Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Malum çirkeflik üzerine

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Ekim 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kitap elimin altında değil, detaylardan emin değilim, ama Hikmet Afif Mapolar'ın "Kıbrıs Efsaneleri"nde geçen bir mesel vardı. Sanırım, kıyıya vuran köpüklü Akdeniz dalgaları çirkin kızı bir afete dönüştürüyordu.

Aynı mucizevi dalgalar artık güzellik ve tutku getirmiyor. "Fica" getiriyor. Ve o "fica", doğdukları yere, geldikleri yöne, ağızlarından çıkan şiveye göre belirlediğimiz bir gruba biz Kıbrıslı Türkler tarafından layık görülmüş bir kimlik olarak yapışıyor, kalıyor.

Bir diğer çirkef kelime olan "gaco" ise yalnızca göçmen işçiler özelinde kullanılmıyor, bütün Türkiyelileri isimlendiren bir basmakalıp kategori, bir şirret sıfat olarak kabul görüyor.

"Garasakal"ın günümüzdeki belli başlı alternatifleri bu çirkef kelimeler. Bu yazının amacı, bu tip çirkefe taş atmaktır. Çirkefin herkesin üzerine sıçraması kuvvetle muhtemeldir.

Efsanede insanı çirkinlikten, pislikten arındıran, o şifalı, büyülü Akdeniz sularına ne oldu? Adamızı kucaklayan deryanın sembolik önemi, kültürel manası artık geçersiz mi? Yoksa Kıbrıslı Türkler, Avrupai olmayı naif olmamakla, acımasız olmakla bir tutup kendi efsanelerine, kültürel birikimlerine bile yüz vermemeye mi karar verdiler?

Şüphesiz her toplumda bu tür sığ nitelendirmeler hüküm sürer. Yine de bu genelgeçer hal, hiçbir toplumun kendinden farklı olan grupları aşağılaması, hor görmesi, başkalaştırması için haklı veya yeterli bir mazeret değildir.

Kıbrıslı Türkler olarak Türkiye'yi, birtakım Türkiyelileri eleştirmemizi gerektiren birçok önemli sebep olsa da, bu eleştiri, banal, sığ, kalitesiz ve çirkin kelimeler üzerinden olmamalıdır. Hele "öz eleştirel" bir Kıbrıslı Türk kültüründen git gide uzaklaştığımız şu zamanlarda bu tarz bir eleştiride taraf olmamız başlı başına trajikomiktir. Çağımızın "küçük zamanlar küçük insanlar doğurur" kuralını bir de bizlerin doğrulamasına hiç hacet yok.

"Gaco", "fica" gibi sıfatlardan daha ağır hakaretleri hakeden mahlukatın varlığı yadsınamaz bir gerçektir. Herkesin bu mahlukatla bir şekilde muhatap olmuşluğu da vardır. Fakat bu mahlukat, herhangi bir coğrafyanın "havasından suyundan" oluşmamaktadır.

Ekonomik eşitsizliğe, küresel hiyerarşiye, faşizan/komünal yerel baskıya dayalı karmaşık toplumsal yapıların doğurduğu bir canavardır kültürel yobazlık; memleketi yoktur, modern dünyada biçare oluşumuzun kanıtıdır, ve her ulus-devletin merkezini zaptetmeye çalışan bir kara deliktir.

Katiller, hırsızlar, cahiller, modernitenin kaçınılmaz yan ürünleridir. Modernleşmeye hevesli Kıbrıslı Türkler olarak kabusumuz olan canavarları dünyamıza getiren, istilaya zorlayan gelişmelerde lanetli bir paya sahip olduğumuzu görmezden gelmekle meşgulüz maalesef.

Metin Münir, geçtiğimiz Haziran ayında, şöyle demişti: "Göçmenlerin çoğu Kıbrıslı Türkler gibi olmak, onlar gibi yaşamak istiyorlar. Hoşgörülü olmanın fanatik olmaktan, esprili olmanın asık suratlı olmaktan, serbest olmanın zapturapt altında olmaktan keyifli olduğunu öğrendiler."

Peki ya biz Kıbrıslı Türkler neler öğrendik? Hep yüzümüze vurulan tembelliğimizin kelime hazinemize kilit vurduğunu mu? Kişilere özel, kurumlara yönelik, durumlara özgü eleştirilerin bir iki çirkef unvan altında barınamayacağını mı? Yoksa diplomalı cahillerimizin, parselledikleri inşaat alanlarında, tek bir çivi çakmamak, türküler çığırmamak ve beton karmamak uğruna her türlü çirkefliğe bulaşabileceklerini mi?

Evlerimizi soyan, canımıza kasteden, ara sokaklarımıza hükmeden, hiç bir kültüre sığmayan mahlukatla savaşmadan önce, kendi körüklediğimiz yangına su taşımaya başlasak nasıl olur?

   1288 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?
20 Eylül 2008, Cumartesi   Başbakan'a tenis tadında din dersi
13 Eylül 2008, Cumartesi   Araba süren koyunlar
06 Eylül 2008, Cumartesi   Robert Walser'i okumamanın ızdırabı
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi


Yorum Sayısı:   1
  Nagme Yazgin         - UK 13 Ekim 2007, Cumartesi 02:57 
Güzel dediniz.

Barış, barış diye naralar atan insanların İngilizleri (- ki hatırlatayım Kıbrıs bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi), Almanları, Yunanlıları vb, kısaca diğer toplumları kabul ederken bazı beğenmedikleri toplumları dışlamaları, onlara isimler takmaları bana enteresan geliyor.

Tabii ki her toplumda böyle şeyler oldu ve olacaktır da, bunun önüne geçilemez, ama en azından biraz daha tutarlı davranırsak daha güzel olacak gibi.

Saygılar,


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital