Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bu haftadan cinsel-siyasal-dinsel notlar

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Eylül 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bülent Ersoy, geçenlerde bir uçak yolculuğu sırasında, uçakta kusan bir çocuğu görünce hostesi çağırmış ve "Bu çocuğun burada ne işi var?" diye sormuş. Hostes durumu incelemiş ve Bülent Hanım'a "Efendim, çocuk zehirlenmiş. Bu nedenle de torbanın içine kusuyor. Herhangi bir sorun yok" demiş. Bülent Hanım öfkelenmiş. "Seni burada tokatlarım. Ne demek sorun yok. Uçağın kapısını açtır, çocuğu orada kustur" diye bağırmış. Kulağa fıkra gibi gelen, fakat gerçekten yaşanan bu olay, bana trajik bir gerçeği hatırlattı maalesef. Sanırım, erkek cinsinin iki düşünen organı olduğu teorisi doğru ve organların birinden feragat etmenin bu tür abuk yaşantılara yol açması pek mümkün. Robin Williams'ın dediği gibi, "Tanrı erkeğe beyin ve penis verdi, ama bu iki organın aynı anda çalışmalarına yetecek kadar kan vermedi." Anlaşılan, kan Bülent Hanım'ın beynine sıçramış. Oysa feda ettiği organı, "düşünce" ve "duygu" arasındaki tansiyonu dengede tutmakla mükellefti. Demek ki bazılarının içinde hapsolduğu erkek bedeninden sıyrılıp, aklıselim bir kadına dönüşebilmeleri için beyinden fazlası gerekli. Demek ki kadın olunmaz, kadın doğulur. Bülent Hanım biyolojik kaderine karşı gelmeyip "gay" olmayı seçebilseydi, belki de böyle tuhaf bir öfkeye yenik düşmez, kapris dolu bir imajın kurbanı olmazdı. Bu spekülatif yorumu yaparken, bir erkek olarak kanımı beynime yönelttiğimi değerli okurlara arz ederim.

Öte yandan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana ilk kez Çankaya Köşkü'ne çıktı ve tebrik ziyareti sıcak ve olumlu bir ortamda gerçekleşti. Fakat ATV, bu haberin görüntülerini hangi filmden ayıkladıklarını çıkaramadığım gerilim dolu bir müzik eşliğinde verdi. Tezat şunu anlatıyor bence: Devletin zirvesindeki resmi ve sembolik selamlaşma gerginlikten uzak olsa da, beynimizin arka planında strese yenik düşmüş bir toplumsal ruh hali bestelenmeli ve depresif siyasi senaryolar tetikte bekletilmeli. Çünkü bu iktidarla bu asker çatışmak zorundadır. İyiden iyiye sıyırmış olanlar için ise, olasılıklar "ya darbe ya şeriat"tır. Diğer taraftan AKŞAM gazetesi yazarı Engin Ardıç kuru kafalar arasında kuru başına kalsa da, kuru gürültüye pabuç bırakmıyor. "Şeriat gelmez," diyor. "Batı'dan kopmak, Batı'ya sırt çevirmek, dünyadan tecrit olmak, yapayalnız kalmak memurların ve basın çemişlerinin çok işine gelir ama dincilerin gelmez," diyor. "Korkmayınız, laikliğin güvencesi üç beş basın serserisi ya da arslanlar gibi bürokrasi değil, cebi para görmüş, yurt dışına çıkmış, yaşamayı öğrenmiş Müslümanlar'dır. Sayıları arttıkça Türkiye de rahatlayacaktır," diyor. "Solcu geçinen Türk aydınları demokrasi ve özgürlük tantanası yapa yapa bürokrasi diktasına çanak tutacak kadar ahmaktırlar ama Türk şeriatçıları Türkiye'ye şeriatı getirecek kadar kafasız değillerdir," diye de ekliyor. Doğru söylüyor. Çünkü bu coğrafyada iki şıklı siyasetin ötesine geçme zamanı ve fırsatı kah gelip çatıyor, kah gelip geçiyor.

Son olarak, yine AKŞAM gazetesinden kısa bir haber... "Pornolu pasaport reklamı tepki çekti: İngiltere'de İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve gençlerin pasaport alarak yurtdışına seyahat etmelerini teşvik eden reklamlar, ülkede büyük tartışmalara yol açtı." Haberle birlikte verilen reklam örneğinde, bir İngiliz abazanı cep telefonuyla sahilde güneşlenen üstsüz bir kadının fotoğrafını çekiyor ve arkadaşına "pasaportunu almadın, bu sahneyi kaçırdın" diyen mesajı fotoğrafla birlikte yolluyor. Şayet diğer reklamlarda da çıplaklık ve cinsellik bu boyutlardaysa, bu reklamları pornografik bulanlar da acınacak halde demektir.

Allah yurt dışına açılacak Türk kanına, Müslüman imanına sahip kadınlara ve erkeklere, sağlam bir mide, 'Bülent Ersoy'suz bir sefer, siyasi huzur, cinsellikle barışık bir haletiruhiye, AB pasaportu ve pornografi ile erotizm arasındaki farkı tartışabilecek bir zihniyet ihsan etsin. Amin.

   1247 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm
21 Haziran 2008, Cumartesi   Auctoritas, non veritas...
14 Haziran 2008, Cumartesi   Egemenlik ve dalalet/küfür



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital