Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Önce dövüldü, sonra tecavüze uğradı
Evrim kazası: Platypus
Okulları grev vurdu
Çin'i deprem vurdu: Binlerce ölü
Ambargoları reddediyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Almanya'dan Okan Ersan'a müthiş teklifler [2]

Otistik çocuklar

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Otistik dünyanın çocukları, daha bebeklik çağından itibaren sarılma, kucaklaşma gibi davranışlardan uzak dururlar. İlk gülücüklerini görmek için anne babanın oldukça uzun zaman beklemesi gerekir. Mekanik ve duygudan yoksun davranmaya eğilimleri vardır ve annelerinin sevgi ve şefkatine ihtiyaçları yokmuş gibi görünürler. Yüz ifadeleri gelişmediğinden sosyal gülümseme ve diğer duygusal ifadeleri yansıtamazlar. Ana babalarının seslenişine tepki vermezler ya da çok geç tepki verirler. Büyüdükçe sosyal ve iletişim alanlarındaki gelişim bozuklukları daha belirgin hale dönüşür. Akranları düş güçlerini oyunlar aracılığı ile geliştirirken onlar böyle bir ihtiyaç duymazlar. Merak etmezler ve araştırmazlar. Oyuncaklarını amacına uygun kullanma becerisini gösteremezler. Akranlarıyla ya da yakınlarıyla iletişim kurmayı istemezler. Çekingen ya da ilgisiz davranırlar. Oyuna ya da grup etkileşimine katılmaları için ısrar edildiğinde öfkelenebilirler, bağırabilirler hatta vurabilirler. Göz temasından kaçınırlar ve üzüntüyü, mutluluğu ifade edemezler. Başkalarının da bu tür duygularını anlayamazlar ve ilgilenmezler.

Konuşma biçimleri de akranlarına göre farklıdır. Sözcüklerinde, duygusal ifadeleri sağlayan vurgulara rastlayamazsınız. Sözcüklerle davranışlar arasında uyum göremezsiniz. İsteklerini elde etme amacı dışında konuşmaktan hoşlanmazlar. Bazen hiç konuşmayabilirler ya da birkaç sözcükten öteye geçmezler. Konuşmaları bize anlamsız ya da anlaşılmaz gelebilir. Zamirleri karıştırırlar. Kendilerinden "ben, benim" gibi zamirlerle bahsetmekte zorlanırlar ve kendilerinden söz etmek zorunda kaldıklarında, 3. şahıs imişcesine adlarını kullanırlar.

İnsanlara yönelik bu tutukluklarının yanında; eşyalarla daha fazla ilgilidirler. Örneğin oyuncağın genel işlevinden ziyade parçaları ile ilgilenirler. Tek yönlü bir ilgi alanı seçip, derinlemesine didikleyebilirler. Yaşamlarındaki değişikliklerden hoşlanmazlar ve direnç gösterirler. Yemek yedikleri tabağın ya da sofrada oturdukları yerin değişmesine sinirlenebilirler. Bunların yanında ısı, ışık, ses gibi uyaranların değişimine aşırı tepki gösterebilirler ya da hiç tepki göstermeyebilirler. Hareketli oyuncaklardan ve nesnelerden hoşlanırlar. Kendi etraflarında dönmekten, sallanmaktan, ellerini çırpmaktan hoşlanırlar.

Zamanla diğer insanlarla sosyal etkileşim kurabilirler; ancak pasif rol üstlendiği bu ilişkilerde basmakalıp davranışlar sergilerler, beklenen uygun davranışı icra edemezler ve duruma göre davranamazlar.

Otistik çocuk bazı "olağanüstü beceriler" taşıyabilir. Genellikle uzak bellek ile ilgili olan bu beceriler bizleri şaşırtır ve otistik çocuğun "çok akıllı" olduğunu düşünmemize neden olabilir. Tarihi olaylar, yıllar önce bir defa duyduğu şarkılar, dünya kupasının bütün maçlarının sonuçları, şehrin telefon rehberi gibi bilgilerin detaylarına hâkim olabilir. Bunları her ortamda ve sürekli olarak ritmik bir biçimde tekrarlayabilir.

Otistik bozukluk, ne yazık ki her 5oo çocuktan birinde görülebilen bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Erkek çocuklarda kız çocuklara nazaran 4- 5 kat daha fazla görülmektedir. Bu bozukluk üç yaşından önce başlar ve 15 aylıktan itibaren teşhis edilebilir. Çocuk psikiyatrisinin ya da çocuk nörologunun tanı koyma yetkisinin bulunduğu bir bozukluktur ve teşhis sürecinde konuşma ve zekâ düzeyinin değerlendirilmesi büyük önem taşır. Çok çeşitli özelliklere sahip bir bozukluk olduğundan ve her çocukta farklı belirtiler ya da öğrenme güçlükleri barındırdığından değerlendirme sürecinde, konusunda uzman psikolog, çocuk doktoru, dil terapisti ile işbirliğine gidilmelidir. Otistik çocuklar için erken teşhis büyük önem taşır. Her otistik çocuğun diğer otistiklere benzemeyen farklı özellikleri ve her birinin farklı öğrenme güçlükleri vardır. Bu durum onlar için bireysel eğitim programlarının hazırlanmasını gerektirir.

Bütün bunların yanında otistik çocuğun yaşama uyumu için gereken terapiler ve eğitimler vardır. Ailesi ile duygusal bağlarını kuvvetlendirecek, günlük yaşama katılımını kolaylaştıracak, uygulanan ilaç tedavisini destekleyecek ve beden sağlığını iyileştirecek terapilere; beceriler kazanmasını sağlayacak eğitim olanaklarına ihtiyacı vardır.

   487 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR
25 Nisan 2008, Cuma   BENLİK SAYGISI
18 Nisan 2008, Cuma   Çocukların bayram armağanları
07 Nisan 2008, Pazartesi   Çocuğa cinsel eğitim ne zaman nasıl verilmeli?
28 Mart 2008, Cuma   Gönülde büyütülen çocuklar
21 Mart 2008, Cuma   DEPRESYONDAKİ KİŞİ İLE YAŞAMAK
14 Mart 2008, Cuma   DUYGU KÖRÜ İNSANLAR
09 Mart 2008, Pazar   Kadında ruh sağlığı
07 Mart 2008, Cuma   SEVGİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2550 1,2700
1 STERLİN 2,4500 2,4780
1 EURO 1,9380 1,9580



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

NEDEN SUÇLU CENNETİ OLDU BU ÜLKE?

Akay Cemal

Anlaşılmaz tuhaf işler...

Hasan Hastürer

Lokmacı Kapısı evlat, Ledra Palas üvey evl...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Ahmet Tolgay

HER ANNE BİR ŞİİRDİR... (*)

Bilbay Eminoğlu

Pahalılık yok!

Necdet Ergün

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası

Dilek ÇETEREİSİ

Tilki rüyasında "fericik" görürmüş...

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Elektrik hatlarındaki “gerilim”...

Aysu Basri

YA EĞİTİM HAKKI?

Sevilay SADIKOĞLU

Sen Kaderimsin...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Dr. İsmail KEMAL

Barroso'ya hatırlatmalar

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Oğuz Metiner

ANA BORCU

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

İki şehrin hikâyesi

Bener HAKERİ

Sanatta devamlılık yok

Ata ATUN

RUMLARIN YENİ TEZGAHI

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Mehmet RATİP

Büyük Öteki: Köylü ve Cindy seviştikten so...

Harid Fedai

İç Haberler

Cumhur DELİCEIRMAK

Yok Cemelin Devesi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital