|
DEHB, tedavi edilebilen, uzun süreli bir rahatsızlıktır. Çocuk ve yetişkinlerde görülür. Tedavi edilmediğinde, özel ve sosyal hayatı bozabilen, insanı başarısız ve yalnız bir kişi haline getiren bir hastalıktır. Kişi yeteneğine ve potansiyeline uygun başarılar elde edemediğinden, hak ettiğinin altında mesleki ve akademik düzeyde kalır. Bu da uzun vadede çeşitli psikolojik rahatsızlıkların edinilmesini kolaylaştırır.
Genelde okul hayatının başlamasıyla dikkat çeken DEHB aslında okul öncesi dönemde hatta bazen bebeklik çağlarında sinyallerini vermeye başlar. Bebek huysuz, az uykulu ve iştahsız halleriyle, başka bebeklerden farklı olabilir. Okul öncesi dönemde ise, belirtiler daha belirgindir. Yerinde duramayan, yorucu bir çocuk görünümündedir. Okul çağının başlaması ile sorunun fark edilmemesi imkânsız hale gelir. Çünkü okul çağı, görev ve sorumlulukların başladığı, "öğrencilik" gibi yeni statülerin edinildiği farklı bir dönemdir. Büyük başarı beklediğimiz "zeki fakat hareketli" çocuğumuzun "yaramaz ve başarısız" bir döneme girmesinin de habercisidir.
DEHB'li çocuklar her şeyden çok çabuk sıkılıp bıkarlar. Büyük ısrarlarla aldırdıkları oyuncakları ile kısa bir süre oynarlar ve sıkılıp parçalayabilirler. Yaşlarına uygun yap-boz oyunlarında başarılı olamazlar. Uzun süre TV izleyemezler. Yeni şeyler öğrenmeye karşı ilgisiz ve isteksizdirler. Verilen ödevleri yapmalarını sağlamak, neredeyse imkânsız bir uğraşıdır. Masa başına oturup ders yapmayı başarmak, -evde ya da okulda- onlar için çok zor bir davranıştır. Sanki içlerinde bir kuvvet, onları engellemekte, yönetmekte gibi hissetmektedirler. Bundan dolayı, derslerle uğraşırken yalnız kalamazlar. Aynı yerde fazla duramadıklarından, sınıftan çıkmak için mazeretler uydururlar. Tuvalet ihtiyacı vardır, karnı ağrıyordur, susamıştır gibi. Sınıfta kalmak zorunda olduğunu anladığında ise; birilerini incitir, kalem- kâğıt atar, değişik sesler çıkarır, sırayı sallar. Amacı, hareketlilik yaratarak, rutin durumu -işlenmekte olan dersi- bozmak ve geçici bir rahatlama sağlamaktır. Bu davranışları, evde masa başına oturmalarını istediğinizde de gösterirler. Herhangi bir şey istediğinizde, yapmakta zorlanırlar. Çok isteyerek başladıkları bir işi bitiremeyebilirler; çünkü sıkılmışlardır ve başka bir şey ilgilerini çekmiştir. Dikkatlice dinlemeyi başaramazlar. Siz konuşurken, dinlemiyor gibi görünürler. Gerçekten de, dikkatleri bütün söylediklerinizi anlamaya yetecek kadar yoğunlaşamaz. Sizin ve öğretmeninin öğrettiklerini çok çabuk unuturlar. Çalışma disiplini edinemediklerinden, başarısız olurlar. Sabırsız olduklarından, sınavlardan en erken çıkan çocuklardır. Soruları aceleyle ve yanlış okurlar, bildikleri soruları bile cevaplayamazlar. Okuma ve yazmadan hoşlanmadıklarından, yazıları bozuktur. Okul çağı dönemi, ailenin sorunu fark ettiği dönemdir. Aile, tedirginlik ve ne yapacağını bilememe durumu yaşar. Bu dönemde çocuk, arkadaşları tarafından da yalnızlığa itilebilir. "Sınıfın yaramazı" olarak öğretmenin şikâyetlerine maruz kalabilir. Ergenlik döneminde, çabuk sıkılma ve dikkati yoğunlaştıramama sorunu daha çok artar.
DEHB'li çocuklar yaşıtlarıyla kıyaslandıklarında, aşırı hareketlidirler. Bitmek bilmez bir enerjileri varmış gibi, hareketlilikleri süreklidir. Sıklıkla uyarsanız da, hareket etmeden duramazlar. Evin içinde durmamacasına koşarlar. Fırının düğmelerini açıp kaparlar. Gözünüzü bir an üstlerinden çekseniz, bin davranışı aynı anda yaparlar. Çok konuştukları gibi, başkalarının konuşmalarını da sıklıkla bölerler. Ergenlik döneminde, aşırı hareketlilikte azalma görülür ancak; okul başarısızlığı artar. Aile ile iletişim iyice bozulur. Psikolojik sorunları arttığı gibi, kalıcı olma riski de taşırlar.
Sonunu düşünmeden hareket ederler. O anda içlerinden geldiği gibi davranırlar. Hiç bir kurala uyamazlar. Davranışlarında sınır tanımazlar. Kendileri ve çevrelerindeki insanlar için tehlikeli olabilecek beklenmedik hareketler yaparlar. Grup oyunlarında aşırı tepkiler gösterirler. Bundan dolayı başları sıklıkla derde girer ve akranları tarafından yalnız bırakılırlar. Sonunu düşünmeden hareket etme; DEHB'li çocukların uyumunu en çok bozan özelliktir.
DEHB'li çocuğa zamanında tedavi imkânı sağlanmadığında yaşayacağı başka sorunlara olanak tanınmış olur. Kaygı bozuklukları, depresyon, karşı gelme bozukluğu yanında, yaşadıkları öğrenme güçlüğünden dolayı kendilerine güvenleri eksiktir. Bütün bunlar, toplumda kendi yeteneklerine uygun bir konum edinmelerini engeller. Bu da, alkol ve madde bağımlılığı, intihar girişimi ve bazı kişilik bozuklukları riskini artırır.
DEHB'li çocuğun tedavisinde ilaçlar çok önemli bir yer tutar; ancak aile ve okul işbirliği ile desteklenmesi gerekir. Çocukların aile ve okul çevresi ile sağlıklı ilişkiler kurması için; DEHB'li çocuğun ailesine yönelik psikolojik destek şarttır. Eğitimcilerin de aynı şekilde konuyla ilgili bilgi sahibi olmaları gerekir. Çocuğun "yaramazlık, düşüncesizlik, tembellik, uyumsuzluk" gibi sıfatlarla değerlendirilen davranışları; aslında yaşadığı rahatsızlığın belirtileridir. Bundan dolayı, başka çocuklara uygulanan "ceza, ödül, ikna ya da telkin" bu çocuklarda işe yaramaz. Aksine, çocuğun çok ihtiyaç duyduğu yakın ve sevecen ilişkilerden mahrum olmasına neden olur. Çocuğa yönelik olumlu tutum geliştirilirse; onu yargılamak yerine onu kazanmak mümkün olur. Olumlu davranışlar edinmesini sağlayacak terapilerin de desteği ile yaşamı kolaylaşır ve güzel bir anlam taşır.
Uyum sorunlarını çözebilmiş bir DEHB'li ile yaşamak, ayrıcalıklı bir yaşam sürmeye benzer. Yaratıcı ve işe yarar fikirleri ile iş ve bilim dünyasının vazgeçilmezleridirler. Sosyal çekicilikleri, sevecenlikleri, affedicilikleri ile yaşamımızın renkleridirler.
Renklerin hiç solmaması dileği ile esen kalın sevgili okuyucular.
|