Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Çocuğun dünyasında yalan

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Ocak 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çocuklar ne zamandan itibaren yalan söylemeye başlarlar?

Ya da çocukların anlattıkları "gerçek" olmayan "şeyler" ne zamandan itibaren "yalan" niteliği kazanır?

Çocuklar, hayal güçlerinin izin verdiği ölçüde kendi dünyalarını renklendirecek öyküler anlatırlar. Bu öykülerde, gerçek yaşamlarından ayrıntıların yanında, düşsel imgeler de yer alır: "Arkadaşı o kadar güçlüdür ki; onu okuldaki çocuklarının yaramazlıklarından korur. Evde onunla oynar. Gece ona masal anlatır. Çok güçlü olduğundan, arkadaşı çok çabuk acıkır ve bazen annesinin misafir için yaptığı kurabiyeleri yemek zorunda kalır. Babasının yeni aldığı oyuncağın içini merak eden arkadaşı, oyuncağı istemeden kırar." Anne babayı ürküten bu durum, okul öncesi çağda, çocuktan beklenen doğal bir durumdur. Bunun yanında aynı dönemde çocuğun bilinçli olarak ortadaki gerçeği "inkâr" etmesi ve herkesin bildiğinin aksi bir "doğru" üstünde ısrar etmesi de doğal karşılanmalıdır. Dünyayı keşfederken, ortaya çıkan ihtiyaçlarını gidermek, yaptıkları için azarlanmamak ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla oluşturduğu bu düşsel sığınak onun yaşamdan aldığı farklı izleri anlatan pek çok gelişim bilgileriyle doludur. Aynı çocuk, beklenmedik bir zamanda,"masalını" sizin dünyanıza uygun doğrulara dönüştürebilir: "Aslında, o oyuncağı ben kırdım. Arkadaşım da artık yok."

Yaşamlarının ilk 6-7 yılında, çocukların düşsel öykülerini ve gündelik yaşamla ilgili farklı çözümlerini "yalan" olarak yorumlamak doğru değildir.

Gerçeğin olduğu gibi aktarılmasının önemini ve bedelini çocuğunuz zamanla öğrenecektir. Bu öğrenme işlemindeki en önemli pay ise önce ailenindir. Ailenin olan bitene getirdiği mazeretler, çocuğun bilgi dağarcığına hızla aktarılır. Ailenin "yalan", "pembe yalan", "kötü, ayıp yalan" gibi gerçeğin aktarılmasına farklı yaklaşımları varsa, çocuk bundan etkilenir. Bazen korktuğu, bazen de kendini farklı göstermek için gerçekleri değiştirme, saklama yoluna gidebilir. Ona kızılacağı ya da ceza verileceği korkusu, gerçeği saptırmasına veya saklamasına neden olabilir.

Çocuğun, 7 yaşından itibaren sosyal çevreye uyum süreci hız kazanır. Bazı çocuklar, başkalarıyla kurulan ilişkilerde uyum ve dengeyi sağlayacak sosyal davranış eğitiminden yoksun bırakılırlar. Bunun sonucunda başkalarına yönelik ilişkilerinde bencil ve çıkarcı görünebilirler. Ortaya çıkan sorunlarda ise, büyüklerin dünyasında geçerli olan "doğru" cevapları vermeyi çok çabuk öğrenirler. Kabul görmek ya da cezadan kurtulmak gibi gündelik rahatlık sağlayan bu yalanlar süreklilik kazandığında, çocuğun toplumsal ve ahlaki gelişimine ket vurabilir.

Orta çocukluk çağında, sosyal hayatın yaptırımlarına bir karşı uyum amacıyla kullanılan yalan; ergenlik döneminde bireyin sosyal ilişkilerini kolaylaştıran, düzenleyici bir rol taşır. Zor durumda kalmamak ve sorun yaşamamak için bilerek gerçekler değiştirilir. Arkadaşları ile gitmek istediği bir parti olduğunda; arkadaşında kalması gerektiğini çünkü ders çalışmak zorunda olduklarını söyleyebilir. Aile içinde yaşanan yoksulluk, geçimsizlik, şiddet gibi özel fakat bilinmesini istemediği gerçekleri değiştirebilir. Ergen, sosyal ilişkileri ile aile değerleri arasında sıkışıp kaldığında çatışma yaratmadan, sorunu çözme yolu olarak ve isteyerek yalanı kullanabilir.

Aile içinde çocuğun, kendini koruma amacıyla yalan söylemeye alışması ciddi bir sorundur. Aşırı baskıcı ve çocuğun isteklerine duyarsız ailelerde buna rastlamak mümkündür. Çocuk kendini sürekli bir sınavda hissederse ve zayıflıklarının yüzüne vurulacağını düşünürse, yalan bir savunma aracı haline gelebilir. Büyüklerin, yalanı yaşamı kolaylaştıran bir sorun çözme aracı olarak görmeleri de, çocukları etkiler. Onlar da, yapmak istemedikleri görevlerine akılcı bahaneler bulurlar: " Elektrikler kesildiğinden ödevini yapmadı. Anneannesini ziyaret etmeyi çok istiyor ama dersler yüzünden gidemiyor."

Çocukta belirgin olarak gözlenen bir yalancılık durumu varsa, öncelikle bu durumu yaratan faktörleri belirlemek gerekir. Hangi şartlarda çocuğun bu davranışa yöneldiği anlaşıldığında ise aile ile okul işbirliği başlamalıdır. Okul, ahlaki ve toplumsal gelişmenin gerçekleşmesini sağlayan olanakları sunan önemli bir kurumdur. Bunun yanında aile, kendini de sorgulamaktan kaçınmamalıdır. Çocuğun bu davranışta bulunmasının bazı nedenleri mutlaka evin içindedir. Bunlarla yüzleşmek ve ailedeki gerekli değişiklikleri oluşturmak için hazır olunmalıdır. Ana baba, çocuklarında görmek istemedikleri bir davranışı yapmaktan şiddetle kaçınmalıdır.

   950 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR
25 Nisan 2008, Cuma   BENLİK SAYGISI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital