Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Zeki Müren ile anılara yolculuk...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Mayıs 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sevgili okurlarım, gelin bugün aşkı çağıralım, aşkı söyleyelim...

Sevelim, sevilelim, bugün aşık olalım...

Dünyaya, ülkemize, suya, toprağa, denize, gökyüzüne, çiçeklere, dağlara, ormanlara...

Yarının büyükleri çocuklarımıza aşık olalım bugün, kimin çocuğu olursa olsun farkeder mi?..

Gençlere, saflığa, güzelliğe, umutlara, geleceğe ...

Yaşlılara, geçmişlerine, yaşanmışlıklarına, anılarına, hüzünlerine, saygıyla, sevgiyle...

Gelin bugün hep birlikte, güzelliklere, bu yaşanası dünyaya aşık olalım...

Neden mi? Çünkü bahar geldi... Geldi de geçiyor bile... Her taraf pırıl pırıl...

Şairler, bestekarlar, ressamlar daha bir başka mı sever?.. Daha başka bir gözle mi görür sevdiklerini?..

Yürekleri bir başka mı atar yoksa?..

Ve bu fani dünyada bir başka hoş seda mı kalır onlardan acaba?..

Eşsiz sanatçı Zeki Müren bu dünyadan göç edeli on bir yıl doldu dolacak neredeyse... Oysa şarkıları hâlâ kulaklarımızda...

"Bir demet yasemen aşkımın tek hatırası

Bitmiyor ayrılık

Dinmiyor gönlümün hicran yarası

Ağlasam inlesem

Silinmez bahtın karası

Bitmiyor ayrılık

Dinmiyor gönlümün hicran yarası..."

Zeki Müren'in nihavent makamındaki bu şarkısını sanırım bilmeyeniniz yoktur.

Ve; kürdili hicazkâr makamındaki bu şarkısı da taptaze duygular aşılamıyor mu dinleyenlere... Zeki Müren çiçeklere mi aşıktı yoksa?

"Uzun yıllar bekledim

Hakikat oldu rüyam

Koklamaya kıyamam

Benim güzel manolyam

Nazlı çiçeğimsin sen

Sevdana dayanamam

Koklamaya kıyamam

Benim güzel manolyam..."

Bizim nesil işte bu şarkılarla büyüdü, bu şarkılarla yaşlanıyoruz...

Sevmeyi de sanırım zamane gençlerinden daha bir güzel beceriyorduk, becerebiliyoruz hâlâ...

Sabırla, saygıyla...

Bu günlerde yolunuz İstanbul'a düşerse, kaldırımlarda dolaşırken manolyalar bir başka kokuyorsa, rüyalarınızın hakikat olması yakındır demektir... Yeter ki sevmeyi bilin... Vakit geç olmadan...

Tıpkı Zeki Müren'in suzinak makamındaki bu şarkısında olduğu gibi:

"Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu

Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu

Sevda bahçelerinin çiçekleri hep soldu

Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu"

Zeki Müren nereden geldi aklıma birden?.. Neden onun şarkıları kulaklarımda yankılandı?.. Yeri gelmişken onu ansak mı acaba? Kimdi? Geldi ve geçti bu dünyadan... Hepimizin gideceği yola... Hoş bir seda bırakarak ardında...

Sanatçı 6 Aralık 1933'de Bursa'da doğdu. Bu şehirde başladığı eğitimini İstanbul'da Boğaziçi Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen Atölyesi'nden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak birçok kere sergiledi.

Zeki Müren Bursa'da Tamburi İzzet Gerçekler'den aldığı solfej ve usül dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949'da, Boğaziçi Lisesi'nde okurken Agopos Efendi ile Udi Kirkor'dan aldığı derslerle de müzik eğitimini sürdürdü. Daha sonra, fasıl musikisini iyi bilen ve geniş bir repertuarı olan Şerif İçli'den çeşitli eserler meşk etti; refik Fersan'dan, Sadi Işılay'dan, Kadri Şençalar'dan yararlandı.

1950'de sınavla İstanbul Radyosu'na girdi. İstanbul Radyosu'nda 1951'de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi; bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü; bunların çoğu canlı yayın programlarıydı. Müren bundan sonra kendini daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. Alışılmış kalıpları zorlayan elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başardı.

Zeki Müren altı yüzü aşkın plak, kaset, CD doldurdu. Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar'ın "Bir Muhabbet Kuşu" güfteli şarkısıdır. Müren 1955'te, "Manolyam" adlı şarkısıyla Türkiye'de ilk kez verilen Altın Plak ödülünü kazandı.

Zeki Müren Türkiye'de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. Yabancı ülkelerde de birçok konserler verdi.

İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği "Zehretme Hayatı Bana Cananım" mısralarıyla başlayan acemkürdi şarkı bestelediği ilk şarkıdır. "Şimdi Uzaklardasın Gönül Hicranla Doldu" (suzinak), "Manolyam" (kürdilihicazkâr), "Bir Demet Yasemen" (nihavent), Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin" (nihavent) güfteli şarkıları sık sık okunan, en sevilen şarkılarıdır. Müren bu şarkıları plaklara da okudu.

Zeki Müren 1954'de "Beklenen Şarkı" adlı filmde sinema oyunculuğuna başladı. Büyük bir ticari başarı kazanan bu filmden sonra şarkılarının çoğunu kendisinin bestelediği on sekiz filmde daha oynadı. 1955'te de Arena Tiyatrosu'nca sahneye konulan "Çay ve Sempati" adlı oyunda da başroldeki oyuncuydu.

Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı yüzünden 1980'den sonra sahne hayatından ve musikiden uzaklaştı. Bodrum'daki evine kapandı, münzevi bir hayata başladı. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü, TRT İzmir Televizyonu'nda kendisi için düzenlenen tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu öldu. Cenazesi görülmemiş bir halk kalabalığının katılımıyla büyük bir törenle kaldırıldı. Mezarı, doğum yeri olan Bursa'dadır.

Az bir yol değildi sanatçının yürüdüğü yol... Sahnelerde geçen bir ömür yine sahnelerde son buldu... Ne mutlu ki ardında hoş bir seda bıraktı...

"Gözlerinin içine başka hayal girmesin

Bana ait çizgiler dikkat et silinmesin

İstersen yum gözlerini tıpkı düşünür gibi

Benden evvel başkası bakıp seni görmesin

Kıskanırdım seni ben kendi gözümden bile

Nasıl verirdim seni bir gün yabancı ele

Sana gelen yollarda daima beni bekle

Benden evvel başkası bakıp seni görmesin..."

******

Tanrı almaz mı öcünü

İnsan kanıyla beslenen dünya

Çocuk kemiklerini yutan toprak ana

Nasıl bir yazgıdır bu

Nasıl?

Söyle!

Tanrı almaz mı öcünü bunca günahın

Bir başka kavimden

Bir başka biçimde...

S.S.

   3829 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...
15 Nisan 2008, Salı   Zaman...
10 Nisan 2008, Perşembe   Bir kültür elçimizi daha kaybettik...
08 Nisan 2008, Salı   Çocuk Bahçesi
02 Nisan 2008, Çarşamba   İzlenmeye değer bir sergi


Yorum Sayısı:   3
  Peri         - girne 18 Temmuz 2007, Çarşamba 22:02 
Günlerdir bakıyorum kaleminiz hala ses vermiyor. Sevilay Hanim nerdesiniz diye yazıcaktım baktım benden önce yazanlar olmuş. Çok özledik sizi Sevilay Hanim; nerlerdesiniz?? Dönüşünüz muhteşem olsun.. sevgilerle..
  SERHAT DOĞANAY         - İSTANBUL 06 Temmuz 2007, Cuma 08:14 
SEVİLAY TEYZE YAZILARINIZI NERELERDESİNİZ ÖZLEDİK YAZILARINIZI
  Merhaba         - Ankara 01 Temmuz 2007, Pazar 10:37 
Sizleri merak etmeye başladık, yazılarınızı gözler olduk..
Umarım herşey yolundadır..
Sevgiler...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital