|
Beste SAKALLI

Bu aralar duyarlı öğretmenlerin ve idarecilerin özverili girişimleriyle ilkokullarda okuma bayramları düzenleniyor. Okumayı yeni öğrenen çocukların harika şarkılar, şiirler söylediği bayramlar bunlar. Geçtiğimiz günlerde Yedikonuk İlkokulu'ndaydık şair dostlarla birlikte. Önce kımıldamadan, nefesimden bile ürkerek izledim bütün çocukları. Sonra çocukların şarkıları eşliğinde süzdüm salonu. Büyük bir dikkatle çocuklarının gözlerine bakan anneleri gördüm, o anneleri ki çocuklarının söyleyeceklerini unutma ihtimaline karşı, gülümseyerek ve üzerlerine basarak her harfin onlarla birlikte söylerler şiirleri ve şarkıları. Yüzlerinden tebessüm ve gurur düşüren öğretmenleri, yorgunluğun anlamını unutan o değerli yürekleri gördüm. Kutluyorum öncelikle oradaki herkesi.
* * *
Ama birileri bana yardım etmeli. Böylesi etkinliklerden dönerken ortaya çıkan bu bastırılmaz sorularıma kulak vermeli. Ve varsa ellerinde cevabı, çok rica ediyorum, getirmeli. Diyorum ki, o çocuklarının üzerine titreyen bizler, o doğruyu bilen ve inatla çocuklarına vurgulayan bizler, oturmasını kalkmasını, küçüklerini sevmesini büyüklerini saymasını söyleyen ve öğreten bizler, ne zaman bozuluyoruz? Hangi virajı alamadığımızda yoldan çıkarıyoruz bu büyüme denilen girişimi? Hangi yanlış yola sapıyoruz da büyümeye derken kirlenmeye varıyoruz hep? Hepimiz birer uzman doktorları olarak bu hayatın, neresinde şaşırıyoruz? Bu kadar çok şey bilen biz 'büyükler' nerede ve ne zaman kokuyoruz?
* * *
Herşeyi bilen, iyiyi kötüden ayıran, yalanı doğrudan koparan, ve her gün uzun uzadıya bunları çocuğuna aktaran bizlerle mi zor ve sıkıntılarla dolu bir yol oluyor bu hayat? 'Hadi oradan' demeyecek mi bir gün bize kalkıp bu çocuklar? Hatta ve hatta demekte geç kalmadılar mı sizce?
Ah, mesela diyorum bazen, mesela, o şifalı sularda yıkansak ve geçecek birşey olsa bu kirlilik. Ovunsak ninenlerimizin ilifleriyle ve akacak birşey olsa. Değil elbet ve ne yazık değil.
* * *
Ah bayramlar...Güzeldir bayramlar...Güzeldir okumak...Ama asıl bayram öğrenmek değildir okumayı. Biz hepimiz öğrendik de ne oldu? Bence bayram o gündür, o gün ki unutulmayacak okumak, o gün ki alıntılar yapacağız yaşamaya bir kitaptan ve bütün vicdanlarımızı rahatlatacağız iyi niyetlerimizin. Bence bayram, çocuklar ve bizler, arada bir yer değişsek, rol değişsek. Bayram ortaya gelse çocuklar etrafına ve biz sahne gerisinde sadece ışık versek. Bu oyunu biraz da kenardan izlesek. Bayram, çocuklar ve biz...Ne iyi olurdu.
************
ARAMIZA SAVAŞ GİRDİ BİZİM
Çocukluğumuzla aramıza
savaş girdi bizim
hatıralarımıza
kaçarken dolaba sakladığımız
aşk mektuplarının satırlarına
mutlu aile fotoğraflarımıza
hatta masum korkularımıza
savaş girdi bizim
küçülttü büyüdüğümüz dört oda evleri
dağıttı oynadığımız oyun parklarını
savurdu uzağımıza yapraklar gibi komşularımızı,
unutturdu zorla,
düştüğümüz sokakları
yürüdüğümüz sahil boylarını
gittiğimiz yazlık sinemaları
ve erken erken tuttu büyüttü bizi
çocukluğumuzla aramıza savaş girdi bizim
sevmekten önce öğrendik göçmeyi
kelimelerden önce gözyaşını hecelemeyi
öğüttük bir değirmen gibi o geçmeyen sızıları yıllar yılı
ufalttık azalttık sandık
oysa her gece rüyalarda karşılaştık
uyanınca kendimize bile anlatamadık
koptuk
ve bir yön hesabının arasında sıkıştık kaldık
bu bölünmeyi kaldıramaz coğrafyayı bölecek bir yer bulduk hep
bu üç harfin arasına sıkıştıracak acılar
bayraklar için direkler
adımızdan evvel gelecek kimlikler bulduk da
barış için bahaneler bulamadık
Yorgoyla Mariayla Stavroyla aramıza savaş girdi bizim
birbirimizin çocukluğunun üzerinde kurduğumuz hayatlar ve tarihler girdi
çocukluklarımızın evlerinde
çocukluklarımızın üzerinde durmanın hüznü kederi girdi
aramıza savaş girdi bizim
gitmedi
Beste SAKALLI
*************
Albüm Yaprağı
MEVLEVİ TEKKE

Mevlevi Tekke (Lefkoşa Mevlevihanesi) ve Mescidi, Lefkoşa'da, Girne Kapısı'ndan surlar içerisine girer girmez, Girne Caddesi'nin hemen başlangıcında, doğu yönünde yer alan Türk-İslâm eseridir. Kıbrıs'ta Mevlevi Tarikâti'nin faaliyeti, iskân hareketinin yoğunluk kazandığı 1593 (Hicri 1002)'de başlamış ve 1955 yılına kadar sürmüştür. Şimdilerde müze olarak düzenlenen eski Tekke'de yine zaman zaman sema gösterileri yapılmaktadır.
Fotoğrafta, ortada Destarlı (sarıklı) sikke (Mevlevi dervişlerinin giydiği yüksek ve tepesi düz, külâh giyen dönemin Mevlevi Tekke Şeyhi Hafız Şefik Efendi, solda keçe külâh giyen Mevlevi Dervişi Abdullah ve sağda da keçe külâh giyen Mevlevi Dervişi Mustafa görülmektedir.(Fotoğraflar ve bilgiler için Altay Sayıl'a teşekkürler)
**************************
|