|
Geçen yazımda yaşadığımız ekonomik sorunun arzdan fazla talepten kaynaklandığını ortaya koydum. Bu bağlamda toplam talepteki daralmayı aşmaya yönelik açılımların üzerinde yoğunlaşmamızın gerektiğini anlatmaya çalıştım. Belli ki bu konuda daha çok kafa yormamız gerekecek.
Gelinen aşamada ekonomi yönetiminin bir şeyler yapması kaçınılmazdır. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken, geliştirilecek politikaların piyasaya direk etki yapacak, ekonomideki açmazları aşacak niteliklere sahip olmalarıdır. Yine ayni şekilde bu "müdahaleler" veya "kurtarma paketler"'inde zamanlama ve önceliklerin belirlenmesi uygulanacak olan politikaların başarılı olmalarında belirleyici unsurlardır. Bunun için de sorun tespitinin doğru yapılması ve hızlı hareket edilmesi gerekir. Bu anlayışla aşağıdaki iki konuyu irdeleme ihtiyacı duydum.
1. Güven meselesi
Hükümetin erozyona uğramış güveni yeniden tesis etmek için hızlı hareket etmesi gerekmektedir. Para var-yok, verilecekti-verilemeyecekti, ne yapılacaksa hemen yapılması gerekmektedir. Geç müdahale ekonomiyi daha zora sokabilir. Olmayan yeni sorunlar yaratabilir. Ülkede ekonomik daralma bir seneyi aşkındır yaşanmakta fakat bunun için herhangi bir şey yapılmamıştır. Simdi buna bir de küresel kriz eklemiştir. Bu da iki ayı aşkındır derinleşen bir sorundur. Vatandaş henüz Hükümetin ne yapacağını bilmemekte asparagas haberlere itibar etmek zorunda kalmıştır. Bu da çok tehlikelidir. Hükümet paketini bir an önce hazırlamalı ve kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Eğer bir paket yoksa onu da açıkça halkıyla paylaşmalıdır. Artık bu noktada işletmeler, tüketiciler önünü görememektedir. Bu durum talebi bir o kadar daha olumsuz etkilemektedir. Hükümetin asli görevleri arasında halkının önünü açacak ve gelecek ile ilgili doğru kararlar alabilmesini sağlayacak bilgilendirmeyi yapmak olmalıdır. Zaman güveni tazeleme zamanıdır. Eğer icraattakilerin bir şey yapmaya niyeti varsa bunu hemen yapmaları gerekir.
2. Önceliklerin Belirlenmesi
Bugün gelinen aşamada artık sorunun talep sorunu olduğunu herkes söylüyor. Dolayısıyla genişletici ekonomik politika uygulanacaksa, burada öncelik toplam talebi canlandırmaya yönelik olmalıdır. Bu aşamada da en etkili toplam talep kalemi tüketimdir. Eğer musluklar açılacaksa bunlar tüketicilere yönelik olmalıdır.
Tüketime yönelik kredilendirmelerde açılımlara veya tüketici borçlarının yeniden yapılandırılması düşünülmelidir (Bu kurdan dolayı mağdur olan tüketiciler için borcun daha uzun vadeye yayılmasını sağlamak için de uygulanabilir). Bunun için Hükümetin Merkez Bankası ile çalışarak belli garanti sistemleri geliştirmesi ve bankacılık sisteminin kredi verme imkânlarını kolaylaştırmalıdır.
Bütün toplumu kapsayacak bu uygulamalar bireylerin cebine direk gelir etkisi yapacak uygulamalardır. Bireylerin krizden dolayı beklemeye aldıkları tüketimlerini gerçekleştirecek, teşvik edecek politikalar ancak bu aşamada işe yarayabilecektir.
İkinci öncelik olarak da şirketlere yönelik destek programları üzerinde durulmalıdır. Bununla ilgili iş çevrelerinin önerdiği borçların yeniden yapılandırması çok önemlidir. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken önemli bir mesele "arz kendi talebini yaratabilecek midir?" Buna iyi bakılması, bu konuda iyi çalışılması gerekir görüşündeyim. Şirket borçlarının yeniden yapılandırılması ille de talep sorununu halledecek diye bir garanti yoktur.
Bunun yanında belli sektörlerde oluşan stok sorunu da aşılmayabilir. Dolayısıyla bu uygulama belki şirketlere belli bir süre kazandırarak onları rahatlatabilir. Fakat ayni zamanda şirketlerin mali sorumluluklarını da artırarak daha riskli kılabilir. Dolayısıyla bu yaklaşımın ön koşulu talebin desteklenmesi olmalıdır.
|