Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Adres: Din Hizmetleri Müşavirliği
Güzelyurt'ta öfkeli yürüyüş
Hırsızlar gündüz de mesaiye başladı
Kıbrıs'ta sihir gibi festival
"Kıbrıs Geceleri"nde oryantal şov
Mağusa yine "Cezalı"
Anorthosis Futbol takımı Olimpiakos taraftarlarından şikayetçi
Tatlısu'dan merhaba
Futbolda yeni sezon yine Adidas ile oynanacak
Efes Pilsen Sokak Basketbolu start alıyor
Rum yönetimi Merkez Bankası'ndan 75 milyon KL almaya çalışıyor
Dellaloğlu istifa nedenlerini açıkladı
FIFA önerilerine cevap için cumartesi toplantı yapılıyor
II. Hrisostomos: Başkanın ayranı neden kabardı, şaşırdım
Rum yönetimi Gürcistan'daki gelişmelerden endişeli
Pedallarımız ilk günün 7'ncisi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Siyaset mi politika mı?

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Ocak 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hayır, eşanlamlı değiller. Kökenlerine inecek olursak, politika ve siyaset kelimeleri kamusal alandaki insan ilişkileri ağını anlamlandırmada iki farklı yaklaşım sunuyorlar.

"Siyaset", "seyis" (at bakıcısı) kelimesiyle aynı Arapça kökten geliyor. "At yetiştirmek" fiilinden türeyen bir kavram var karşımızda. Böylece "siyaset" özünde "ehlileştirmek, terbiye etmek" amacı güden bir faaliyet oluyor.

"Siyaset" kelimesinin merkezinde, insan özgürlüğünün zararsız ve uysal bir şekilde tezahür etmesini sağlayan bir baskıcı anlayış hakim. Siyasette, halk ya da birey olarak sınırları aşmamak, yem veren sahibe karşı diklenmemek, efendinin git dediği yere gitmek, dur dediği anda durmak esastır. "Siyaset" kelimesinin bugüne uzanan tarihsel gölgesi bunu gerektirmektedir.

Dahası var. Daha doğrusu, "siyaset" kavramının daha da pis bir anlamı var. Osmanlı devlet geleneğinde, doğrudan padişah tarafından verilen, padişahın iki dudağı arasında olan ölüm cezasına "siyaseten katl" deniyordu (Ahmet Mumcu'nun 'Osmanlı Devleti'nde Siyaseten Katl' diye bir kitabı var, meraklısına duyurulur).

Padişahın sözü, kanun hükmündeydi; "tiz urun kellesini!" demesi yeterliydi. Çağlar Keyder miydi, Halil İnalcık mıydı, yoksa Şerif Mardin miydi, hatırlamıyorum, "siyaset" kelimesinin bazı Anadolu köylerinde 1960'lara kadar hep bu "ölüm cezası" manasıyla bilindiğini yazmıştı.

Osmanlı yönetimi altında vergi veren halka "reaya" denmesi de açıklayıcı. 'Radikal' gazetesi yazarlarından Türker Alkan, "reaya" kelimesinin, "raiyye"den, yani "otlatılan hayvan sürüsü" anlamına gelen sözcükten türediğini hatırlatıyor. Dolayısıyla, Osmanlı'da siyaset kavramı, çoğunluğu oluşturan insanları bir koyun sürüsü gibi gütmeyi, yetiştirmeyi, ve gerektiğinde siyaseten katletmeyi, kurban etmeyi meşru kılabiliyor.

Siyaset kavramının kontrol ettiği alandaki iki temel anlam, evcilleştirmek ve kafa uçurmak, aslında aynı hedefi kovalıyorlar: Sessizleştirmek, susturmak. En saf ve en kesin ehlileştirmenin ve dizginlemenin, insanı ölümle cezalandırma olduğu gibi sapkın bir sonuca varabiliyor "siyaset". "At yetiştirme" işinden yola çıkan siyaset, insan özgürlüğüne at gözlüğü giydirebiliyor. Şiddetin hayatı esir aldığı anlarda, çoğunluk, sürüden ayrılmamak uğruna, başını öne eğiyor ve dilini yutabiliyor.

"Politika" kavramı ise neredeyse tam zıt kutba yerleşmiş durumda. Antik Yunan şehir-devleti, yani "polis", bu kelimenin kökenini oluşturuyor. Politika kavramının geçmişinde, yöneten ile yönetilenin ayırt edilmediği, kamusal meselelerin özgür bireylerin doğrudan katılımıyla tartışıldığı, farklı fikirlerin çatıştığı bir meydan var. Güzel bir şehir meydanı gibi... Politika herkesin farklı ama birlikte olabildiği bir alan öngörüyor.

Ekonomik anlamda hayatta kalma kaygısını (antik Yunan şehir-devletinde kadınlar ve köleler sayesinde, günümüzde ise ortalama yaşam standardını sürekli geliştiren kapitalizm sayesinde) geride bırakabilen özgür bireyler, beraber paylaştıkları dünyanın kalıcılığını sağlamak ve ortak değerlerini korumak adına politika yapıyorlar.

Kamusal alanda her türlü yenilikçi eylem yapabilmeleriyle, yani politikayla, çok sesli tartışmalarla özgürleşen bu bireyler, karşılıklı etkinleştirip besledikleri kamusal özgürlükleri sayesinde de eşitleniyorlar. Böylece politika, insan özgürlüğünün somut olarak icraata geçtiği alanı oluşturuyor. Süreğen ve akışkan fikir alışverişi, bireylerin ortak bir duyuyla hareket etmelerini, paylaştıkları dünyanın ortak kaygılarını benimseyip sahiplenmelerini mümkün kılıyor.

İki farklı kavram, iki farklı tavır... "Siyaset"le sürüye kapılmak ya da "politika"yla özgürlüğü yaşamak. Bu kavramların kökenlerinde sakladıkları geçmişi ciddiye alacak olursak, "siyaset" kelimesini kullananlar bir siyasi suç ve tahakküm tarihini, "politika" kelimesinde diretenler ise bireyi kişisel hayat kavgasından ortak bir dünyaya hayat verme idealine taşıyan bir özgürlük anısını mı yaşatacaklar?

"Ne alakası var? Bugün bu kelimeler eşanlamlı... Kaldı ki siyaset yerine politika kelimesini kullanmaya başlarsak, küçük cumhuriyetimizin geleceği daha mı aydınlık olacak? Ne saçma..." diyerek iki basit kelime arasında tercih yapmayı anlamsız bulanlar olabilir. Onlardan ricam, aynı tavrı "asli siyasi yaşam" olarak tanımladıkları oy verme işlemine karşı da sergilemeleri ve bazen iki basit kelime ("evet" veya "hayır"), bazen ise yan yana dizilmiş birkaç harf (kısaltılmış parti isimleri) arasında tercih yapmanın anlamsızlığını da düşünmeleridir.

Kime verirseniz verin, her oy verişinizde biraz daha ehlileştiğinizin, yönetilmeye razı olduğunuzun altını çizmiyor musunuz? Peki ne mi yapacaksınız? Kelimenin tam anlamıyla POLİTİKA. Meydanlar sizin... Yöneten-yönetilen ayrımına hapsolmadan, parti kurmadan, sandığa gitmeden, güzel bir yarımada hayaline iştirak ederek özgürlüğü meydanlara nakşedebiliyor musunuz? Büyük ihtimalle, ı-ıh. O halde, politikanın siyaseten katline hurra devam.

   1186 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm
21 Haziran 2008, Cumartesi   Auctoritas, non veritas...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1831 1.1914
1 STERLİN 2.1825 2.1987
1 EURO 1.7433 1.7555



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

DOGMALAR VE KLİŞELER

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

"Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar (36)

Akay Cemal

Kocatepe'den KKTC'ye...

Ahmet Tolgay

Konuşmayan şarkılar...(*)

Bilbay Eminoğlu

Sıcaklar ve suçlar

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yen...

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital