Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KARNE ZAMANI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yürek özgür yaşamak ister

Kimselere yüksünmeden, kızmadan

Buyurmaya açılan ağızlara bir

tomurcuk

Barış Çocuklarından. T. İLDENİZ

Ana sınıfından lise sona kadar bütün öğrenciler karne alıyor önümüzdeki günlerde. Notlarını öğrenmeye başlayan çocukların kimi gururlu bir rahatlık içinde iken; kimisi ailesi ile gerçekleşecek ilk karne karşılaşmasının hüzünlü bekleyişi içinde.

Karnedeki notları uzun zamandır farklı algılıyoruz. Sanki o notlar ana babalar olarak bizlerin de başarısını gösteriyormuş gibi hissediyoruz. "Daha çok ilgilenmeliydim, öğretmen tutmalıydım" gibi pişmanlıkların yanında; "bunca çabamın karşılığı bu mu?" tarzında yakınmalar da karıştırıyor dünyamızı. Yalın gerçek şu ki; karneyi biz almadık. Çocuğumuz aldı. Bu karne, sadece yıl içinde girdiği farklı sınavlardan aldığı notları göstermektedir. Okulda neyi ne kadar öğrendiği hakkında bilgi vermemektedir. Düşünün, o karnede mutlu olma becerisinden aldığı not görünmüyor. Çevresine yönelik sosyal uyumu ile ilgili bir bilgi de yok. Yardım sever mi? Sevecen ya da saldırgan mı? Üstüne düşün görevlerini yapabiliyor mu? Okulda kaç defa gözyaşı döktü? Haksızlığa uğradı mı? Hakkını nasıl savundu?.. Karnede bunlar yazmıyor. Yazılan sadece sınavlardan alınan notlar. Düşük notların nedenleri de yazmıyor karnede. Çalıştığı halde yapamamış olabilir mi? Çalışma disiplini olmadığı için düşük not almış olabilir mi? Öğretmeni ile olumlu bir iletişim kurabilmiş mi? Sağlık sorunu var mı? Okuldan uzaklaşmasına neden olan psikolojik ya da sosyal içerikli bir yaşantıya maruz kalmış olabilir mi?..

Karnedeki notların her zaman birden fazla açıklaması vardır. Çocuğa yönelik tutumunuzu belirlerken bunu göze alın. Karne, onunla olan ilişkinizde başrole oturmamalı. Bir kişilik sorunu gibi görülmemeli. Görev ve sorumlulukları ile ilgili olarak değerlendirilmeli. Çocuğunuzun karnesi ile ilgili duygularını iyi takip edin. Size göre sıradan olan bir karneye bile seviniyorsa, siz de sevinin. İyi notlarına rağmen, üzgün ise, nedenini anlamaya çalışın.

Harika bir karne ile birlikte, mutlu bir çocuk geldiyse eve; sevinelim, coşku ile karşılayalım bu başarıyı. Hatta mümkünse ödüllendirelim de. En güzel ödülün, elde edilen başarı olduğunu yürekten hissederken, sorumluluğunu üstün bir başarı ile yerine getirdiğinin altını çizelim. Bizi başarısına ortak ettiği için, sevinelim. Bizim sayemizde başardığı ya da bize emeklerimizin karşılığını ödediğini düşünmeyelim; dile getirmeyelim. Çocuk, üstüne düşen ders sorumluluğunu yerine getirdi. Çaba gösterdi ve iyi notlar elde etti. Bunu umursayalım. Çok parlak olmamakla birlikte geçmişe göre iyi bir karne ise de aynı davranışı gösterelim. Eskiden birkaç kırığı varken, şimdi doğrudan geçtiyse, bunu da kutlayalım. Unutmayın, bu ona göre büyük bir başarıdır. Yaklaşımınız doğru olursa, ardından daha büyük başarıların geleceğini hatırlayın.

Kötü bir karne ile gelen çocuk, üzgündür. Ailesinin düşük notlara bakış açısı, çocuğun üzüntüsünü dışa vuruşunu belirleyen önemli bir etkendir." Karne yüzünden" evden kaçanlar, intihar girişiminde bulunanlar, aslında aileleri ile yaşanacaklardan kaçan çocuklardır. Kötü notlar getiren çocuk, ailesine haksızlık ettiğini düşünürse ya da ailesi karneyi emeklerine karşılık bir hakaret gibi algılarsa, ortaya çıkacak tablo pek de iç açıcı olmayacaktır. Böyle bir duygusal yeniklik, başarıya yönelik adımlarını kaygı ve güvensizlikle bozacaktır. Çocuk, başarmak için gerekenlere asla sahip olamayacağına inanacaktır. Başarıya duyduğu özlemi, başka yerlerde arayacaktır.

Oysa kötü notlar, yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu gösterir. Bir sorun vardır. Bu sorun çocuğu mutsuz etmektedir. Ailesi de bundan dolayı mutsuzdur. Çocuk bu sorunu çözebilecek beceridedir. Sorun çözme sürecinde, ailesi her zaman yanında olacak ve ona destek verecektir. Kötü notlar onun kaderi değildir. İyi bir karne de kimsenin tapulu malı değildir. Sorunla doğru bir şekilde mücadele edebilirse, her şey yoluna girecektir. Doğruları bulmada ise güvenebileceği ailesi, koşulsuz desteği ile hep yanında olacaktır.

Bir mücadele sonunda başarıyı elde eden kişiler; başarıyı ellerinde tutmayı çabuk öğrenirler. İzin verin, çocuklarınız öğrensin.

Cevap ve sorularınız için elektronik posta adresim: kahraman_psikolog@yahoo.com

   1664 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR
25 Nisan 2008, Cuma   BENLİK SAYGISI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital