|
Kardeşlik bağları, kurduğumuz diğer ilişkilerden farklı bir yer tutar yaşamımızda. Hem dostluk anlayışımızın sınırsız vericiliği ile doludur, hem de kan bağının yaşamımızdaki devamlılığının kanıtıdır. Güvendiğimiz, sıkıştığımızda yardım isteyeceğimiz, toplumsal konum ve başarılarımız ne olursa olsun hep değer ve şefkat göreceğimiz ilişkiler yumağıdır kardeşlik. Olgunlaştıkça ana babanın etki alanından uzaklaşır ve kardeşlik ilişkilerimizi güçlendiririz. Kardeşler arasındaki ilişkinin başlangıçtaki yönlendiricisi tek başına ana baba ve çocuk arasında kurulan etkileşimdir. Ana babanın çocuklarına yönelik davranış ve tutumları, kardeşler arası ilişkileri yansıtan bir aynadır. Bütün iyi niyetli girişimlerine rağmen, ana babalar bazı yaklaşım ve tutumlarıyla kardeşler arasındaki kıskançlık tohumlarının canlanmasına neden olurlar. Kardeş kıskançlığını engellemenin tek yolu, birden fazla çocuk sahibi olmamaktır. Bunun yanında, doğal bir duygu durum olan kardeş kıskançlığını, ilişkilerin olumlu işlevselliğine yöneltmek mümkündür.
Çocukluk döneminin en temel gereksinimi olan temel güven, ortamdaki her hangi bir değişiklikten etkilenebilir. Yeni doğan bir kardeş, çocuğun dünyasında fırtınalı bir değişim yaratır. Önceden bilmediği ve "sevmesi gerektiği" söylenen; ancak alıştığı yaşam dengesini tamamıyla değiştiren bu yenilik, aile üyeleri doğru taktikler geliştirmedikleri takdirde bir kâbusa dönüşür. Yeni doğanla beraber evde oluşan değişiklikler ve yeni yaşam düzeninde çocuğun "yitirdikleri" kardeş kıskançlığının oluşumunu tetikler. Eskiye göre çocukla geçirilen zaman azalır. O anda işi olmayan ebeveynin ilgilendiği bir görev haline geldiğini düşünen çocuk, çeşitli davranışlarla bunu ortaya koyar. En sık rastlanılan davranış değişikliği "gerileme" dediğimiz yeni doğanı taklit ettiği davranışlardır. Biberonla beslenmek ister, tuvalete gitmeyi reddeder ve altını kirletir. Konuşması bozulur. Kâbuslar görmeye başlayabilir. Oyuncaklarını parçalayabilir. Hoşlandığını bildiğiniz arkadaşlarını istemeyebilir. Sevdiği yemekleri bile yememeyi tercih edebilir. Okula gidiyorsa saldırgan ve kırıcı davranabilir. Bütün bunlar olurken, kardeşine "aşırı" sevgi gösterilerinde bulunabilir. Onunla ilgili işleri ısrarla yapmak isteyebilir. Çocuk, kardeşini "sevmesi gerektiğini" bilmekte ve bunu göstermek için elinden geleni yapmaktadır. Tepkisi ana babasının davranışlarına yöneliktir.
Çeşitli faktörlerin etkisi altında kalarak, ana baba çocuklarından birine daha kayırmacı davranabilir. Küçük olanı her zaman koruma, erkek çocuğa daha fazla sosyal hak ve özgürlük tanıma gibi yönelimler, kardeşler arasındaki çatışmayı artıran önemli bir faktördür. Kavga ve düşmanca duyguların oluşumunu kolaylaştırır. Herhangi bir nedenle ya da hiçbir neden yokken bir anda kavgaya ve birbirlerini aşağılamaya başlarlar. Öfkeleri dindiğinde ise, sevgilerini ve koruma duygularını gösterebilmek için abartılı fırsatlar yaratırlar. İlişkilerindeki bu yorucu gelgitlerden kimlik gelişimleri zarar görür.
Çocuklardan başarılı olanına yönelik sevgi, ilgi gösterileri de düşmanca duyguların oluşumunu kolaylaştırır. Kardeşlerin ilişkilerinde yaşadıkları gerilim, onları yarışma, rekabet çatışmasına yönlendirir. Aralarındaki güç dengesini bozduğundan, birbirlerine yönelik şefkat, hayranlık gibi sevgi gösterilerinde bulunmazlar. Daha az sevildiğini düşünen kardeş aile ortamından uzaklaşmaya ve "değersizliğini" kanıtlayacak uğraşılar bulmaya yönelebilir. Derslerine çalışmaz, sorumluluklarını yerine getirmez. "kötü çocuk" olmak için elinden geleni yapar.
Aile yakınlarının iki kardeşin fiziki ya da kişilik özelliklerini kıyaslamaları kardeşler arası rekabeti kızıştırmaktan ve birinin kendini "figüran" hissetmesinden başka bir işe yaramaz. Bu yanlış oyunda hangi rolü üstleneceği ise, çocuğun incinmişlik derecesine bağlıdır. "Ezik, pasif, işe yaramaz" bir kişilik mi geliştirecek yoksa " yıkıcı, acımasız ve her iyi şeyi bozmaya çalışan bir zorba"yı mı oynayacak?
Kuşkusuz her iki uçtaki rol de oyunun kaybedildiğine işaret eder. Tercihimiz kendi bağımsız kişiliğini geliştirebilmiş, bireysel farklılıklarını karşılıklı özümsemiş takım ruhuna sahip kardeşlik ilişkilerinin gelişmesidir. Bundan sonraki yazıda bunun yollarını tartışacağız. Esen kalın.
|