|
az gittin uz gittin
meğer hep gittin
şimdi sevmesin, severdi beni elvedalar
hatırla, tutup tutup çarptığın kapılarla yıkılırdı buralar
şafağa sökmeyen akşamların kalırdı senden bana
hatırandı akşam yalnızlıkları
ayağının tozuyla açan her begonyada tüterken adın
kendime saklı sır gibi konuşamazdım ben
içim suskunluğun tekidir çünkü benim
içim aşkın teki!
bir ülke sevdim bir zamanlar
dinler dinlemez, apar topar sevdim
öyle güzel anlatırdı ki babam
sanırdım serin bir yel yürür yüreğime denizden
iki yakası bir araya gelmiş bir yurt düşerdi aklıma hemen
göz açıp kapayıncaya kadar on binlerce rüya görürdü beni
iki ayağının üzerinde on bin yalan gibi,
on bin rüya anlatırdı usumdakileri de düşümdekileri de deliksiz
bir ülke sevdim bir zamanlar
neresi, nereli ve nesi olduğumu sormadan sevdim
bıraktığım ev, terk ettiğim sokak, yaşadığım savaş ve şahit olduğum kavgasıyla
yolları, sınırları ve gözleri aklıma yapışan limansız kıyılarıyla
hazin hikayeleri ve bakir hayalleriyle
bir ülke sevdim bir zamanlar, o da babamın ağzından
yoksa içim suskunluğun tekidir benim!
içim ülkesizin teki!
bekliyorsam eğer aynı yerde
bir tek beklemeyi iyi bildiğim içindir
el yazısından mektuplar bana hala sevmelerimi hatırlattığı için
yoksa sana ne bugün ne yarın gel diyemem sevgili
içim suskunluğun tekidir benim!
içim zamansızın teki!
ilkbahar hüznümün ayıbını örten bir bahanedir
top tüfek sesleri düşlerimi delen o ağrı
savaş desen toprağımın en hain masal kahramanı
iyi ki gözlerin bende sevgili
iyi ki gözlerin
neresinde doğsam bu şehrin çünkü,
gözlerin yıllanmış bir ihmal gibi çağırır beni
gözlerin hatırlatır bana ölümü gebertmeyi
ne zaman yaşamak şaka gibi gelse
barış uzak bir şarkı gibi ağlasa gökyüzünden
gözlerin göğsümden yakalar beni
hatırlarım umudu sekilerime kan ininceye kadar beklemeyi
yoksa içim suskunluğun tekidir benim
içim vazgeçmişin teki!
kalmak ya da gitmek olsa keşke tüm mesele
oysa sevmek
ülkemin kaderine zıt
çizgisine inat
memleketmiş sevgiliymiş günmüş geceymiş ayırt etmeden
sevmeyi sevmek
bütün unutturanların karşısına geçip, bağıra çağıra sevmek
yoksa içim suskunluğun tekidir benim!
içim tarihin, kaderin, kederin teki...!
Bakma böyle erkeklendiğime
İçim o çocuk kadının teki...
Beste SAKALLI
**************
Posta Kutusu
Önce bir şiirini gönderdi Melis. Ben de teşekkür ettim şiiri için. Sonra tekrar e-mail gönderdi. Bu kez şiirinin altında aynen şu not vardı: 'Öncelikle size çok teşekkür ediyorum mailime karşılık verdiğiniz için...Mailinizi gördüğümde ne kadar mutlu oldum anlatamam..Sizin yazılarınızı beğenerek takip ediyorum ve ben de ilerde sizin gibi olmak istiyorum..Ben 14 yaşındayım...Bu yüzden benim yazılarımı önemsemeyeceğinizi düşünmüştüm..Çok teşekkürler her şey için...' E-mailin sonundaki cümle beni çok etkiledi açıkçası. On dört yaşında olduğu için attığı yazısını ve şiirini önemsemeyeceğimi düşünmesi...O yüzden başka bir yazı hazırlamış olmama rağmen, kenara çekilip sözü Melis'in şiirine bırakacağım. Melis'e ve diğer gençlere bu ülkenin her alandaki gelişimi ve geleceği için ne kadar önemli olduklarını bir daha hatırlatmak için...
******
SINAV
Geçen gün yine gördüm seni
Yine baktın bana usul usul
Ne yapabilirdim ki söylesene
Elimden gelmez ki artık bir şey
Üzgünüm ama bakamam sana tekrar
Öyle bir sınavdan geçtim ki sorma
Seni tanımama sebep olan bir sınavdı bu
Sonunda ne oldu diye sorma
Daha fazla nefret ettirtme beni kendinden
Ama inan çok kırdın beni
Niye diye sorma
Öyle bir hüsrana uğrattın ki beni
Nasıl diye sorma
Sadece bunu bil yeter
Bana 'ama'söyleme
Seni dinleyemem artık
Sakın başka konuşma
Duymuyorum seni artık
Seni öylesine severken
Beni aynı anda
Hem sağır hem sakat bıraktın
İşte bu!
İşte geçirdiğim sınav bu!
İşte sonucu bu!
Başka ne söylenebilir ki?
Melis Özmındık-Akdoğan
|