Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Adres: Din Hizmetleri Müşavirliği
Güzelyurt'ta öfkeli yürüyüş
Hırsızlar gündüz de mesaiye başladı
Kıbrıs'ta sihir gibi festival
"Kıbrıs Geceleri"nde oryantal şov
Mağusa yine "Cezalı"
Anorthosis Futbol takımı Olimpiakos taraftarlarından şikayetçi
Tatlısu'dan merhaba
Futbolda yeni sezon yine Adidas ile oynanacak
Efes Pilsen Sokak Basketbolu start alıyor
Rum yönetimi Merkez Bankası'ndan 75 milyon KL almaya çalışıyor
Dellaloğlu istifa nedenlerini açıkladı
FIFA önerilerine cevap için cumartesi toplantı yapılıyor
II. Hrisostomos: Başkanın ayranı neden kabardı, şaşırdım
Rum yönetimi Gürcistan'daki gelişmelerden endişeli
Pedallarımız ilk günün 7'ncisi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BENİ YAĞMURA BIRAK

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Şubat 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yağmur yağıyor ve biz dışardayız. Herkes sığınacak bir dam altı ararken, biz paçalarımıza kadar ıslanmaktayız, hiçbir şey yok yanımızda, kazaklarımız yok, paltolarımız yok. Aniden bastırmış yağmur, etrafta kucaklarımızdan başka gidecek yer yok.

Önce saçlarımız, gerçek şeklini alıyor, gerçek kokusunu. Bir süre saç diplerimize kadar gökkuşağı kokuyoruz. Sonra alnımızdan boğazımıza, yüzümüzün bir yakasından diğerine damlalar iniyor. Her inişte incelerek, seyri aksayarak, hazanın başka başka resimlerini tenimize salarak iniyor. Senin kirpiklerinde kalıyor kimi damla benim dudaklarımda. Senin gözlerini dolduruyor kimi damla benim sözlerimi. Yanaklarımdaki patikalardan geçiyorlar sonra, nemleniyor ağlama derelerim. Son buluyor fazlasıyla kuraklık, şairsin kızım diyorum, olacak bu kadar ıslaklık!

Sana bakıyorum, yüzün soğuk ve donuk. Bekle diyorsun sanki, akıtana kadar senden önceki yıkıntıyı, bekle. Dolana kadar biraz kendime ve boşalana kadar senden öncesine sabret diyorsun. Üşüyorsun ama gururlu, bu sanki sadece ılık bir yaz yağmuru. Rüzgâr yok, koyu gri bulutlar yok, şubata daha çok gibi umarsız üşüyorsun.

Yağmur yağıyor ve biz dışardayız. Herkes sığınacak bir dam altı ararken biz paçalarımıza kadar ıslanmaktayız, hiçbir şey yok yanımızda, kazaklarımız yok, paltolarımız yok. Aniden bastırmış yağmur, etrafta kucaklarımızdan başka gidecek yer yok.

Ve sen sevgili direniyorsun yağmura ve kapına dayanmış bu nergis kokulu aşka. Ellerini birbirine kavuşturup alt dudağını öne döken bir çocuk inadıyla, her dokunulduğunda yeniden acıtan ve yeniden yırtan bir geçmiş edasıyla, direniyorsun. Uzaklaşıyorsun, hem de her uzaklaştığında kaçtıklarına daha çok yaklaştığını bilmeden uzağa sürüyorsun. Altına imzanı koyduğun sözlerin vakitsiz eskiyeceğini düşünmeden, bu yağmurun, içinde kaybolacağın bir şiiri dölleyeceğini görmeden uzağa sürünüyorsun.

Islanıyoruz, ıslandıkça daha çok çıplanıyoruz. Çıplanıyor söyleyeceklerimiz, bakışlarımız, göz göze konuşmalarımız, ve manalı dokundurmalarımız. Kalk git diyorum, gidemiyorum, kov gitsin diyorum, kıyamıyorum, tüm suçu yağmura yüklüyorum. Bu iklimin kumsalında sabahlamak hatta kışlamak istiyorum.

Islanıyorum, hatta o kadar yağmur yiyorum ki, bulut kokuyor artık nefesim. Dalıyorum, hatta o kadar düşüyorum ki, korku çalıyor artık ihtimal dediklerim. Ve evet, başa geliyor işte tahmin ettiklerim. Geliyor bana ve aşka 'git' deyişlerin. Onlar gelince gidiyorum ben. Bakmıyorum ardıma. Çoktandır hazırım zaten bu hazin elvedaya, gelmişken bu yazı da son noktaya, gerek yok bütün kışı ağrıtmaya. Dökülürüm ben kendiliğimden de yalnızlığa, bırakılmışlığımla aşkla, bu yağmur altına!

*************************

ZIT ANLAMLI ÇİÇEKLER

Korkuyorum

Bu aşkı ağrıtacak gözlerin

Düşürecek sana yetişmeye çalışırken heceleri biribirlerine

Yolunu kaybedeceğim kendime çıkan sokakların

Ve ellerimde kalacak yeni yapraklanan baharlarım

Her gelişin bir uslanmaz çocuk

Üzerine kar yağmış acıdan soğuk

Ya yine gidersen diye

Yastığım dört mevsim bulut

Biliyorum seninle zıt anlamlı çiçekler sevmeliyim artık

Kaçak bakışlarının yargılandığına tanık olmalıyım

Gözlerindeki susmaları yerinden etmeliyim yurdundan

Ve kendimi yeni ağarmış bir aşkın

Acısının rengiyle denk düşen bir ayrılığın gururuna terk edip

Sırf yalnızlığa esmeliyim

Beste SAKALLI

*************************

ALBÜM YAPRAĞI

Altay SAYIL'ın Arşivinden

Meriç Köyü

1950'li yılların ikinci yarısında Meriç (Mora) köyünden tipik bir Mesarya evinin iç avlusundan bir fotoğraf karesi var bu hafta albüm yaprağında. Fotoğrafta; telle kesilmiş bölümde hububat torbaları, ürünlerin gerisinde pencere içerisinde su testisi, pencere başlığında ekmeklerin konduğu tabaca olarak kullanılan dört askılı kahveci tepsisi, ve Moralı bir çiftçi görülmekte.

Çiftçinin oturduğu sandalye Kıbrıs'ın eski hasır sandalyelerinden. Sandalyedeki ahşap kısımlar şimdiki gibi modern atölyelerde değil de elde yuvarlak olarak yapılanlardan. Geçmişte köylülerin, kendileri yaptıkları bu sandalyelerden şu anda köylerde az da olsa bulunmaktaymış. Avludaki tavuk ve hindilerin yanısıra yine aynı evin hayvanı olan kara kaplumbağası(tosbağa) daire içerisinde görülmekte. Altay Sayıl'ın dediğine göre Lefkoşa'da 30-40 yıl öncesine kadar birçok evde su kuyuları varmış ve bu tip evlerde avlularda, bahçelerde tosbağa beslenmekteymiş. Örneğin kendisinin yaşadığı Alparslan Sokak'ta piyangocu merhum Halil Bey ile eşi merhume Fatma Hanım'ın evlerinde, su haznesinin yanında 4-5 kaplumbağa beslediğini, aynı sokakta bakkal Hasan Efendi'nin de bir kaplumbağası olduğunu hatırlıyor. Kaplumbağa beslenmesinin asıl nedeninin de uğur sayılması olduğunu ekliyor.

**********

POSTA KUTUSU

BANA KALSA...

Bana kalsa düşlerinin en yakınına

Konaklamak isterdim

Sen bana kızmazdın

Ve ben dilediğim gibi otururdum gönül sofranda

Elimde olsa dünyanın öteki ucuna kaçıp

Yalnız seni almak isterdim

Deli bir aşık gibi yaşamak

Ve sonra ölmek isterdim

Sağımda özgürlük

Solumda sen

Tepemizde sonsuz bir ışık

Hanife ZORBA

**********

DÜNYA EDEBİYATINDAN

İLK YAZ GELMİŞ

Bereketi çoğaltan bal rengi gözlerin

Bir de ufkumu büyüten aklın

Nasıl da yetişir günü dar bir zamana

Benim her büyümemde emeği olan kız

Toplamış da doğduğum yerlerin şafağını

İlkyaz gelmiş

Yurdum şimdi bahar açmış çiçek seli

Şimdi ülkem bütün pencerlerinde bahar çisesi

Metin TURAN/Ankara

   2502 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması
29 Haziran 2008, Pazar   ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BULUŞMASI
22 Haziran 2008, Pazar   YOK'LAR VE ŞİİR KURAKLIĞI


Yorum Sayısı:   3
  Osman Elkovan         - Londra 21 Şubat 2007, Çarşamba 23:12 
Beste hanim yine siirsel tattaki bu yaziniza da hayran kaldim sizi daha onceden BRT deki programdanda takip ediyordum oradada cok basarilydiniz Merak ettigim konu bu birikimleriniz derlenip kitap haline getirildi mi? Ayrica kardesim Hanifenin siiride cok guzeldi kendisini tebrik ederim.
  yalçın ağca         - mersin 21 Şubat 2007, Çarşamba 00:06 
duygu yüklü bir kalple uzun zamandır karşılaşmamıştım ve aynı zamanda kelimelere bu kadar hayat verenle. beni benden alıp kaybetmeme mücadelesi verdiğim duygularıma götürdü. teşekkürler
  HayaLveGerceK         - Sanallik-Hayal ve Gercegin bulusma noktasinda ezilen.. Lunatic yazar 19 Şubat 2007, Pazartesi 17:53 
Ben internetten takip ediyorum gazeteyi ve bu bolumle ilk defa karsilastim.. gercekten cok guzel..
Gerek sectigi resimler, gerek isledigi temalar ve siirleriyle.. Beste Sakalli ya basarilar


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1831 1.1914
1 STERLİN 2.1825 2.1987
1 EURO 1.7433 1.7555



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

DOGMALAR VE KLİŞELER

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

"Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar (36)

Akay Cemal

Kocatepe'den KKTC'ye...

Ahmet Tolgay

Konuşmayan şarkılar...(*)

Bilbay Eminoğlu

Sıcaklar ve suçlar

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yen...

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital