Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da
Finalin adı MTG-Yeniboğaziçi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

TURİZMDE VAR MIYIZ?

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KKTC'de turizm yıllardan beridir ekonominin lokomotifi, öncüsü, sürükleyici sektörü olarak tanımlandı ve öyle olması hedeflendi. Aslında bizim gibi doğa güzelliklerine sahip, güneşiyle, deniziyle ve önemli sayıdaki tarihi eserlerine sahip her ada önemli bir turizm destinasyonu olma adayıdır.

Turizmde tercih edilir bir destinasyon olabilme şansımız özellikle rekabetin giderek kızıştığı bu coğrafyada daha da azalmaktadır. Bir tarafta doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs ve Türkiye güney sahilleri, diğer tarafta başta Tunus ve Fas olmak üzere kuzey Afrika ülkeleri ve orta Akdeniz'de Malta, güney İtalya ve adaları ile Batı Akdeniz de İspanya gibi turizm duayenleri.

Bu örnekler arasında özellikle bizim yapımıza benzer Güney Kıbrıs ile Malta, turizmden müthiş derecede nemalanmıştır. Ekonomilerinin gelişimi, modernizasyonu ve dünyayla bütünleşme sürecine adeta turizm ön ayak olmuştur.

Bugün, nüfusu 400 bin civarında olan Akdeniz'in kayası, Malta, 40 binin üzerinde yatak kapasitesi ile senede bir milyon iki yüz civarında turist ağırlamaktadır. Bu sektörün ekonomiye katkısı milli gelirin %30'u kadarıdır. Özellikle 80'li yıllardan başlamak üzere turizm altyapısının geliştirilmesine önem verilmiş ve bu sayede, konaklama süresi 1985'de 7 gün iken bu rakam 2000'li yıllarda 11 güne çıkarılmıştır. Buna paralel olarak özellikle özel ve devamlı reklâm kampanyaları ile doluluk oranlarını yine ayni dönemde %50'lerden %60'lara çıkarılmıştır.

Güney Kıbrıs'a bakıldığında, 1980'lerin başında 250 bin civarında olan turist sayısı 2006 rakamları ile iki buçuk milyona yanaşmış ve turistlerin harcamaları 2 milyar 100 milyon doları aşmıştır. Doksan beş bin yatak kapasitesine sahip Güney Kıbrıs turizmi, %50'ler civarı doluluk ve 11 günlük konaklama süresi sayesinde ekonomiye büyük istihdam kaynağı oluşturmakta ve milli gelire direk %15 katkı sağlamaktadır.

Kısaca bizlerin rakamlarına baktığımızda, 13-14 bin dolayında yatak kapasitesi, 300 bin turist ve ortalama 5 güne yakın konaklama süresi ile turistik tesislerimizde %40'lık doluluk oranına sahip olduğumuzu görmekteyiz. Bunların toplam net getirisi ise 2005 rakamlarıyla 320 milyon dolardır.

Şimdi burada bu rakamların detaylı analizini yapmak istemiyorum. Rakamlardan da rahatlıkla görüleceği üzere turizm istenilen başarıyı elde edememiştir. Peki, ama bu başarısızlığın temelinde tanınmamışlık, izolasyonlar, direk uçuş sorunu mu yatmaktadır? Cevabım, bir yere kadar evet. Mutlaka izolasyonların, tanınmamış olmanın etkileri vardır ve bunların üzerine sistematik bir şekilde gidilip olumsuz etkileri minimize edilmeye çalışılmalıdır. Gerekirse bu çerçevede girişimciler de desteklenmelidir.

Fakat bana göre turizmin iki temel sorunu vardır. Bunların birincisi turizmde biz hiç büyük düşünüp, hedefler belirleyerek gerçek anlamda stratejik turizm planları geliştiremedik. İkincisi, ki bu daha da önemli, bizlerin böylesi önemli bir sektörün sorunlarını yönetecek ve yaratıcılık kapasitesi ile aşabilecek liderlere sahip olmamamızdır.

Bizlerin, özellikle turizmi Hükümet değil Devlet politikası olarak düşünmemiz ve gereklerini yerine getirmemiz gerekir. Lokomotiftir diyoruz ama lokomotifin rotasını yani hedeflerini belirlememişiz. Bu hedeflere ve amaçlara erişmek için gerekli stratejik geliştirme veya aksiyon planlarını hazırlanmasında başarılı olamamışız. Onun için değil midir ki hâlâ daha turizm örgütünü oluşturup, turizm yönetiminin siyasi baskıdan arındıramadık. Yani vizyon yok, hedef yok.

Bugün turizme gerçekten önem veren ülkelerin hepsinin masalarında en az 5 beş yıllık turizm gelişim stratejik / master planları vardır. Hedefler belirlenmiş ve bu hedeflere ulaşmak için gereken stratejiler ve aksiyon planları hazırdır. Bunun ötesinde, performansı ölçmek için belirlenen rakamsal hedefler; turist sayısı, yatak kapasitesi, konaklama süresi ve doluluk oranları vb. düzenli bir şekilde ölçülmekte ve gereken tedbirler alınmaktadır.

Bunun için bir ana önce bizlerin de daha önce yapılmış master plan çalışmalarından da yararlanarak turizmdeki vizyonumuzu belirlememiz gerekmektedir. Bunun ötesinde belirlenen hedeflere ulaşmak için ana strateji üzerinde durmamız gerekmektedir.

Bunlar için pazarlama stratejisi, (pazar hedeflemesinden, öncelikli pazarlamaların belirlenmesi, hava ulaşım, haberleşmeye kadar), ürün stratejisi (kitle, özel ilgi, bunlar için gerekli altyapı yatırımları, konaklama) ve kalite ile katma değer stratejilerini (sürdürülebilir bir turizm için) iyi belirlememiz gerekmektedir.

Tabi ki bu anlatmaya çalıştıklarımı başarmak için turizmde liderlere ihtiyaç vardır. Bu aşamada idareci değil problemleri iyi yönetebilecek, yaratıcı fikirlere sahip profesyonel, liderlere ihtiyaç vardır. Artık bu yılı kaybettik / kaybetmedik, gelecek yılı kazanacağız değil, gelecek beş - on yılda nereye gidiyoruz bunları konuşan liderlere ihtiyacımız vardır.

Eğer gerçekten tercih edilen bir turizm destinasyonu olmak istiyorsak ve mademki bugüne kadar denenen yöntem pek istenilen başarıyı sağlamamıştır, artık bizlerin turizm yönetiminde değişimi düşünmemiz gerekmektedir. Dünya örnekleri bizlere bunun ancak turizmin gerçek anlamda bir Devlet politikası haline getirilerek, turizm yönetiminin bağımsız bir otorite ile liderler tarafından yönetilmesinden geçtiğini göstermektedir.

   1196 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Nisan 2008, Cuma   LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT
04 Nisan 2008, Cuma   YAGA ile ekonomik vizyon
28 Mart 2008, Cuma   MERKEZ BANKASI GÜVEN VERİYOR
21 Mart 2008, Cuma   KÜRESEL FİNANSAL KRİZ DERİNLEŞİRKEN
14 Mart 2008, Cuma   Teşhis yok reçete yok
08 Mart 2008, Cumartesi   "ÇÖZÜM SONRASI TİCARİ FIRSATLAR"
29 Şubat 2008, Cuma   SİYASİ DİYET VE KAMU MAAŞLARI
22 Şubat 2008, Cuma   MÜZAKERELERE HAZIRLANIYOR MUYUZ?
02 Şubat 2008, Cumartesi   BANKALARDA PARA ÇOK, PİYASADA NAKİT YOK!'A YORUM
25 Ocak 2008, Cuma   DURAKLAYAN KKTC EKONOMİSİ VE KÜRESEL DALGALANMA


Yorum Sayısı:   1
  Mehmet Cuma         - CLUB GÜZELYALI HOTEL KARŞIYAKA GİRNE 10 Ağustos 2007, Cuma 18:34 
Sayın Besim 1990 yılından bu yana yani 17 yıldır dile getirdiğimiz feryatlarımızı köşenize taşıdığınız için eko turizmi yapan bizler adına size çok teşekkür ederim.
Gelecek on yıl için en azından ulaşımda rekabeti sağlamak bakımından hava alanı vergilerini kaldırmayı hep önerdim şimdide öneriyorum.
Ulaşımda Güney Kıbrıs ile rekabet edebilecek ortam yaratılsın bakın o zaman KKTC'de neler oluyor.
Otel doluluk oranları % 50'nin üzerine çıkar. Turistlerin KKTC'de kalma süresi on günü geçer. Turizm gelirlerimiz bir milyar doları aşar. Emin Çölaşanın dilencileri olmaktan kurtuluruz.
Bunların hepsi gerçekleşir. Bunları nereden mi biliyorum.
Ulaşım çok daha ucuz diye Larnaka üzerinden otelimize gelen Avrupalı konuklarımız adanın kuzeyi güneyden çok daha güzeldir diyorlar da ondan.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital