|
Hemen hemen hergün, kavurucu yaz sıcaklarıyla ilgili bir habere rastlamak mümkün olabiliyor şu günlerde. Geçtiğimiz haftalarda Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; açık renk-pamuklu kıyafetler giyilmesi, 10:00-16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça güneş altında dolaşılmaması, bol bol sıvı tüketilmesi, kızartma türü ağır yiyecekler yerine haşlanmış ve ızgara türünde yiyecekler tüketilmesi gerektiği vurgulanmıştı. Biz de bu hafta sağlıklı beslenmede en öncelikli unsur olan gıda güvenliği konusunda; yaz sıcaklarında dikkat edilmesi gereken noktaların altını çizelim istedik.

Yazda, sıcaklıkla besin zehirlenmeleri riski de artıyor
Bakteriler (halk dilinde mikroplar), özellikle sıcaklıkların artmasıyla birlikte üremek için uygun ortam bulurlar. Bu yüzden yazın, artan sıcaklıklarla birlikte; gıda kaynaklı zehirlenme riskleri de artar. Gıda zehirlenmelerinin en tipik belirtileri arasında; ishal, karın ağrısı ya da kramplar, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı veya baş dönmesi, halsizlik, yüksek ateş sayılabilir. Ancak; zehirlenmenin türüne göre bu belirtiler değişkenlik gösterebilir. Belirtiler; risk unsuru taşıyan gıdanın tüketilmesinden yarım saat sonrasında da başlayabilirken; bu süre 72 saate yani 3 güne dek uzayabilmektedir. Gıda zehirlenmesine herkes maruz kalabilir; ancak bağışıklık sistemi zayıf olan bebekler, çocuklar, yaşlılar ve hamileler bu tür zehirlenmelere karşı daha duyarlıdırlar.
Ne yapmalı?
Gıda zehirlenmesinden şüphe edilmesi halinde 24 saat içinde bulantı ve ishali önleyici ilaçlar kullanılması doğru olmadığı gibi ishal ve kusmayı arttıracak düşüncesiyle hiçbir şey yenmemesi de yanlıştır. Bu tür belirtilere maruz kalındığında hiç vakit geçirilmeden doktora gidilmesi hayati önem taşımaktadır.
Çevremizi temiz tutalım!
Bu slogan; daha çok çevrecilerin doğamızı korumamız için ısrarla dile getirdiği bir ifade. Ancak; çevre ve hijyen koşullarının kötü olduğu durumlarda toplum sağlığını ciddi ölçüde tehdit eden ishal salgınları da artar. Hafif seyirli ve kısa süreli hastalık olan ishalin zaman zaman ölümcül sonuçlar doğurabileceği gerçeğinin altını çizmekte de fayda var. Bu noktada; çevre temizliğinin hem doğayı hem de insan sağlığını korumada ne denli önemli olduğu ortaya çıkıyor bir kez daha.
Sebze ve meyveler Sebze ve meyveler, satın almadan tüketime kadar geçen aşamalarda açık havaya maruz kaldıklarından sağlık açısından risk taşıyabiliyorlar. Bu durum, her zaman için geçerli olsa da yazın özellikle bulaşıcı hastalık unsuru mikropların gıdalara taşınmasına neden olabilen sineklerin daha yoğun olması ve yüksek sıcaklıkların mikropların üreme hızını arttırması nedeniyle sebze-meyve tüketiminde dikkatli olunmasını gerektiriyor. Sebze ve meyveler; açıkta değil soğutucu buzluklarda muhafaza edilmeli ve tüketilmeden önce de, çok iyi şekilde yıkanmalıdırlar.
Sinek ve sıcaklık faktörleri dikkate alındığında her türlü gıdayı açıkta muhafaza etmenin ciddi riskler taşıyabileceğini belirtmekte fayda var. Risklerden korunmak için özellikle pişirildikten sonra tencerede fazla kalan yemekler en geç 2 saat içinde buzdolabına aktarılmalıdır.
Dışardan alınan yiyeceklere dikkat!
Birçoğumuzun yaşam tarzı gereği kaçınılmazı olan dışarda fast-food tarzı ya da paket ürün (take-away) yiyeceklerle beslenme de en önemli bir risk kaynağıdır gıda zehirlenmelerinde. Güvendiğiniz ve tanıdığınız yerlerden yemek almanın yanında; özellikle lahmacun gibi bozulmaya karşı çok hassas olan yiyeceklerden sakınmakta fayda var. Öğle aralarının klasiği olan döner kebapta dikkat edilmesi gereken; döner etinden öte; serviste üzerine eklenen domates ve sos benzeri yiyeceklerin oda sıcaklığında bekletilmiş olmasından dolayı bozulabileceği ihtimalidir. Döner kebabınızı ısmarladığınızda; bu yiyeceklerin buzdolabında saklanmış olduğundan emin olun.
Gıda zehirlenmelerine karşı alınması gereken önlemleri kısaca özetleyecek olursak;
- Güvenilir markalı besinleri veya güvenilir alış veriş yerlerini tercih edin. - Kırık, çatlak, kirli yumurta satın almayın, yumurtaları kullanımdan önce mutlaka yıkayın. - Market alışverişinizde; et, peynir gibi hassas gıdaları en sona bırakın. Eve gider gitmez de öncelikle bu yiyecekleri buzdolabına yerleştirin.
- Yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçının. - Çiğ besinlerle pişmiş yiyecekleri birbirine temas etmeyecek şekilde üzerleri kapalı olarak muhafaza edin. - Artan yemeklerde yeniden ısıtma söz konusu olacaksa bir kereden fazla tekrar ısıtmayın. - Eller yemek hazırlamadan önce mutlaka iyice yıkanmalı, tuvalet sonrası el temizliği ve hijyenine özen gösterilmeli. - Yiyecekleri hazırlarken kullanılan araç gereçler ve yüzeyleri deterjanlı sıcak su ile yıkanıp iyice durulayın.
**********
ORGANİK TARIMIMIZ DESTEKLENİYOR...
Gelecek için ortaklık sloganıyla AB’den aldığı katkılarla sivil toplum örgütlerine yönelik teknik ve maddi destek sağlayan UNDP-PFF; geçtiğimiz hafta içinde Organik Yaşam ve Tarım Derneği ile birlikte; ‘Organik Tarım Haftası’ etkinliklerini düzenledi.
AB mevzuatına göre organik tarımla ilgili üreticilere yönelik eğitim, sempozyum ve tadım kursları yanında; organik gıdalar konusunda toplum bilincinin arttırılması hedefiyle de çeşitli marketlerde organik gıdaların sunumu ve satışı yapıldı. Bu sırada da tüketicilere; dağıtılan el broşürleriyle organik tarımın kapsamlı tanıtımı yapıldı.
Sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutan ve gittikçe de daha çok ilgi gören organik yiyeceklerin üretiminde kimyasal katkı maddesi ya da ilaç kullanılmaması; en önemli tercih sebebi olarak göze çarpıyor. Ülkemizde bir dönem önce bazı tarım ürünlerinde limit fazlası kimyasal ilaç tespit edilmesi ve tüketicinin bu konudaki duyarlılığı; organik tarımın adada emin adımlarla ilerlemesinde tetikleyici unsurlar olmuştu.
Ancak; organik tarım konusunda gerek devlet, gerekse üreticiler olarak aşılması gereken konular olduğu ifade edildi sempozyumda. En önemlisi devlete düşen kısımda; organik tarım yasasının meclisten geçirilmesi gerektiği, Tarım Bakanlığı bünyesinde ‘Organik Tarım Birimi’ kurulmasının organik tarımımızın gelişmesinde büyük bir rol oynayacağı ifade edilirken organik ürün üreticilerinin ise; bir birlik kurmaları, bu konularda uzman kişilerden sürekli danışman desteği almaları ve ürünlerini pazarlama tekniklerini geliştirmeleri gerektiği vurgulandı.
*********
Vitamin ve mineral deposu;
SEMİZOTU
Sağlıklı ve formda olma fırsatı sunuyor...
- Semizotu satın alırken; tepelerinin tohumlu olmamasına, renginin yeşil ve yapraklarının canlı olmasına dikkat edin.
- Medensel tuzlar ve vitaminler yönünden çok zengin olan semizotu; toprağa yakın bir sebze olduğu için iyi yıkayın.
- Çok yüksek oranda Omega-3 yağ asitlerini içerir. Bu oran balıklardakiyle kıyaslanabilecek düzeydedir.
- Bağışıklık sistemini güçlendirir.
- Sinirleri dinlendirir.
- Uykuyu düzene sokar.
- Kanı temziler, vücuda serinlik verir.
- İdrar söktürücü özellik gösterir.
- Semizotu, içerdiği yüksek oranlı liflerle bağırsakların çalışmasına yardımcı olur.
- Kaynatıldığı zaman besin değerinin bir kısmını yitirdiğinden salata içinde çiğ tüketilmesi önerilir.
|