Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Adres: Din Hizmetleri Müşavirliği
Güzelyurt'ta öfkeli yürüyüş
Hırsızlar gündüz de mesaiye başladı
Kıbrıs'ta sihir gibi festival
"Kıbrıs Geceleri"nde oryantal şov
Mağusa yine "Cezalı"
Anorthosis Futbol takımı Olimpiakos taraftarlarından şikayetçi
Tatlısu'dan merhaba
Futbolda yeni sezon yine Adidas ile oynanacak
Efes Pilsen Sokak Basketbolu start alıyor
Rum yönetimi Merkez Bankası'ndan 75 milyon KL almaya çalışıyor
Dellaloğlu istifa nedenlerini açıkladı
Rum yönetimi Gürcistan'daki gelişmelerden endişeli
FIFA önerilerine cevap için cumartesi toplantı yapılıyor
II. Hrisostomos: Başkanın ayranı neden kabardı, şaşırdım
Pedallarımız ilk günün 7'ncisi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bırak Saçlarını İstanbul Rüzgarına

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Uçaktan bakıldığı zaman ait olduğu “yer”lerin ne kadar uzağında olduğunu anladı. Elini uzatsa kibrit kutusu gibi görünen adayı avuçlayacaktı sanki. Dokunamadı. Ülkesinin toprağına, suyuna, yönetimine, geleceğine dokunamayan her Kıbrıslı gibi, hissettiği şey sıradandı. Yer, altından kayıyor, bulutlara doğru yapacağı yolculuk başlıyordu. Oysa, onu taşıyan metal yığını vasıtası ile değil, düşleri, yazıları, yaptıkları, inandıkları ile, kendi omuzlarına basarak dokunmak istiyordu bulutlara. Uçak sallandığı zaman, ait olduğu yerlere düşme korkusu yerleşti içine. Yanındaki minicik ele sıkıca yapıştı. Yere çakılmakla, uçmak arasında bir yerde durduğunu biliyordu. Gidişle, dönüş arasında bir rotada ilerliyordu. Şu anda hangisini daha çok istediğini, hangisi için bilet kestiğini anlayamadı. Çıktığı yollarda belki isminin önüne bir çentik atılacak, belki rötar yiyecek, kendi zamanının ardında kalacaktı. Bunun farkında ve bilincindeydi. Yetişememek, geç kalmak endişesi, üzerinden uçtuğu denizi gördüğü anda kafasından uzaklaştı.

 

Karadaydı. Bir başka toprak kokusunda, alt  yazılı bir film seyreder gibiydi.. Önünde rüzgar sinmiş bir şehir çığlık çığlığa akıyordu.  İstanbul, tüm yorgunluğu, bıkkınlığı, homurtusu ile karşısındaydı. İnsanlar ve sesler alışkın olmadığı bir uğultudan ibaretti. Üstelik de bu şehirle defalarca karşılaşmış, ancak her karşılaştığında yeniden tanışmıştı. Sağır bir kulak, kör bir göz gibiydi önünden akan kalabalık. Asık suratlı insanlar ilerliyordu biryerlere yetişmek telaşıyla. Birbirlerinin yüzüne, gözlerine bakmadan, yaşamı ıskalayan, vapura, gemiye doluşmaya çalışan, otobüs kuyruğunda, taksi, metro durağındaki insanlar koşuşuyordu. Yaşam hızla geçip gidiyordu onlar koşuşurken… Peki bu ezme-ezilmeme, yetişme telaşı karşısında kendisi ne durumdaydı diye düşündü? Müthiş bir yabancılık duygusu esir almıştı benliğini. Aynı dili konuşup, farklı şeyler anlatan bir yabancılaşmaydı hissettiği. Üstelik de bu şehre her gelişinde aynı duyguları hissetmişti: ‘Dışarıda kalmak duygusu ve aidiyetsizlik’… Oysa bu duygular çok eski ve tanıdıktılar. Yedi tepeli şehre özgü değildi bu hissedişi. Kendi toprağında, odasında, duvarında aşina olduğuydu.. Ara sokaklardan sesinde aşkı yaşatan, hüznü dillendiren kadının(1) müthiş şarkısı girdi lafa:

 

Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bir taşa

Gözümün yaşını yüzdürürüm hisara doğru

 

Müziğin sarsıcı etkisi ile koşuşturmacalı, yorgun bir günün ardından yürüdüğü yollarda, baktığı semada bir farklılık olduğunu gördü. Kokuları, binaları, koşuşturmacası, sağırlığı, tatsızlığıyla avaz avaz bağıran şehrin üzerine büyü tozu atılmıştı sanki. Akşam olmuş, gün geceye kavuşmuştu. Şehir, mücevherlerini takmış, parfümlerini sürmüş bir başka kimliğe bürünmüştü. Gündüz boğucu bir yaşamı taşıyan şehir, gece şairlerin, delilerin, aşıkların, hüzünbazların, her yerden gelip hiçbir yere gitmeyenlerin, hiçlikle mücadelenin alenileştiği bir kimliğe bürünmüştü. Gecenin ortasında kalakaldı. Elleri aşkla uzandı sevdiğinin ellerine. Ümit Yaşar’ın dediği gibi “Bu şehirde aşksız ve rüzgarsız yaşanmazdı”… “Bir lodos lazımdı şimdi ona, bir kürek, bir kayık”. Şimdi, büyülü şehirde bırakılan gonca güller, körfezdeki dalgın sular, bir kadının ayağının suya değme anlarının dirildiği zamandı. Martılar haber taşıyorlardı gecenin uzağından eteklerine. O, İstanbul’un içinde gizlediği derinliği dinliyordu. Yarım kalan o şiir(2) büyülü şehrin sokaklarında hafızasında yankılanıyordu:

 

“Kah bir lodos denizlerden esen

Ilık mı ılık

Kah ustura gibi bir deli poyraz

Bırak saçlarını rüzgarına İstanbul'un

Bu şehirde aşksız ve rüzgarsız yaşanmaz”

 

 

(1) Sezen Aksu

(2) Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ‘İstanbul Işık Işık’ adlı şiirinden.

 

Dün, tarla kuşuna örtülüydüm

 

Bir akşam

Evine döndüğünde

Güneşin değil

Yüzündeki yorgun gülün gölgesini

Getir

 

Dün, bir tarla kuşuna örtülüydüm

Bu akşam

Hüzün vadisinde bir suskun

 

Koşmaya başlarım

Yağmur yağınca

“biraz dur” desin “yüzünü daha çok göreyim”

Beklenmeyen bir yağmurun ıslaklığında

 

İstersen,

Karanlık olmadan

Bir çiçek as balkonuna

Kırmızı açan

Ve

Ansızın siyah

 

M. Kansu

(Marazlıyım Size ve Zamana, Işık Kitabevi)

 

Hüzün Damlası

Düşlerin ıslak dalları
bir serçe titremesi
üşüyen iç sesiyim
yaralı çocukluğun

Bahçemde sular titrer
ruhumda üzgün nilüferler

Gölgem ve ben dans ederiz
bekleyen ölüme karşı

Korku sesiyim
acıtan karanlığın
şükrana adanmış kuzu
İncecik ağlaması

Müzikli kutuda balerin
özgürleşince dönerim

Su üstünde güz yaprağı
karartmalı bir geceyim
yoksunluğu seyrederim
kederin aynasında

İnce bir ışığım
dudak kıvrımında
yaralı bir hayalin

Kırık bir düşün
geçişi zamandan
büyümenin
ay kanaması

Uçan bir ürperti
gömütlerin üstünde
yitik bir melek ağlaması

Vadide sessiz çiçek
hüznün öpüştüğü yerde
bir tutkunun
yalnızlığa
tıp
tıp
damlaması

 

Neşe Yaşın

Acının Rengi

..ey acılara tat veren güzellik
Yüreğimize hoşgeldin
Geldin de
Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi
Artık ister dolu yağsın ömrümüze
İsterse kar
Biz ki bildikten sonra sevmeyi
Bütün sabahlar
Acı renginde olsa ne çıkar.

Adnan Yücel

 

Başucu Kitaplarından

Asla teslim olmayacağını, kararımı zayıflatacak bir açık aramaya devam edeceğini düşündüm. Bir süre once hiç tartışmaya girmeden safdışı bıraktığım birkaç  uzlaşma formula sunmuşsa da, annemin ateşkesinin pek uzun sürmeyeceğini bilirdim. Yine de bu  yeni girişimbeni gafil avladı. Hiçbir sonuç vermeyecek bir savaşa hazır bir halde, öncekinden daha sakin verdim yanıtımı: “Bu yaşamda tek arzum yazar olmak, ona böyle söyle, olacağım da.” “O senin olmak istediğin şeyi olmana karşı değil ki, onun istediği bir yerden mezun olman.” Annem bana bakmadan konuşuyor, aramızdaki söyleşi onu pencereden izlediklerinden daha az ilgilendiriyormuş gibi yapıyordu. “Neden bu kadar ısrar ettiğini anlamı“O senin olmak istediğin şeyi olmana karşı değil ki, onun istediği bir yerden mezun olman.” Annem bana bakmadan konuşuyor, aramızdaki söyleşi onu pencereden izlediklerinden daha az ilgilendiriyormuş gibi yapıyordu. “Neden bu kadar ısrar ettiğini anlamıyorum, asla teslim olmayacağımı biliyorsun,” dedim.

 

Anlatmak İçin Yaşamak (Gabriel Garcia Marquez) Can Yayınları

 

Zamana Asılı Satırlar

 

Sanat ve entelektüel çaba günlük yaşantıda insan davranışına yön verici içselleştirilmiş bir güce ulaşabilirse, tarihin ve coğrafyanın örsünde insan tinine yeni bir biçim vermeyi başarabilirse, belki o zaman gezegenimizde yaşanılası bir hayat filizlenebilir.

 

Şerif Erginbay

 

   663 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
13 Temmuz 2008, Pazar   GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ
20 Haziran 2008, Cuma   BAŞKALDIRICI HAZİRAN
14 Haziran 2008, Cumartesi   UÇAKLAR DÜŞERDİ ARAMIZA



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1831 1.1914
1 STERLİN 2.1825 2.1987
1 EURO 1.7433 1.7555



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

DOGMALAR VE KLİŞELER

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

"Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar (36)

Akay Cemal

Kocatepe'den KKTC'ye...

Ahmet Tolgay

Konuşmayan şarkılar...(*)

Bilbay Eminoğlu

Sıcaklar ve suçlar

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yen...

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital