Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Futbolcular istediğini aldı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Utangaç çocuklar

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Onlar, alışılmadık ortamlardan hoşlanmayan çocuklardır. Akranları bile olsa, "yabancı" olarak algıladıkları kişilerden çekinirler. Kendilerini büyüteç altına alınmış gibi hissederler ve kusurlarının ortaya döküleceğini, mutlaka rezil olmalarına yol açacak bir pot kıracaklarını düşünürler. Sosyal ortamlara girmeleri için ısrar ettiğinizde, hasta gibi olurlar. Mideleri bulanır, karınları ağrır. Yabancı ortama alışana kadar bu durum devam eder. Ama yaşam bu. "Yabancı" ortamlar ve insanlar hep olacaktır. Utangaç çocuklar, sosyal ortam içinde duygu ve düşüncelerini dile getiremedikleri gibi, haklarını da arayamazlar. Güvenlikli ortamlarına döndüklerinde iyice incinmiş ve kendilerince değersizliği artmış bir benlik duygusuna sarılırlar. Ana, baba ve diğer yakınların konuya yönelik belki iyi niyetli fakat yanlış tutumları çocuk için bir çözüm getirmez. Yüreklendirici, cesaret verici yönlendirmeler çocuktaki güvensizlik engeline takılır; kendine inancı yoktur çünkü. Alay etmeler, takılmalar ise, değersizlik duygularını beslemekten başka işe yaramaz. "Başka"larının yanında konuyu açmak ise yaraya tuz basmaktır.

Utangaçlık doğal bir duygu olmasına rağmen, çocuğun günlük yaşamı üzerindeki bozucu etkileri ile bir soruna dönüşür. Sosyal ve kültürel gelişimini yavaşlatır ya da durdurur. Akran grubu ile iletişim kurmayı öğrenmesini sağlayan çocuk oyunları ve yüzme, dans, futbol, satranç gibi etkinliklerden uzak durmasına neden olur. Bu sorunun oluşmasında pek çok nedenden söz ediyor bilim adamları. Genetik yatkınlık, kişilik yapısı, ana babanın çocuk yetiştirme tutumları, sosyal yaşam yetersizliği ve çekingen anne babalar. Nedeni ne olursa olsun, utangaçlık bir hastalık değildir. Doğru adımların atılması ile çocuğun gündelik hayatının ve sosyal - kültürel gelişiminin yoluna girmesi de mümkündür. İlk adımımız durumu doğru tanımlamak olmalıdır.

Çocuğun gerçekten utangaç bir çocuk olup olmadığını değişik ortamlardaki davranışlarını gözleyerek anlamak mümkündür:

Evde: Aile üyeleri ile beraber iken kendini güvende hisseder. Bunun yanında, ailenin utangaçlığına yönelik yanlış bir tutumu varsa, çocuk bunu yansıtır. Sorumluluk verildiğinde ya da ön plana çıkması gerektiğinde panikler. Davranışlarının bütün gözler tarafından takip edildiğini ve değerlendirildiğini düşünerek, hata yapmamak için aşırı dikkat eder. Yutkunarak ve yere bakarak konuşur. Huzursuz ve mutsuzdur. Yalnız kalmayı tercih eder. Çok çabuk sinirlenir.

Okulda: Ders hakkında gerekse bile soru sormaz, bilse bile cevap vermez. Öğretmen derse kaldırmak istediğinde aşırı kaygılanır. Sınıftaki bütün gözlerin üstüne dikileceğinden korkar. Haksızlığa uğradığında hakkını aramaz. İstemediği halde, otoriteye boyun eğer. Okul gezilerine katılmamak için, hastalık gibi çeşitli bahaneler bulur. Tek başına ya da tek bir arkadaşla zamanını geçirir, gruba katılmaz. Teneffüsleri sevmez.

Sosyal yaşamda: Katılmak zorunda kaldığı etkinlikler ona sıkıntı verir ve bir an önce bitmesini ister. Herkes eğlenirken, dakikaları sayar. Grupla konuşacak konu bulmakta sıkıntı çeker ve sessiz kalır. Onunla konuşmak için çabalayan arkadaşları olduğunda - hele karşı cinsten iseler - yüzü kızarır, sesi titrer. Bir hata yapmamak için çok dikkat eder. Bu da onu arkadaşlarının yanında zor duruma sokar. En önemlisi, her hangi bir etkinliğe katılma teklifini düşünmeden geri çevirir.

Utangaç çocuğa yönelik olarak ilk adım ailede atılır. Nedeni ne olursa olsun, utangaç çocuğun kendine güveni eksiktir. Başarısız ve beceriksiz olduğunu ve günlük hayatın onun bu inancını doğru çıkaracak tuzaklarla dolu olduğunu düşünür. Kendini rahat hissetmesi gereken yuvasında kimliğine yönelik her hangi bir tehdit olmamalıdır. Zorlayıcı ya da emrivaki durumlarla karşı karşıya bırakmayın. Faydası olmayacağı gibi, size olan güvenini zedeler. Utangaçlığının altında yatan nedenleri dürüstçe sorgulayın. Kendi sosyal ilişkilerinizi ve rollerinizi de gözden geçirin. Çocuğunuz sizi örnek alıyor olabilir. Onu eleştirmeyin. Kendini o kadar değersiz ve yetersiz hisseder ki, ona yapacağınız her olumsuz eleştiriyi sorgusuz kabul eder. Benlik saygısını artıracak başka özelliklerini gündeme getirin. Utangaçlık konusunu - özellikle aile dışından insanlarla - sohbet konusu yapmayın. Unutmayın ki, utangaçlık zaten "başka" insanlarla aynı ortamda bulunduğunda ortaya çıkar. Değişik sosyal ve kültürel ortamlarda bulunması ve yeteneklerini tanıyıp geliştirmesini sağlayın. Kendisi ile gurur duyacağı etkinlikler ve beceriler edinmesine çalışın. Hiçbir şey için onu zorlamayın. Teşvik edici ve güven verici olun ama asla gereksiz övgüler yapmayın. Aşırı koruyucu tavırlardan kaçının ama zor durumda kaldığında, yanında olacağınızı bilmesini sağlayın. "Ona yardım etmek" duygusu ile sakın onun yerine yapmayın, konuşmayın. Kendi benzer deneyimlerinizi ve yaşadığınız sıkıntıları anlatmaktan çekinmeyin. Kendinizi övmeden, zaaflarınızı dile getirmeniz; sorunlarını çözebilmede ona cesaret verecektir. Çocuğunuzun sadece "utangaçlık" özelliği ile tanımlanması, ona yönelik büyük bir yanlıştır. Buna olanak verecek davranışlardan kaçının. Sosyal yaşamla ilişkileri düzelmeye başladığında, çok abartmadan zaferini kutlayın. Mutluluğunu paylaşın. Çocuğunuzun öğretmeni ile mutlaka etkileşim içinde bulunun. Öğretmen sizin sosyal hayatta - okulda- en önemli temsilcinizdir. Çocuğunuzun sosyal grup içindeki konumunu güçlendirecek, gerilimi azaltacak başroldeki kişidir. Çocuğunuzu akran grubu içinde gözleyecek ve büyük olasılıkla sorunu ilk tespit edecek kişidir. Çocuktaki yalnızlığı fark ettiğinden, doğal yollarla grup üyesi olmasını sağlayacaktır. Çocuğun iyi olduğu konularda takdir edilmesine yönelik girişimlerde bulunarak, güvenini artıracaktır. Kaldırabileceği ağırlıkta çeşitli sorumluluklar vererek, arkadaşları tarafından sosyal kabul görmesini sağlayacaktır. Öğretmeni, sınıf içinde her hangi bir etkinlikte arkadaşlarına yardımcı olması için onu yönlendirdiğinde; çocuk kendini gruba ait hissedecektir.

Çocuklarda "ait olma" duygusu yerine oturduğunda ve sosyal ortam içinde fark dildiğini, onaylandığını kavradığında; "utangaçlık" duygusunun gündelik hayat üzerindeki bozucu etkisi biter. Değersizlik duygularından kurtulur. Evrensel yolculuğunu başlatacak güce gelir. Esen kalın sevgili dostlar.

   1210 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR


Yorum Sayısı:   1
  özgür fuad engin         - ankara 17 Ağustos 2007, Cuma 23:32 
Hocam, çocuk büyütmenin ne kadar önemli olduğunu anlamız için böyle bir yazıya ihtiyaç duyuyor olmamzın üzüntüyor beni, ama yazınızın içeriği - haddim olmayarak söylüyorum- öyle uygun ki, yapılması gerekenleri böyle net anlatması sevinidirici. Teşekkür ederim


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital