Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

MENOPOZ DÖNEMİNDE YAŞANABİLEN RUHSAL SORUNLAR

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kadında orta yaşın başlamasının belirgin habercisi olan menopoz; ergenlikle başlayan genital kanamaların 2- 3 yıl içinde kesilmeye başlamasıyla tanınır. Menopoz aynı zamanda doğurganlık döneminin bittiğinin de habercisidir. Bazı kadınlar açısından oldukça sıkıntılı ve gerilimli geçebilen, hatta bazen doktor müdahalesine yol açabilen bu süreç, aslında doğal ve beklenen bir gelişim dönemidir. Bununla beraber, kadının bu yeni gelişim dönemine uyumunda, çeşitli iç ve dış etkenler kolaylaştırıcı ya da zorlaştırıcı rol oynarlar.

Menopoz döneminin geleneksel belirtileri; sıcaklık basması ve aşırı terlemedir. Ağlama krizleri ve depresyon, yüz kızarması, baş ağrısı, baş dönmesi, bayılma, yorgunluk, sinirlilik, uykusuzluk da görülebilen bazı değişikliklerdir. Menopozun bitimine kadar yaşanabilen bu belirtiler her kadında görülmez. Araştırmalara göre, her dört kadından sadece biri, menopoz sürecinde bu değişimleri yaşamakta ve yüzde 10- 15 arasındaki kadın, doktor müdahalesine ihtiyaç duymaktadır. Kadınların en azından üçte ikisinin menopoz sonrasında, kendilerini menopozdan önceki dönemden daha iyi hissettikleri de araştırma bulguları arasında.

Menopoz dönemine erken yaşlarda giren kadınların bu geleneksel belirtileri ve bazı ruhsal değişiklikleri yaşama olasılığı daha yüksek. 45 yaş ve sonrasında menopoz geçiren kadınlarda ise, rahatsızlık veren belirtiler çok daha az görülmekte. Erken evlilik, erken doğum yapma, asabi kişilik yapısı ve geçmişteki depresif yaşantılar da menopozun ağır geçmesini tetikleyebilmekte.

Menopoza giren kadının menopozu algılama biçimi, menopoz sürecini ve sonrasını etkiler. Kadın artık yaşlandığını, çekiciliğini kaybettiğini düşünebilir. Doğurganlığının bitmesi, kendini işe yaramaz hissetmesine neden olabilir. Hele bir de "genç kadın, değerli kadındır" odaklı bir kültürün içinde ise, ruhsal bunalımı daha çok artabilir. Menopoz sürecinde beden belirgin değişimlere uğrayabilir. Bu bedensel değişimler, kadında ya da eşinde hayal kırıklığı yaratabilir. Kadın bu duyguların etkisi ile eşinden ve cinsel hayattan uzaklaşıp kabuğuna çekilebilir. Cinsel isteksizlik ya da cinsel ihtiyaçlarının azaldığı yönünde inanç geliştirebilir. Bu duygular ve geliştirilen inançlar yanlıştır. Menopoz cinsel yaşamı etkileyen bir hastalık ya da güçsüzlük dönemi değildir. Çok az kadında vajen duvarının incelmesinden dolayı oluşan rahatsızlık, cinsel ilişkiyi zorlaştırmaktadır. Bu da tıbben çözümü olan bir durumdur.

Bu geleneksel belirtileri yaşayan kadının ve eşinin ilk adımı; ortaya çıkan yetersizlik, değersizlik, işe yaramazlık gibi hislerle mücadele etmektir. Menopozun beklenen ve sağlık açısından yaşanması gereken bir gelişim süreci olduğu unutulmamalıdır. Kadın ve erkeğin, menopoz sürecine yükledikleri anlamı da gözden geçirmeleri gerekir. Menopozdaki kadın, "yaşlı, işi bitmiş" kadın değildir. Hala çekici ve arzu edilebilirdir. Gebe kalma korkusu ve ay hali sıkıntıları bittiğinden; eskiye göre özel hayatında daha kaygısız ve rahattır. Bunun yanında çiftin beden imajlarını karşılıklı olarak gözden geçirmeleri gerekir. Kadın değişirken, eşi de değişmektedir. Her ikisi de artık yirmili, otuzlu yaşlarında değillerdir ve buna uygun değişimler geçirmektedirler. Erkek de, - kadınlarınki gibi belirgin olmasa da - kendi doğasına uygun bir yaşdönümüne girmektedir. Her ikisi de cinslerine özel sorunlarla tek başına uğraşacak güçte ve mecburiyette değillerdir. Her ikisinin de birbirlerine yönelik olarak empati ve anlayış göstermeleri gerekir. Geçmişleri, paylaştıkları duygular ve sadece ikisinin bildiği ve yaşadığı başarılar yeni döneme uyumlarını sağlayacak önemli ayrıcalıklarıdır. Bütün bunların yanında, bu dönemde çocuklar da büyüyüp eğitim, evlilik gibi nedenlerle evden ayrılmaya başlarlar. Bu durum çiftin ikili ilişkilerini geliştirmek ve çift iletişimini her yönü ile artırmak adına önemli bir fırsat olarak algılanmalı ve değerlendirilmelidir.

Bir filozofun deyişi ile yaşamın başladığı noktada ölüme yolculuk başlar. Yaşamınızın her anında, yaşamaya daha çok yaklaşmanız dileği ile esen kalın.

   1206 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital