Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Skandalda ikinci perde
Önce araca sonra demir kapıya vurdu
İki çocuğuyla sokağa atıldı
Ayri, Girne'de başka kızları da telefonla arayıp rahatsız etti
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı
Avcılardan ağaç katliamı
Okan Ersan, Almanları büyüledi

YORUMLANANLAR
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [2]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [17]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Rusya Rum'a teslim [1]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [2]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]
Esrar çekip ortalığı dağıttılar [5]
Köşeyi dönemedi, devrildi [2]
"Abla beni kurtar" [1]
Gece kulübünden kadınlarla seçim zaferi kutladılar [29]
Avda yaralanan Erol, GATA'ya gönderildi [1]
"Recep'in Angonisi Recep", Karpazlıları ağlattı [1]
Ziyarete gitti, soydu, 1 yıl yedi [1]



MEVCUT BÜTÇE YAPISIYLA YAŞAM KALİTEMİZ ARTAMAZ

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Eylül 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Hayat standardı ve yaşam kalitesi insanın geliri yanında, ülkedeki eğitim durumu, sağlık hizmetleri, çevre, hukuk gibi bireylerin yaşam koşullarını belirleyen ve oluşturan faktörlerle belirlenir. Devlet yönetimindekiler değişik sosyo-ekonomik politikalar geliştirirken vatandaştan topladıkları vergileri de bu alanlara ayırarak, toplumun yaşam kalitesini iyileştirmek için uğraşırlar. Aslında artan geliri hissetmek ve refahı yaşayabilmek ancak yaşam kalitesinin artmasıyla olabilir. 

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yaşam kalitesini iyileştirmek için devlet bütçeleri önemli rol üstlenir. Devletin eğitim, sağlık, hukuk ve çevre için ayırdığı kaynaklar ve bunların doğru kullanımı, bireysel yaşam kalitesinin artması için belirleyicidir. KKTC ekonomisi son 6 yılda gerçekten kayda değer bir ekonomik gelişim göstererek milli gelirini 3'e katladı. Kişi başına düşen gelir 14 bin doları aştı. Bunlar hep güzel ve sevindirici göstergeler. Fakat yaşam kalitemiz veya hayat standartlarımız arttı mı? Refahı gerçekten hissedebiliyor muyuz?

Aslında, ekonomistler bu sorulara cevap ararlar veya bu soruları sorarak analiz yaparlar. Zira ekonomik gelişim sırf cebimizdeki paranın çoğalmasıyla ölçülemez. Ekonomik gelişim ve daha uygun terminoloji ile "ekonomik kalkınma" ancak vatandaşların yaşam kalitesinin iyileşmesiyle ve refahın hissedilmesiyle gerçekleşir. İşte bu anlayışla etrafımıza baktığımızda, birçok şeyin doğru gitmediğini gözlemlemek zor olmasa gerek.

Okulların yeni açıldığı bu günlerde basında eğitim ile ilgili sorunları hep birlikte görüyoruz. Çoğu gazete köşe yazarının bu haftaki konusu eğitim ile alakalı. Öğrencilerin okullara taşınmasından tutunda, sınıf yetersizliği, tam güne geçiş projesindeki aksaklıklar vs. vs. ve gidiyor. Sorunların temelinde iş gelip kaynak sıkıntısına, bütçe yetersizliğine dayanıyor. Bu arada kişi başı gelirde dünya sıralamasında ilk 60'a girmişiz! 

Gecen sabah radyoda, kanser derneklerinden birinin temsilcisi olacak, kemoterapilerin Güney Kıbrıs'ta veya Türkiye'de yapılabildiği anlatıyor ve hastanelerimizde bu donanımın olmadığından yakınılıyordu. Bu durumun hastalar ve yakınlarını çok zor durumda bıraktığını anlatıyordu. İnsanlar sağlık sistemindeki problemlerden yakındıkları sürece ve hizmetlere ulaşamadıklarını belirttiği sürece yaşam kalitemiz iyileşemez.   

Geçen gün yine basında barolar birliği başkanı ülkedeki adaletin etkin çalışması için devletin gerekli ilgiyi göstermediğini, gerekli reformları yapmadığını ve sistemin yenilenmesi için yeterince kaynak ayrılmadığını konusunda şikâyet ediyordu. Gazetelerin baş sayfa dâhil ön sayfaları hep kriminal faaliyetlerin artığına parmak basıyor. Tabi bu arada ekonomik büyüme sonucunda araba ithalatında patlama olmuş ve neredeyse her yaşı 18'i bulana bir araba düşecek şekilde araba sayımız artmış!  

Yollarımız, sokaklarımız, kullandığımız sudan tutunda ürettiğimiz elektriğe kadar, kalite ortada. Hiçbirinde standart, çevresel bilinç yok! Standart ve kaliteyi devlet kendi sunduğu hizmetlerle ortaya koymalı ve vatandaşı yasal mevzuatı da kullanarak kaliteli yaşama doğru yönlendirmelidir. 

Yukarıda verdiğim örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir. Ekonomik büyüme ve hayat kalitesini artırma ile ilgili yapılan çalışmalarda devlet bütçesinin kilit rol oynadığı belirlenmiştir. Bulgulara göre eğer devlet büyüyen ekonomide bütçe imkânlarını eğitim, sağlık, altyapı ( yasal ve fiziki) ve çevrenin korunması için kullanırsa bunlar hayat kalitesinin artmasına müthiş etki yapar. Diğer taraftan, eğer devlet büyüyen ekonomi ile sağladığı kaynakları kendini (kamuyu) büyütmek için kullanır ve toplumun temel ihtiyaçlarına cevap vermez ise, bu toplumun yaşam kalitesine ve hayat standartlarına zarar verir.

KKTC devlet bütçesi yatırımları 2002 yılında gayri safi milli hasılanın (GSMH) % 5.1 kadar iken bu rakam 2007 yılında %5.8 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Ayni yıllarda personel harcamaları % 13.2' den % 16.4'e yükselmiş. Sosyal transferleri (emeklilik, burs vb harcamalar için) geçiyorum, diğer transferlere bakacak olursak ki bunlar ağırlıklı olarak KIT ve diğer kamu kurumlarına yapılan desteklerdir; bunların oranı da 2002-2007 yılları arasında %11.4'den %18.3'e yükselmiş. Bu birkaç rakam bile bizlere açıkça büyüyen ekonomimizde bizim kaynaklarımızı hayat kalitesini artırmaya yönelik değil, kamuyu şişirmeye harcadığımızı açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu da bizlere bu bütçe yapısıyla ve anlayışıyla biz ne kadar büyürsek büyüyelim, ülkede hayat kalitesi ve yaşam standartlarının iyileşmeyeceğini göstermektedir. Bu gerçekten çok önemli bir sorundur.

Eğer vatandaş 14 bin dolarlık kişi başına geliri hissetmiyor ve 4 bin dolarlık gelire sahip bireyler gibi yaşıyorsa, dünyada ilk 30'a girsek ne yazar?   

 

   318 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Kasım 2008, Cuma   GÜVEN VE TALEP
14 Kasım 2008, Cuma   DESTEK ARZA MI TALEBE Mİ?
07 Kasım 2008, Cuma   BAĞIMSIZ İSTATİSTİK BİRİMİ
31 Ekim 2008, Cuma   "BUGÜNLERDE HERKES SOSYALİST"
24 Ekim 2008, Cuma   BAĞIMLILIK NEREYE KADAR?
17 Ekim 2008, Cuma   KENDİ YAĞIMIZLA...
10 Ekim 2008, Cuma   KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME
26 Eylül 2008, Cuma   İYİ HABER!
12 Eylül 2008, Cuma   EKONOMİK DURAKLAMA SOSYAL GÜVENLİĞİ DE VURDU!
05 Eylül 2008, Cuma   Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kılar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6944 1.7064
1 STERLİN 2.5170 2.5358
1 EURO 2.1221 2.1370



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...

Ali Baturay

ÇOCUK ÇOCUKTUR, IRKI MI OLUR ÇOCUĞUN?

Hasan Hastürer

Beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gard...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler keres...

Ahmet Tolgay

VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER ...

Bilbay Eminoğlu

Dostlar alışverişte görsün

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

BABALARINA BENZEYEN NESİLLER

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital