Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KARDEŞ KISKANÇLIĞI - 1

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kardeşlik bağları, kurduğumuz diğer ilişkilerden farklı bir yer tutar yaşamımızda. Hem dostluk anlayışımızın sınırsız vericiliği ile doludur, hem de kan bağının yaşamımızdaki devamlılığının kanıtıdır. Güvendiğimiz, sıkıştığımızda yardım isteyeceğimiz, toplumsal konum ve başarılarımız ne olursa olsun hep değer ve şefkat göreceğimiz ilişkiler yumağıdır kardeşlik. Olgunlaştıkça ana babanın etki alanından uzaklaşır ve kardeşlik ilişkilerimizi güçlendiririz. Kardeşler arasındaki ilişkinin başlangıçtaki yönlendiricisi tek başına ana baba ve çocuk arasında kurulan etkileşimdir. Ana babanın çocuklarına yönelik davranış ve tutumları, kardeşler arası ilişkileri yansıtan bir aynadır. Bütün iyi niyetli girişimlerine rağmen, ana babalar bazı yaklaşım ve tutumlarıyla kardeşler arasındaki kıskançlık tohumlarının canlanmasına neden olurlar. Kardeş kıskançlığını engellemenin tek yolu, birden fazla çocuk sahibi olmamaktır. Bunun yanında, doğal bir duygu durum olan kardeş kıskançlığını, ilişkilerin olumlu işlevselliğine yöneltmek mümkündür.

Çocukluk döneminin en temel gereksinimi olan temel güven, ortamdaki her hangi bir değişiklikten etkilenebilir. Yeni doğan bir kardeş, çocuğun dünyasında fırtınalı bir değişim yaratır. Önceden bilmediği ve "sevmesi gerektiği" söylenen; ancak alıştığı yaşam dengesini tamamıyla değiştiren bu yenilik, aile üyeleri doğru taktikler geliştirmedikleri takdirde bir kâbusa dönüşür. Yeni doğanla beraber evde oluşan değişiklikler ve yeni yaşam düzeninde çocuğun "yitirdikleri" kardeş kıskançlığının oluşumunu tetikler. Eskiye göre çocukla geçirilen zaman azalır. O anda işi olmayan ebeveynin ilgilendiği bir görev haline geldiğini düşünen çocuk, çeşitli davranışlarla bunu ortaya koyar. En sık rastlanılan davranış değişikliği "gerileme" dediğimiz yeni doğanı taklit ettiği davranışlardır. Biberonla beslenmek ister, tuvalete gitmeyi reddeder ve altını kirletir. Konuşması bozulur. Kâbuslar görmeye başlayabilir. Oyuncaklarını parçalayabilir. Hoşlandığını bildiğiniz arkadaşlarını istemeyebilir. Sevdiği yemekleri bile yememeyi tercih edebilir. Okula gidiyorsa saldırgan ve kırıcı davranabilir. Bütün bunlar olurken, kardeşine "aşırı" sevgi gösterilerinde bulunabilir. Onunla ilgili işleri ısrarla yapmak isteyebilir. Çocuk, kardeşini "sevmesi gerektiğini" bilmekte ve bunu göstermek için elinden geleni yapmaktadır. Tepkisi ana babasının davranışlarına yöneliktir.

Çeşitli faktörlerin etkisi altında kalarak, ana baba çocuklarından birine daha kayırmacı davranabilir. Küçük olanı her zaman koruma, erkek çocuğa daha fazla sosyal hak ve özgürlük tanıma gibi yönelimler, kardeşler arasındaki çatışmayı artıran önemli bir faktördür. Kavga ve düşmanca duyguların oluşumunu kolaylaştırır. Herhangi bir nedenle ya da hiçbir neden yokken bir anda kavgaya ve birbirlerini aşağılamaya başlarlar. Öfkeleri dindiğinde ise, sevgilerini ve koruma duygularını gösterebilmek için abartılı fırsatlar yaratırlar. İlişkilerindeki bu yorucu gelgitlerden kimlik gelişimleri zarar görür.

Çocuklardan başarılı olanına yönelik sevgi, ilgi gösterileri de düşmanca duyguların oluşumunu kolaylaştırır. Kardeşlerin ilişkilerinde yaşadıkları gerilim, onları yarışma, rekabet çatışmasına yönlendirir. Aralarındaki güç dengesini bozduğundan, birbirlerine yönelik şefkat, hayranlık gibi sevgi gösterilerinde bulunmazlar. Daha az sevildiğini düşünen kardeş aile ortamından uzaklaşmaya ve "değersizliğini" kanıtlayacak uğraşılar bulmaya yönelebilir. Derslerine çalışmaz, sorumluluklarını yerine getirmez. "kötü çocuk" olmak için elinden geleni yapar.

Aile yakınlarının iki kardeşin fiziki ya da kişilik özelliklerini kıyaslamaları kardeşler arası rekabeti kızıştırmaktan ve birinin kendini "figüran" hissetmesinden başka bir işe yaramaz. Bu yanlış oyunda hangi rolü üstleneceği ise, çocuğun incinmişlik derecesine bağlıdır. "Ezik, pasif, işe yaramaz" bir kişilik mi geliştirecek yoksa " yıkıcı, acımasız ve her iyi şeyi bozmaya çalışan bir zorba"yı mı oynayacak?

Kuşkusuz her iki uçtaki rol de oyunun kaybedildiğine işaret eder. Tercihimiz kendi bağımsız kişiliğini geliştirebilmiş, bireysel farklılıklarını karşılıklı özümsemiş takım ruhuna sahip kardeşlik ilişkilerinin gelişmesidir. Bundan sonraki yazıda bunun yollarını tartışacağız. Esen kalın.

   1144 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital