Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Münhal vaziyetteki münevver meslek üzerine

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Eylül 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünyaca ünlü Filistinli-Amerikan edebiyat kuramcısı Edward Said'in "Entelektüelin Temsilleri" (Representations of the Intellectual) adlı kitabından yola çıkarak entelektüelliği irdeleyelim... "Entelektüelin Temsilleri" kısa bir kitap ve yazarın akıcı bir üslubu var. Türkçe'ye "Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı" olarak çevrilmiş. İyi bir tercüme mi bilemem, ama Said'in kullandığı sade dilin çevirmenin işini kolaylaştırması gerektiği kesin.

"Entelektüelin Temsilleri", aydın, entelektüel, düşünür, yazar gibi başlıklar altında toplanabilecek figürlerin toplumlarını, görüşlerini, ve kendilerini nasıl temsil etmeleri gerektiğine dair kısa denemeler içeriyor. Said'in kendisi, bir entelektüelin ne söyleyip yapacağını bilmemizi sağlayacak kuralların var olmadığını kitabının başında dile getirse de, Said için kesin olan, gerçek entelektüelin taptığı ve hiç tereddüt etmeden takip ettiği bir otoritenin olmaması gerektiğidir.

Bir kişinin entelektüel veya bir zümrenin aydınlar olarak tanımlanmasına benim gibi şüpheyle bakanları, entelektüellik diye bir meslek olduğu konusunda çok rahat ikna edebiliyor Said. Diyor ki, "her entelektüel kendisini izleyen, dinleyen, okuyan bir topluluk için bir şey temsil eder, ve bu şekilde kendisini de kendisi karşısında temsil eder. Bir akademisyen, kalender bir yazar, veya bir bakanlık danışmanı olabilirsiniz, ama her halükarda yaptığınız işi nasıl ve niye yaptığınıza dair kendiniz hakkında bir fikri temsil edersiniz".

Entelektüelliği bir "üst-meslek" olarak düşünebiliriz aslında. Gazetelere yazan, gündemi yakın çevresiyle tartışan, toplumsal bir irtibat noktasına sahip herhangi bir mesleği olan (eğitim kurumları, devlet daireleri, eğlence mekanları, medya, vesaire) veya düşünceleriyle "nevi şahsına münhasır" bir karakter temsil eden herkes entelektüel sayılabilir.

Hayata dair özel bir felsefe edinmiş hoşsohbet bir barmen veya içinde bulunduğu çürümüş yapıya rağmen yönettiği kurumu farklılaştırıp çölde vaha yaratan amir... Laçka düzene lakayt kalamayan, emeğini esirgemeyen memur veya içi geçmiş, sersem bir yeni neslin ilgisini bilimle, edebiyatla uyandırmaya çalışan eğitimci... Mesleklerimizi nasıl icra ettiğimiz, entelektüel katkımızı ve zihinsel aydınlığımızı belirliyor.

Said'in birkaç başlık altında topladığı bir entelektüel tanımı var: "Entelektüel hep sürgünde ve marjinaldir, her zaman amatördür, içinde yaşadığı toplumun kıyısında yaşar, ve güce karşı gerçeği konuşan bir lisanın yazarıdır."

Entelektüelin sürgünü ve marjinalliği, kendi rahatını düşünmesinden ve tanıdık bir ortamda kendini güvende hissetmesinden fazla, rahatlıktan rahatsız olmasından, tanıdık bir çevrede yabancı gibi durmasından, ve söyledikleriyle, yaptıklarıyla içinde yaşadığı toplumun rahatını ve çehresini bozmasından ibarettir.

Entelektüelin hayat çizgisi aykırı ve benzersizdir. Kalıplara uymayan, değişken, sürekli keşif halinde olan, doğaçlama bir tavrın yegane temsilcisidir. Kimsenin duymak istemediği konuları dile getirdiği için, kendi evinde sürgündür. "Kimler neleri niye duymak istemiyor?" sorusu evi, toplum tarafından onaylanmış yaşam tarzlarını koruyan tabuları yıkmak da görevidir. Herkesin mutabık olduğu siyasal-toplumsal oyunların kurallarını çiğnemek ise temel uğraşıdır.

Fakat entelektüel hiçbir zaman kusursuz bir şövalye veya ideal bir örnek değildir. Hataları vardır, dengesizlik timsalidir, aklı karışıktır. Toplum içinde yaşamaktan başka bir alternatifi olmadığını bilecek kadar gerçekçi, toplumunun olumsuz yönlerini yerden yere vuracak kadar da kavgacıdır. Kavgası, sorgusuz sualsiz kabul edilen gerçeklerledir. Bu yüzden merkezde değil, hep kıyıdadır. Kalabalık içinde yalnızdır. Spotlar altındaki palyaço değil, ip üstündeki canbazdır (değerli düzeltmenim "cambaz" olarak değiştirmezse şayet).

Eğer profesyonellik bir çalışma alanında uzmanlık ilan edip, o alanı farklı görüşlerden uzaklaştırmak ve kibirli bir bilgiçlikle kuşatmaksa, entelektüel sapına kadar amatördür. İlgi alanlarını durmadan, heyecanla yeniden keşfeder. Merağı bizatihi uyanıktır. En derin bilgiye sahip olduğu konuyu en geniş kitleyle paylaşmaya çalışır. Çünkü karşılaşacağı karşı görüşler ne kadar sert ve farklı olursa, entelektüelin sürdüreceği polemik de o kadar yaratıcı ve yenilikçi olmalıdır.

Entelektüelin güce karşı söylediği gerçek ise, "gerçeğin kaypak, gücün geçici olduğudur". Gerçek, uyuşuk bir çoğunluğun inanmaya muhtaç olduğu huzur dolu bir yalandır. Güçlü, durmadan "hem suçlu hem güçlü" olmak için çabalayan, akıllıca sorgulandığında ise yan basıp "yalnızca suçlu" olacağı güne yaklaşan hödüktür.

   1263 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm
21 Haziran 2008, Cumartesi   Auctoritas, non veritas...
14 Haziran 2008, Cumartesi   Egemenlik ve dalalet/küfür



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital