Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KUMARBAZIN DRAMI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir yandan riske girmenin dayanılmaz, yürek hoplatan heyecanı; öte yandan kazanmak ve kaybetmek arasındaki farkı yok eden o ince ama keskin çizgi: Kumar.

Kumar ve ilgili birey arasındaki ilişki; yaşamın diğer bütün ilişkilerinin üstünde bir kuvvetle gelişir ve yaşamın bütün önemli ilişkilerine kısa bir sürede egemen olur, baskın olur ve her şeyi siler geçer. Fırtına dindiğinde, yaşamın güzelliklerinden geriye pek bir şey kalmamıştır çoğunlukla. Uğruna her şeyin verildiği kumar; gerçekten her şeyi alarak, çekip gider.

En başta onlar da, herkes gibi "oyun" oynadıklarını düşünmüşlerdi. İstedikleri zaman, istedikleri kadar oynama iradesine sahip olduklarından emindiler. "Oyun"un aslında kumar olduğunun, hem de bir hastalık olarak kabul edildiğinin farkına vardıklarında; bu dramın ikinci perdesi başlamış olur, ne yazık ki. Bu perdede, kumar oynama dürtüsünün kontrolü yitirileli çok uzun zaman olmuştur. Artık başlayan her yeni gün, daha kötüye gidecek bir gündür. Öncelikle, gündelik hayatın küçük sevinçlerinden, hüzünlerinden uzaklaşılmış; ardından sosyal ve ekonomik hayata yönelik yıkıcı yanlışlıklara sıra gelmiştir. Bu durum, bilimsel ölçütlere göre, "kumar bağımlılığı tanısı konulan, kronik ve aşamalı ilerleyen bir hastalıktır" artık.

Bilim adamları kumar bağımlılığını iki grupta incelemektedirler. Birinci gruptakiler, risk almanın getirdiği heyecana bağımlı olan kişilerdir. Kazanan kişi olma ihtimali, adrenalinin tepe noktasına yükselmesine neden olur. Kalabalıkta ve birden fazla kişiyle oynanan oyunları tercih ederler. İkinci grubu oluşturan kişiler, gündelik yaşamın sıkıntılarından ya da kendilerinden kaçarak, kumara yönelirler. İletişim becerileri zayıftır. Tek başına oynanan oyunları tercih ederler. Hangi grubun üyesi olursa olsun; kumarbazın zihninde her an kumar vardır. Kumarı bırakması gerektiğini düşündüğünde, kendini huzursuz ve sinirli hisseder. Onun için "oynamak", can sıkıcı bir durumdan, düşünceden, duygudan ya da insandan kaçmanın rahatlatıcı yoludur. En büyük mücadelesi kaybettiği parayı yerine koymak için tekrar oynamaktır. Kumara olan tutkusunu ve oyun oynama sıklığını gizlemek için kendisinin de inanacağı yalanlar söyler. Bu yalanlar daha sonraları, gerekli finans kaynağını bulmak için yasadışı yollara başvurabileceğinin de işaretidir. İş ve özel hayatındaki ilişkileri zarar gördüğünden, maddi kayıplarını karşılayacak yakınlıkları da kaybetmiştir. Bu da onun, kumarın sebep olduğu zarardan kurtulmak için başka "güvenilir" kişiler aramasına neden olur. Bu noktada, kumarı bırakmaya yönelik girişimlerde bulunsalar da yardımsız başaramazlar.

Ana ya da baba olmak; eş ya da evlat olmak daha can acıtıcıdır kuşkusuz ama kumar bağımlısının dramında hepimize bir rol biçilmiştir. Ailecek oynanan tombala oyunları, zengin olma düşüyle alınan piyango biletleri, kazı-kazan tarzı masum ve kolay görünen oyunlar kumar alışkanlığının gelişmesinde ailenin taşıdığı rolü gösteren birkaç örnek sadece. Kumarın, toplumsal yara haline gelmesinde, okul çocukları arasında bile bu derece yaygınlaşmasında toplumsal hoşgörü sınırlarımızın genişlemesinin de önemli etkisi vardır. Kumar oynanan yerler mahallelerimize kadar girdi. İnternet ortamına bağlandığınız anda kumar davetleri almaya başlıyorsunuz. Piyango biletlerini ise kumar olarak algılamıyoruz bile. Kumarhanelerin cafcaflı reklâmları dergi ve gazeteleri süslemekte.

Kumar oynama dürtüsünün ortaya çıkmasını engellemek için öncelikle ilgili ortam ve durumlardan uzak durmakla işe başlanmalıdır. Aile ve arkadaş çevrenizde kumar, tombala, bahis oyunları gibi alışkanlıkları olan kişiler varsa, çocuklarınızın ortamdan etkilenmemesini sağlayınız. Yanınızda fazla para taşımayınız. Limiti düşük kredi kartı kullanınız. Bahis tartışmalarına katılmayınız ve hemen oradan uzaklaşınız. Yaşam alışkanlıklarınızı değiştiriniz. Sportif faaliyetler, hobiler, entellektüel girişimler edininiz. Kendinize, vücudunuza bakınız. Sağlık sorunlarınız varsa, kurtulmak için harekete geçiniz. Yakınlarınızdan biri kumar oynuyorsa önce onu dinleyiniz. Kumar oynamasının nedenlerini ve derecesini tespit ediniz. Çocuk ise, risklerden ve karşılaşabileceği sorunlardan söz ediniz. Kumarın bir eğlence olduğunu; para kazanma yolu olmadığını ısrarla belirtiniz. Eğlendirmenin ötesinde çok daha fazla tehlikeler taşıdığını örneklerle gösteriniz. Evde oynanan kumar benzeri (okey, pişti, tombala gibi) oyunlara derhal son veriniz. Bunların yerine yaratıcı, eğitici ve eğlendirici yönü olan etkinlikler edininiz. Aile üyelerinden birinde kumar bir alışkanlık halini almaya başladıysa, zamanını dolduracak yeni ve yoğun bir program oluşturunuz. Taşıdığı paranın azaltılmasını sağlayınız ve kumar bir alışkanlık halini aldıysa, mutlaka profesyonel yardım alınız.

Kumarın gölgesinin ülkemizden ve sevdiklerimizden uzak durması dileğiyle esen kalın sevgili okuyucular.

Cevap ve sorularınız için elektronik posta adresim: kahraman__psikolog@yahoo.com

Selamımı tanıdıklar götürdü.

Saygı bekleyince alçaldım.

Kararsızlık bir an sürdü.

Kendini beğenmişlerin ortasında ben kaldım. Özdemir Asaf

   1668 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR


Yorum Sayısı:   2
  elif         - girne 24 Haziran 2007, Pazar 19:34 
bitti bitirdi bizi kumar hemde ikimizde deliler gibi severken içim acıyor lanet olsun hayallerimi umutlarımı yıkan beni hayata küstüren bu illete geçmiş 3 yılımı gelecek ömrümü verdiğim dönüşü olmyan sevdama
  E.D         - GİRNE 24 Haziran 2007, Pazar 19:32 
sevdik ama çok sevdik birbirimizi delicesine sevdalandık bana ilk çıktığımız gün söyledi ama bıraktım ders aldım dedi inandım güvendim çünkü çok sevdim ama bırakmamış bırakamamış 27-06 -2004 tanıştığımız 20/07 2006 ayrıldığımız gün beni ailemi hayallerimi yıktı kumar sevdiğimi aldı beni ölümden daha beter acıyla bıraktı şimdi ağlıyorum içim acıyor her gün pişmanım diyen telefonu bekliyorum ma bişey değişmeyecek onuda bilyorum .adımı lütfen açıklamayın


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital