|
Aile üyelerinden herhangi birinin, aile içindeki herhangi bir bireye yönelik her türlü saldırgan davranışı bu kavramın içinde yer alır. Sadece dayak, tokat, yaralama ya da kaba kuvvet uygulama değil; kişiyi isteği dışında davranmaya zorlayan cinsel baskılar da şiddetin kapsamındadır. Sevgi göstermeme, temel ihtiyaçlarından mahrum bırakma, aşağılama, kıskançlık gösterileri ile huzursuz etme, düşünce ve hareket özgürlüğünü kısıtlama gibi davranışlar; şiddet eyleminin farklı örnekleridir.
Aile içindeki şiddet söz konusu olduğunda, kadına uygulanan şiddet öncelikle dikkat çeker. Fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik şiddet kadınların sıklıkla karşılaştıkları davranışlardır. Bununla birlikte, dünyadaki cinsel ve fiziksel saldırıların önemli orandaki hedef kitlesi çocuklar olduğu da unutulmamalıdır. Şiddetin yerleştiği ortamlarda, güçten düşmüş yaşlı insanlar da paylarını alırlar. Yaşlılara uygulanan şiddet çeşitlerinin başında duygusal ve ekonomik ihmal gelmektedir.
Kadının şiddete maruz kaldığı ailelerde çocuklar da tehdit altındadır. Dayak ve her türlü saldırgan davranış, suya atılan taşın oluşturduğu halkalar gibi çocukları da içine alır: O evde dövmek; ekonomik bir eğitim aracı olmuştur. Ya da çocuk annesini korumaya çalışırken yaralanmaya alışmıştır. Veya sadece şiddetin uygulandığı ortamda bulunmaktadır. Şiddet kime yönelik olursa olsun; ortamda bulunan çocuğu etkiler. Şiddet uygulanan ailelerde yaşayan çocuk ve gençler; normal ailelerde yetişen çocuklara göre gergin, bunalımlı, saldırgan ve şiddete eğilimli olarak büyümek zorunda kalmaktadırlar. Şiddet girdabının içine çok çabuk sızan alkol, uyuşturucu, intihar gibi yok edicilerle tanışmaktadırlar.
Günümüzdeki şiddet eğilimli yetişkinlerin önemli bir oranının "aile içi şiddet okulundan mezun" oldukları bilinmektedir. Şiddet uygulamaya alışmış bu insanlar; davranışları için pek çok neden bulsalar bile sorunun kaynağında kendileri vardır. Çocukluk yaşantılarında şiddet ve istismara maruz kalmış ya da saldırgan kavgacı ana baba ile büyümüş olabilirler. Kişilik bozukluğu ya da psikolojik hastalık nedeni ile şiddet uyguluyor olabilirler. Bunun yanında, hükmetmek, egemen olmak duygusu ile bazı yetişkinler kendilerinden güçsüz çocuk ve eşlerine şiddet uygulayabilirler. Kontrol aracı olarak dayağı ve aşağılayıcı, gurur kırıcı davranışları icra etmekten çekinmeyen bu insanlar, başkalarının duygularını anlama ve onlarla sağlıklı iletişim kurma becerisinden yoksundurlar. Kurbanlarının kaçmasını önlemek için şiddetin dozunu sürekli artırırlar ve kurbanlarının sakatlığına, ölümüne oynarlar.
Şiddete maruz kalmış insanlarda çeşitli psikolojik ve bedensel etkilerin görülmesi kaçınılmazdır. Şok, inkâr, duyarsızlık, korku içinde yaşarlar. Kendilerini dünyaya kapatırlar. Kendilik saygıları düşüktür. Kaygılı, sıkıntılı, yaşam tatları bitmiş insanlardır. Fiziksel yakınmalar, uyku bozuklukları, kâbuslar yaşamlarının merkezine yerleşmiş tatsızlıklardır.
Aile içi şiddetin başladığı noktada durdurulması şarttır. Durumu fark eden sağlık elemanları, emniyet kuvvetleri ve aile yakınları mutlaka müdahale etmelidir. Kurbanın; yasalardaki koruyuculuğa sığınmasını özendiren önlemler alınmalıdır. Kadının ekonomik yetersizliği, şiddete tahammül etmesini gerektirmemelidir. Öncelikle toplum, şiddetin her türlüsüne "dur" demelidir.
Aile içinde atılan her tokat; topumun devamlılığına bir saldırıdır.
|