarına gidip dönmüşken, Haziranlığım tuttu yeniden. 'Ne iyi etmiş de gelmiş' diyerek açtım kapımı ardına kadar ve toparladım odalarımı. Aldım tozlarımı, düzenledim mobilyalarımı, araladım yeniden perdelerimi... Silkeledim paspasımda arda kalan tozlarımı...

Hazirandır, yalnızlık gibi aşkın ortasındadır

diyen Haydar Ergülen'e inat, ortasına gelmiş bir şiirin en sıcak, en yakıcı mevsimindeyken ve hayata "hey bakar mısın? Hesabı alalım" derken Haziran'la söyleştim yeniden:

Yeniden doğmaklığımın sancılarıydı

Dalgaların hüznünde yalpalayan

O aç, o arsız, o öğüten, tüketen, bitiren

Çarklarıydı maviliğin

yeni bir eldiven izine, yeni bir kimlik poşetine

Sığmayan...

Yarılanmış bir şiirin ortasında

Tütsülediğim buhur kokusuydu

Ve doğurucuydu

Mürekkep izi savaşlardan yorgun çıkan

Bir ruha

"Haydi, yeniden başlayalım"

Diye bağıran

O akıl koymaz

O işveli

O başkaldırıcı Haziran...

Bedia Balses

Haziran'a

Işık günü özlediğinde sabahtır.. Masallardan önce uyuyan annekadın erkenden uyandı... Yanlış bir geceden üstüne sinen yanlışlıkları düzeltmeye başladı... Yanlış öpücükler, yanlış dokunmalar, tenin ve tinin yanlış temasıydı herşey... Alışkanlık kirinden arınmak için su'ya girdi... Gecmişle gelecek arasında lirik bir hevesle akan su'ya girer girmez yeniden kendisi olmaya başladı. Bir kaç gün önce bir şairden okuduğu, "Geyik akarsuları özlediğinde/ Hem su hem geyiktir akan" dizelerini mırıldanmaya başladı... Şırılçıplak bedenini seyretti bir süre. Sürekli artakalan kılınan çırılyaprak bedenini... Ustası ya da çırağı olmayan, sadece kendisi olan bedenini... Gül bedenini... Sürekli, bir senetle değiştirilen, gece gündüz eksiğine bozdurulan bedenini düşündü... Mırıltıları içgüdüleriydi. Bilinçaltının çekmecelerini karıştırdı.. Çekmeyece konulan delilleri karıştırdı... Geceden sabaha büyümüştü sanki... Hayır, hayın gece küçülen bedeni büyümüştü, emindi. Bedeninden sulara, sulardan bedenine büyüdü... Bedenini sularla, suları bedeniyle oyaladı... Gece uzaklaştığı bedenine yeniden yakınlaştı. Yeniden tanıştılar. Bedeni ona o bedenine taşındı yeniden...

Suların, sellerin uzaklardan getirdiği bir dal gibi endam aynasının önüne geçti... "Seyretmek pasifleştirir" diye, bir mecmuanın kenarında rastladığı cümle düştü aklına... Bedene su bakmak lazım, diye aynaya laf atmadan edemedi. Sesinde akşamdan kalma bir yanlışlık vardı... Sesindeki yanlışlıkları düzeltmek icin gece boyunca hayatına giren cümleleri düşündü. Bazılarını anımsayıp düzeltti. Unutmak ile hatırlamak arasında sınırdaydı. Araf... Cehennet... Eşik... Sırlarını düşündü, bedeninde saklı sırlarını... Güzel sırlarını da düşündü... "Aşk dediğin haram olur/ Helal olunca o aşk olmaz/ Bildim" dönemlerinden kalma güzel sırlarını düşündü... Şey Galip geldi aklına... "Sır, şahtır. Ona ihtimam gösteriniz" diyen Şeyh Galip'i...

Bir uzun bekleyişti hayat. Bir uzun ve sonsuz korkuydu. Bir uzun umutlardı elbette... Bunların arasında bir sürükleniş... Devletlerin bir katılıktan bir başka katılığa, bir cepheden diğerine geçtiği bu oyuna seyirci kalmamalıydı. Onun korkusu, insanın korkusuydu; benim, senin, onun, bizlerin korkuydu. Dünyanın korkusuydu... Korkuyu üstlenmek istedi aynanın önünde. Devletlerin korkuları kimin korkusuydu? "Ödleriyle öten kuşlar gibi"ydi dünya... İnsanlar öd'den kısaltılan çaresiz bir varlığa dönüşmüştü... Şaire inanmak gerekirse korkudan, saçları uzamıyordu çocukların. Her gün daha çok savaş ve ırkçılığın şeklini alan dünyaya, insanlara lanet okudu. Gün günden korkuyla biçimlenen dünyanın, dünyalıların akıllanması için bilmediği duaları bildiği tüm şiirleri okudu...

İçimizin dışımıza, şairin şiire, kuşun kanadına, ağacın dalına, hiçbir mektubun hiçbir zarfa yakışmadığı zamanlarda, endam aynasının önünde sırılaşk bedenini seyretmek neyin işaretiydi kimbilir? Düşündü, bulamadı... O bunları düşünürken, "Uyurken yüreğimiz düzeltemeyiz" diyerek, masalı uyutup sokağa kaçan asi çocuk uyandı. "Uyurken eşit oluruz" diyen kocası uyandı... Kadın bedenini tekrar uykuya yatırarak güne başladı... Beden yanlışları gördüğünde sabah da olsa vakit akşamdır... Sabahın göründe akşamı yaşamaya başladı...

Sezai Sarıoğlu

İnsan bir kuyuya düştüğünde, itenin ne önemi vardır ki. Onu en çabuk şekilde dibe götüren, kendi ağırlığıdır. (John Webster)

Başucu Kitaplarından

Sığınak

VIII

Olanca kuvvetimle bakıyorum

Her yerde bir şeyler bulunuyor

Dokunma ve renk dağıtma şeyleri

Bugün Pazar kendimi selamlıyorum

Ve sanki kendimi tekrarlıyorum durmadan

İşte bir sarmaşığın son yaprağı gibi

Güneşe, öyle birden ki güneşe

Bir erkek, bir dişi olduğum zaman

Demek ilk olarak kendimi tekrarlıyorum Nokta

Kim bilir, belki de ben

Bu türlü düşünmenin ilk karşılığı

Kendi yaşamımda

İNSAN

SANA GÜVENMİYORUM

SAYGILARIMLA.

Edip Cansever

Gelmiş Bulundum (Seçme Şiirler) Yapı Kredi Yayınları

Zamana Asılı Mektuplar

Bir şeylere dokunmak için geceden de ağır yollarda kâh gider, kâh koşar, kâh nefeslenirken ve bedelleri taksit taksit öderken... İçimde büyüyen, kemikleşen yerine bakıp huzurlanıyorum. Şanslılığımın en güzel kanıtlarından biridir, senli bir hayat.. O dik duruşların ve o sımsıcak bakışların. Ne güzel bir bir ateştir. Haziran ki, doğurur seni (bizi) rahminden cömertçe!.Can parçam, güzellikleri yaratacağımız günlere selâm olsun!

F.Akilhoca

   740 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
13 Temmuz 2008, Pazar   GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ
27 Haziran 2008, Cuma   Bırak Saçlarını İstanbul Rüzgarına



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1810 1.1893
1 STERLİN 2.1676 2.1837
1 EURO 1.7442 1.7564



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

BEKLEN(EN)MEYEN KRİZ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

KTÖS'te 40 sene önce vardı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(38)...

Akay Cemal

Genelkurmay'dan Kıbrıs dersi...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Bir okur yazısı

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Bedia BALSES

YİNE BU YIL ADA SENSİZ

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital