Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Al Capone" Paralimni'de yakalandı
Kira kavgası
Gençlere 3 gün tutukluluk
19 Nisan'da seçim var
Ürküten artış
Erken seçime varız !
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi
Tarih isyan ediyor

YORUMLANANLAR
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [1]
19 Nisan'da seçim var [5]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
Erken seçime varız ! [2]
Tüp gaz krizi [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [3]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [1]
Kim çözecek? [1]
19 milyon kez geçiş [3]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [14]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [8]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
İsrail kara harekatına başladı [6]
Tökezlediler: 1-1 [1]
Hristofyas: Taviz yok [1]
Kıbrıs yemekleri tanıtıldı [1]



Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ekim 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İnsan denen hayvan evrim yolundan sapabiliyor bazen, ve sapıtabiliyor kendi asfaltladığı ve aşındırdığı tali yollarda.  Mehmet Ratip

 

Bu öğretilerin neyi hedefledikleri isimlerinden belli aslında. Biyo-politika ve sosyo-biyoloji, politik olayları ve toplumsal olguları insanın biyo-kimyasal doğasına ve genetik köklerine bakarak açıklamaya çalışan bilimden bozma, tehlikeli ideoloji-lerdir. Niye tehlikeli olduklarını ‘Baba Ben Niye Faşist Oldum? Biyo-politikanın Temelleri ve Sınırları Üzeri-ne’ adlı kitap az çok ama güzelce ima ediyor. Agora Kitaplığı’ndan çıkan kitap, Alman siyaset bilimci Walter Euchner tarafından yazılmış ve onunla birlikte çalışan öğrencilerinden Kaan H. Ökten tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. Kitabın başlığındaki soru ise orijinal eserde olmayan, çevirmenin uygun gördüğü bir ekleme. Ökten, demokrasi, faşizm, kapita-lizm, hiyerarşi gibi sosyo-politik yapıların insanların ırsî özelliklerinden kaynaklandığını iddia edebilen biyo-politik öğretilerin belki de daha ileriye giderek faşizan ‘soy kütüğü’ incelemelerine başvurabileceğini belirtiyor. Bu gülünç sosyo-biyolojik yaklaşımlara göre, bir insanın faşist olabilmesi, onun babasından devraldığı kalıtımsal bir kaderin sonucu olabilmektedir. Böyle bir düşüncenin yol açabileceği daha korkunç bir argüman da vardır: Soykırım gibi politik katliamlar, insan denen hayvanın evrim sürecinin kaçınılmaz hatta gerekli uğraklarıdır. Euchner’in kitabı oldukça düşündürücü. Türkiye’de ‘Tanrı Yanılgısı’ adlı kitabıyla meşhur olan Richard Dawkins’in de bu tip bir sosyo-biyolojik dünya görüşüne sahip olduğunu bilmemiz gerektiğini hatırlatıyor Euchner. (Meğersem Dawkins yanlış sebeplerden dolayı ateistmiş - katı evrim tasavvurunun körüklediği yobaz, ırkçı, ‘bilimci’ totaliterliği görmezden gelen bir ateist.) Dawkins’e göre insanlar ‘sağ kalma makineleridir; gen olarak bilinen bencil moleküllerin bekasını sağlamak üzere, körü körüne programlanmış robotik araçlardır’. Dawkins’in kendini bir ‘gen yanılgısı’na kaptırdığı ve insan genlerine adeta bir tanrı rolü atfettiği aşikar. Peki Dawkins kendi kitabının Türkiye’de yasaklanması talebini ve kendi Internet sitesinin Türkiye’de yasaklandığı gerçeğini de biyo-politik bir bakış açısının insafsızlığına terk edebilir mi? Olaya Dawkins’in perspektifinden bakacak olursak, demek ki ‘Türk soyunun bencil evrimi, genlerini koruma ve yayma dürtüsü, Dawkins’in görüşlerinin yasaklanmasını haklı kılıyor olabilir’ gibi saçma bir fikre kapılmak bile mümkün. Halbuki, biyo-politik perspektife göre, evrim ilkesinin, sosyo-genetik gelişim sürecinin, Dawkins’in taraftarlarını güçlü kılıp kollaması, kitabını ve sitesini yasaklamaya kalkışan muhalifleri ise ‘doğal yollardan ayıklaması’ gerekmiyor mu? Demek ki gerekmiyor. Demek ki insan denen hayvan evrim yolundan sapabiliyor bazen, ve sapıtabiliyor  kendi asfaltladığı ve aşındırdığı tali yollarda sapıtabiliyor. Demek ki Dawkins’in genlere pek güvenmemesi gerekiyor. Ne de olsa, ‘www.richarddawkins.net’ adresine tıkladığınız anda ‘Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir’ uyarısıyla karşılaşı-yorsunuz, ki o siteye erişim bencil genlerin kararıyla engellenmiyor. Genetik açıklamalara gerek kalmaksızın açıklanabilecek politik insan eylemleri ve kurumları tarafından engelleniyor. Ve böylece o site hiçbir soy, gen, ırk ayrımı yapmaksızın insanların özgür iletişim hakkını koruyan, ‘biyolojik temelden yoksun’ yasal haklar tarafından da korunmaya muhtaç oluyor. Dawkins refah devleti fikrine de karşı çıkıyor, çünkü bu yönetim tarzının muhtaç insanlara yardım eden, ‘diğerkam’ politikası, evrimle uyumlu bir güzergahta seyretmeyebilir. Örneğin, ‘sosyal açıdan zayıf olan bir ebeveyn’ refah devleti yardım ettiği için ‘gereğinden fazla çocuk dünyaya getirecek’ ve ‘bu çocuklar gerektiği gibi beslenip büyütülemeyecektir’. Sormak gerek; bu düşüncenin ardında nüfus planlamasını savunan incelikli, insancıl bir görüş mü var, yoksa ‘güçlü olanın sağ kalması’ gerektiğini savunan kökten Darwinci, acımasız bir dünya görüşü mü? Bu soruya kolayca yanıt vermek zor vesselam. Her türlü kültürel, toplumsal ve politik mesele için fizyolojik, nörolojik, biyolojik bir taban bulma gayesi, bi-limsellik kisvesi altında o kadar tutarsız duruşları meşrulaştırabilir ki intihar bombacılarının yarattıkları vahşeti bile ‘Ne de olsa kendi ırkını koruyor, helal olsun’ diyerek ‘doğal’ karşılayabilir, hoş görebilirsiniz. Hoş görebilir misiniz, hakikaten? Hayvan değil-seniz, hoş görmezsiniz. Çünkü insan bir hayvan olsa da, çok ama çok farklı, özel, kontrol edilemeyecek, ve bir gelişim çizgisi üzerinde sabitlenemeyecek kadar ucu açık, biraz da kaçık bir hayvandır. En insanlık dışı, en iğrenç vahşeti de, en evrensel, en insancıl huzur umudunu da aynı bedende, beyinde potansiyel olarak taşıyabilen tek dünyevi varlıktır. Bu yüzden hem çok aşağılık, hem de çok kıymetlidir. Şempanzelerle insanlar arasındaki genetik ve davranışsal benzerlikler biyo-politikanın kullandığı en önemli referanslardan biri. Şempanzelerdeki erkek baskınlığı ve şiddet dolu iktidar mücadelesi gibi özelliklerden yola çıkarak insanların da benzer meselelerle cebelleşmek zorunda kalacakları iddia ediliyor. Modern dünyada git gide daha aktif rol almaya başlayan ve bu amaçla çeşitli politik inisiyatif-ler başlatan kadınlar olduğu gerçeğini ve saldırgan ideolojilere, savaşlara karşı imzalanan etkili insan hakları bildirgelerinin varlığını bu yüzeysel bilgi kırıntıları karşısında yadsımamız bekleniyor. Genetik biyolojinin hiçbir kesinliği olmayan ‘Ama bencil oluşmuşsak ne yapabiliriz ki’ mazeretini değişmez bir prensip olarak kullanıp bencil kalmaya niyetlenen politik cenahlar hala mevcutken, bizi maymun eden ve iktidarsızlaştıran bu ‘muktedir gen’ öğretilerine karşı ayaklanmak insanlık gereğidir. Son zamanlarda ‘genetik soyluluklarıyla’ gereğinden fazla ilgilenmeye başlayan Kıbrıslı Türk kavmine duyurulur.

NOT: Mehmet Ratip’in yazılarına mehmet-ratip.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

   514 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   Raif Denktaş’ın anısına bir sav: Kuzey Kıbrıs’ın ‘militarist kapitalizm’ ilkesi
27 Aralık 2008, Cumartesi   Evrensel aklın habercisi: Muntazar El Zeydi potinlerini niçin savurdu?
23 Aralık 2008, Salı   Alexandros Grigoropoulos’un yokluğunun dünyaya armağanı: Anarşi
13 Aralık 2008, Cumartesi   Kara kedinin lütfu: Lanetlilerin politik birlikteliği için çağrı
06 Aralık 2008, Cumartesi   60. yılında Evrensel İnsan Hakları: Niçin? Hangi insan için?
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5242 1.5350
1 STERLİN 2.2113 2.2277
1 EURO 2.0812 2.0958



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Kimse kepenk indirmesin

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Hade hayırlısı olsun...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

AB'nin yardımları, yitirilen canları g...

Ahmet Tolgay

KÜLLERDEN YENİDEN DOĞMAK...

Bilbay Eminoğlu

Görülmemiş rezalet on altıncı gününde

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TUVALET MESELESİ

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital