Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Yönlendirme sınavlarının sonuçları açıklandı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ÇOCUĞUN DÜNYASINDA SÜNNET

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yaz mevsiminin gelmesiyle, sünnet düğünleri de başladı. Aileler açısından bir toplumsal görev, Müslümanlığın gereği ve oğlan çocuğunun ilk mürüvveti olarak algılanan sünnetin, dünyamızda 15 bin yıldan fazla bir geçmişi olduğunu söylüyor uzmanlar. Sünnet yaşı toplumdan topluma değişmektedir. Yahudilerde doğumdan sonraki ilk 7 günde yapılırken, Müslümanlarda erken çocukluk çağlarından ergenliğe kadar uzanan bir dönem içine yayılmaktadır.

Araştırmalara göre, kültürümüzde erkek çocukları en çok 4 - 8 yaşlar arası sünnet olmaktadır. Bu yaş dönemi çocuğun dünyasında ve gelişiminde çok büyük önem taşıyan bir sürece işaret eder. Çocuk bu dönemde kendisi ve dünya ile ilgili algılar yapar, sorular sorar, cevaplar arar. Kendindeki ve dünyasındaki farklılıkları algılamaya ve kendisine dünyada bir anlam vermeye başlar.

Benlik algısının oluşmaya başladığı 4 - 8 yaş döneminde çocuk, erkek olmanın ayrıcalıklı bir durum olduğunu ve kızlardan farklı ve fazla bir şeylere sahip olduğunu fark eder. Çocuk, önem verdiği bir parçasının kesilmesine yönelik algılar geliştirir ve doğal olarak bu ayrıcalıklı fazlalığı kaybetme korkusu yaşar. Hele bir de sünnet konusunda yanlış bilgilendirilen ya da kandırılan bir çocuksa, sünnet operasyonunun çocuktaki psikolojik etkisi, yetişkinlik çağlarını bile etkileyebilir.

Çocuğun gözünde sünneti basit bir operasyon olmaktan çok öteye götüren bu durum, aile tarafından doğru yönlendirilmeli ve ele alınmalıdır. Yoksunluk ve kaybetme korkusunun eşlik ettiği bu süreci, istenilir bir girişim olarak algılaması sağlanmalıdır. Özellikle üç yaşlarından itibaren çocuk cinsel organının özel ve önemli olduğunu fark eder. Sünnet konusunun ortaya atılmasıyla bu konudaki endişe ve korkuları canlanır. Ya kaybederse? Kız çocuklarına benzerse? Bu çok derin ve yüksek bir korkudur. Bundan dolayı sünnetin bir şenlik, erkekliğe geçiş töreni olarak algılanması ve buna uygun olarak düğünlerin yapılması, armağanların alınması bu korkuların ortaya çıkışını engelleyen olumlu bir girişimdir. Yakın çevrenin sünnete yüklediği anlamın da önemli etkisi vardır. Bu "tören"le çocuğun erkekler dünyasına kabul edildiği mesajı, ortaya çıkabilecek olumsuz duyguları engelleyecektir. Buradaki ayırt edici nokta şudur: Korksa bile sünnet olmayı istemelidir.

Ana babanın önemle üzerinde durması gereken nokta sünnetin ne olduğunun ve niçin yapıldığının çocuğa doğru bir biçimde anlatılmasıdır. Toplumsal açıdan önemini bilen çocuk, yanlış bilgiler ve korkularla donatılmış çocuğa göre kendini olumlu çizgide görecektir. Çocuğu sünnet konusunda kandırmak kadar, sünnetle ilgili korkutmak da çok sakıncalıdır. "Korkulacak bir şey yok, canın acımayacak", "yaramazlık yaparsan keserim" tarzındaki yaklaşımlar çocukta kâbuslar yaratabilecek yanlışlıklardır. Sünnet konusunda çocuğa "şakalar" yapmaktan da kaçınmak gerekir. Çocuklar 8 - 9 yaşlarından sonra şakadan anlayacak ve şaka yapabilecek bilinç düzeyine erişir. Korkuların da akılcı bir çizgide yorumlanması için aynı yaş dönemine ulaşmaları gerekir. Bundan dolayı "tutun şunu, fazla büyümüş, biraz ufaltalım" tarzındaki şakalar 4 - 8 yaşındaki çocuğun dünyasının korkulu rüyaları olur. Burada ana babaların dikkat etmeleri gereken önemli nokta, çocuğun sünnet girişimini nasıl algıladığı ve sünnet olma düşüncesine hangi duygularla cevap verdiğini anlamaktır. Sünnet bir ceza olarak algılanıyor ya da sinsi bir korkunun pençesi içinde görünüyorsa, buna neden olan tutumlar hemen gözden geçirilmeli ve durum düzelmedikçe yani çocuk hazır olmadıkça sünnet operasyonu gerçekleşmemelidir.

Sünnet için uygun yaşı belirlemek en önemli konulardan biridir. Beden algısının gelişmeye başladığı, dünya ile ilgili algıların elde edildiği ve kimlik edinme sürecinin en hızlı geliştiği 4 - 8 yaşlar, araştırmalara göre, zorunlu olmadıkça tercih edilmemelidir. Önerilen zaman dilimi ya doğumdan hemen sonraki günler, haftalar ya da ilkokul çağıdır.

Sorularınız için elektronik postama mesaj bırakabilirsiniz. Esen kalın.

   1143 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR
25 Nisan 2008, Cuma   BENLİK SAYGISI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital