Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Yönlendirme sınavlarının sonuçları açıklandı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

MEZARLIKTA DA AÇAR ÇİÇEKLER

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Nisan 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

-HEM DE ÖLÜLERE İNAT CAPCANLI-

-hem de ölülere inat capcanlı-

Artık mezarlıklar eskisi kadar korkutmuyor insanları.

Her gidişimde ölülere imrenirim.

Çoğu mezar çiçek bahçesi gibi...

Her sabah, her akşam geçerim o yoldan.

Fırsat buldukça sonsuzluğa uğurladıklarımızı ziyaret eder, huzur bulurum.

Aslında yalan dünyadaki tanıdıklardan daha çok gerçek dünyadakiler...

Öylesine rahatça uzanıvermişler ki selviler altına...

İnsanın kıskanacağı geliyor...

Rengarenk çiçekler açtı.

İlkbahar geldi ya...

Toprak ana öylesine coşkulu ki bu bahar...

Tüm sevdiklerimi bir bir bastı ya bağrına...

Değmeyin keyfine...

Hayattaki dost, akraba sonsuzluğa göç edenlerin yanında sayılı kaldı ya;

Dedim ya yalan dünyadakilerden daha çok gerçek dünyadaki sevdiklerimiz...

Anladım

Toprak ananın coşkusu ondan...

Evet; mezarlıklardan eskisi kadar korkmaz oldu insanlar

Çünkü; ölüler kötülük bilmez...

Bu günlerde yaşayanlar için mi üzülmeli,

Yoksa ölenler için mi?

Bilemiyorum...

Serin selviler altında yatıyor tüm sevdiklerim.

Yüreğim paramparça.

Öylesine azaldık ki...

Unutulacak gibi değil hiçbiri...

Onları çok özledim.

Giderek büyüyor özlemim...

Ve dünya işleri, günlük koşuşturmacalar, hatta yaşamak angarya geliyor bana...

Mezarlıklar bu günlerde çiçek bahçesi...

İlkbahar geldi ya...

Bağrına bastı ya toprak ana sevdiklerimi,

Baharın bu coşkusu ondan...

Bir görseniz, mezarlıkta da açtı çiçekler

Hem de capcanlı

Hem de rengarenk

Hem de galiba biraz da ölülere inat...

****************

GENÇLERİMİZİ TANIYOR MUYUZ?

"Bir genci tanımak ne demektir?" Bir genci tanımak, onun kişiliğini, kimliğini, isteklerini, beklentilerini, hayallerini, yapmak istediklerini, umutlarını, umutsuzluklarını tanımak demektir. Bir genci tek bir kesitle de tanıyamayız, onun değişen gelişimi bizi başka boyutlarla da karşılaştıracaktır.

"Bir genci anlamak ne demektir?" Onun yapmak istediklerini, yapmamak istediklerini, yapmak isteyip yapamadıklarını, yapmak istemeyip yaptıklarını anlayabiliyor muyuz? Bir gencin neler düşündüğünü, neleri duyumsadığını, neden öyle düşünüp duyumsadığını biliyor muyuz?

"Bir gençle yaşamak ne demektir?" Onunla neleri paylaştığımızı, neleri paylaşmadığımızı, karşılıklı beklentilerimizi, iletişimimizin nasıl olduğunu, sınırlarımızın doğru olup olmadığını biliyor muyuz?

"Bir gencin kendini tanıması" ne demektir? Bir genç kendini kimin gözleriyle görmektedir? Kendi gözlerinin farkında mıdır? Ailesinin gözüyle mi görmektedir? Arkadaşlarının gözleriyle mi görmektedir? Sevgilisinin gözüyle mi görmektedir? Yoksa kendine karşı kör müdür?

Bütün bunları bilmeden "evet, gençlerimizi tanıyoruz" diyebilir miyiz?

* * *

Acaba kendi çocuklarımızı tanıyor muyuz?

Onları tanıyor muyuz, yoksa görmek istediğimiz gibi mi görüyoruz?..

Gerçek şudur ki, biz "gençlerimizi tanımıyoruz."

Onları seviyoruz, kızıyoruz, beğeniyoruz, beğenmiyoruz, övüyoruz, yeriyoruz ama tanımıyoruz.

* * *

Gençlerini tanımayan toplumlar, kendi geleceklerine kördürler...

Çocuklarını tanımayan büyükler, beklentilerini kuma gömerler...

Bu toplumda eğitimin en üst başarılarını kazananlar da bizim gençlerimizdir.

Yollarda çanta kapıp kaçanlar da bizim gençlerimizdir...

Dünya birincisi olan sporcu gençler de bizim gençlerimizdir.

Bir arabanın altına yatıp tamir eden genç de bizim gencimizdir.

* * *

Önce gençlerimizi tanımak zorundayız...

Gençlerimizi araştırarak, inceleyerek, hiçbir önyargıya kapılmadan, dışlamadan, suçlamadan görmek, anlamak, kabul etmek ve "bilmek" zorundayız.

Sonra da onları anlayarak, onlarla işbirliği yaparak, onlarla yaşadığımızı bilerek ortak çalışmalar yapmak zorundayız.

Bir toplumun gençleriyle ilgili projesi alfabe harfleriyle sıralanmış hapishaneler yapmak olamaz. E tipini F tipi izler, sonra da G tipini yapmak zorunda kalırsınız.

Gençler için yapılması gerekenler, öğrenim işlikleri, çalışma işlikleri, yaratma işlikleridir.

Gençler kendi değerleriyle, toplumsal değerlerle, evrensel değerlerle buluşmalıdır. İlk aşama budur. Sonra da aynı gençler yeni değerlerle yaratmalıdır. Kendilerinde, toplumlarında ve bütün dünyada geçerli yeni değerlerin üretimi yaşanmalıdır.

Dr. Erdal Atabek

"Erken Büyüyen Çocuklar" s.47-48

   1903 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...
15 Nisan 2008, Salı   Zaman...
10 Nisan 2008, Perşembe   Bir kültür elçimizi daha kaybettik...
08 Nisan 2008, Salı   Çocuk Bahçesi
02 Nisan 2008, Çarşamba   İzlenmeye değer bir sergi
01 Nisan 2008, Salı   YDÜ'NÜN WOYZECK OYUNU İZLEYİCİLERİ BÜYÜLEDİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital