Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazasında, sürücüye 50 bin YTL kefalet koşulu
Bisikletliye çarptı, 5 bin YTL ile kurtuldu
Çin, korkunç yıkımla baş edemiyor
Avrupa Komisyonu: KKTC'yi tanımıyoruz
İki uyuşturucu zanlısı merkezi cezaevine gönderildi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Yonca kavşağı pislikten ve bakımsızlıktan geçilmiyor [3]

AKP'nin yanı başında görünmek için...

Emin AKKOR

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye'nin iktidar partisi AKP, son seçimlerde gücünü pekiştirdikten sonra tabanının talepleri doğrultusunda bir Türkiye yaratma eğilimlerini artırırken bunun yansımaları ülkemizde de görülüyor.

ÖRP ve HİS Partisi, hangisi daha çok AKP'ci olduğunu ispatlama çabalarını sürdürürken, UBP de arası bozulan AKP ile buzların eridiği mesajlarını yayıyor.

Bu üç parti gibi olmasa da hükümetin büyük ortağı CTP de icraatlarıyla AKP'ye hoş görünme gayretinde olduğu izlenimi veriyor.

AKP Gençlik Kolları kurultayına katılan CTP, UBP ve ÖRP gençlik kolları, yayınladıkları basın bildirilerinde ve kendi gazetelerinde boy boy kullanılan fotoğraflarla, AKP ile olan iyi ilişkilerini 'düşmanlar çatlasın' imalarıyla yansıtma yarışına girdiler.

Lefkoşa Belediye Meclisi'nin gündemine gelen cami tartışmaları, AKP sonrası ülkemizdeki dini faaliyetlerin boyutu ve bizim, bunlara ne kadar kabul edilebilir baktığımız tartışmalarını yoğunlaştırıyor.

Böyle bir cami yapılacaksa tabii ki yer olarak Lefkoşa'nın merkezi seçilerek, Tayip Erdoğan ve ekibine "biz iyiyiz, sizinle çalışabiliriz" mesajı verilsin.

Lefkoşa'nın merkezi yerlerinden Bedrettin Demirel Caddesi'nin başlangıç noktası, Belça'nın bulunduğu konum, en ideal yer olarak belirlendi.

Nerden çıktı bu cami olayı?

Günlerdir hiçbir yetkili bu sorunun yanıtını vermiyor.

Lefkoşa merkez çarşısı ve cami yapımı Ankara kaynaklı bir projedir.

Bunu, Başbakan Soyer ile Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek arasında imzalanan protokol ortaya koyuyor.

TAK ajansının 9 Mart tarihli haberinde 22 Şubat'ta imzalanan protokole göre, Ankara kaynaklı projeler olarak

"yeni baraj, ana isale hatları ve diğer su etüt proje ve yatırımları projesi; nirengi ağı oluşturulması projesi, İTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu yatırım giderlerine katkı projesi, eğitim kurumları oluşturulmasına katkı projesi, Lefkoşa belediyesi merkez çarşısı, otoparkı ve cami yapımına katkı projesi" bulunuyor.

Atılan imzalarla onaylanan projelere göre, Lefkoşa'ya çarşılı cami yapımı için 2008 yılı için 3 trilyon TL aktarıldı.

Cami olayını halka benimsetebilmenin yolu da bulundu. Alışveriş merkezli bir camiyle Ankara'daki Kocatepe Cami örneği Lefkoşa'ya taşınacak.

AKP'ye iyi görünme telaşı, cami talebi olmayan bir bölgeye cami inşaatını gündeme getirdi.

Cami inşaatının yapıldığı alana çok yakın mesafede bulunan Yenişehir Camisi dolup taşmıyor ki, bölgeye başka bir cami yapılsın.

Bu bile, yapılacak caminin bir ihtiyaçtan çok, empoze ve/veya şirin görünme politikasının ürünü olduğunu gösteriyor.

Tüm bunların habercisi, hükümetin dine verdiği değerin artışıdır. Hükümetin, dine verdiği önem son yıllarda Kuran kurslarına karşı sergilediği tavırda belli olmuştu.

Anayasasında laik olduğu belirtilen KKTC'de, hükümetin, dine verdiği önemin, genel eğitime verdiği önemin üzerine çıktığı yatırım projelerindeki rakamlardan ortaya çıkartılabilir.

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek ile Başbakan Soyer arasında 22 Şubat'ta imzalanan protokole göre, KKTC tarafından hazırlanan projelerde din hizmetlerine, genel eğitime ayrılan payın üç katı ödenek ayrıldı.

Eğitim ve öğretim hizmetlerinin geliştirilmesi ve katkı projeleri için ayrılan toplam bütçe rakamı 3 trilyon 600 miyar TL iken, din hizmetlerinin geliştirilmesi ve katkı projeleri için toplam 9 trilyon 500 milyar TL kaynak ayrıldı.

Bu karşı duruş, dine ya da camiye karşı çıkmak olarak saptırılmasın. Bu satırlarda aktarılan tepki; yapılanların, ülkenin ve Lefkoşa'nın öncelikleri göz önünde bulundurmadan, sırf AKP istedi ya da AKP'ye iyi görünmek için din ağırlıklı yatırımlara özel önem verilmesidir.

Siyasiler, "Lefkoşe"den rahatsız olmadı

Lefkoşa Belediye Meclisi'nde, Hüseyin Alasya'nın "Ankara'ya da, Lefkoşe'ye de alışacaksınız" sözleri siyasileri pek sarmadı.

Gazeteciler bu konu üzerine günlerdir makaleler yazar, radyo ve televizyon programlarında bu konu tartışılırken, politikacılar 'sus pusu' oynuyor. Alasya'nın sözleri karşısında başlayan tartışmalardan rahatsız olanlar ise, Kıbrıslı Türklerin kendi değerlerine sahip çıkma çabasını gereksiz veya küçük bir ayrıntı gibi göstermeye çalışıyorlar. Hatta ülke gündemine oturan 'değerlerin yitirilmesi' tartışmalarını gündem saptırma olarak değerlendirildi.

Bu tartışmaların göbeğinde olması gereken, ama bir o kadar da uzağında durmayı yeğleyen Cemal Bulutoğluları, acaba Lefkoşa Türk Belediyesi başkanı mı? Yoksa kendisini Lefkoşe Türk Belediyesi başkanı olarak mı görüyor. Başbakan Soyer'in başbakanı olduğu ülkenin başkentinin ismi nedir? Ya, Turgay Avcı'nın bakanlık binası hangi kenttedir? Lefkoşa mı, Lefkoşe'de mi? Tahsin Ertuğruloğlu, hangi bölgenin milletvekilidir?

Siyasilerin bu kayıtsızlığı karşısında, iki soru yanıt bekliyor. 'Lefkoşe'yi benimsediler mi? Yoksa 'Lefkoşe'cileri karşılarına almamak için mi sessiz kalıyorlar?

Eleştirilmeyi hazmetmeyen, gazetecileri işinden etsin!

Kanal T'de yaptığı Son Durum programında, konuklarının söylediklerinden rahatsız olanlardan korkan televizyon sahibinin Reşat Akar'ı işinden atmasıyla, gazetecilerin ne kadar korumasız olduğu bir ülkede yaşadığımız gözler önüne serildi.

TV programcısının, konukların söylediklerinden sorumlu tutulması tuhaflığı, basın özgürlüğünün boyutunu da gösteriyor. Geçtiğimiz ay Eşref Çetinel ile Özer Raif'in aynı kanalda yaptıkları program sonlandırılmıştı. Eşref Çetinel'in yazdığına göre, UBP eski başkanı Eroğlu'nu programda eleştirdikleri için, gelen baskılara boyun eğemeyen televizyon kanalının patronu tarafından işlerine son verildi.

Bu gibi uygulamalar, her eleştirilenin elinde tuttuğu gücü kullanarak, gazetecileri baskı altına alma ya da işinden etmeye teşvik eder duruma büründü. Medya patronları personelini koruma adına dirençli olmazsa, gazetecilerin vay haline...

Tüm bu yaşananlara rağmen, "ilkeli" yayıncılıktan söz eden televizyon patronunun, kendi ayağına kurşun sıktığını erken zamanda anlaması dileğiyle...

   265 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Mayıs 2008, Cumartesi   Alın size demokrasi... Greve katıl, işten atıl
03 Mayıs 2008, Cumartesi   1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş dönüşü öldü
26 Nisan 2008, Cumartesi   Önerilere bak: "Suya zam yapılmalı", "Doyasıya su içmeyin"
12 Nisan 2008, Cumartesi   Devletin eli, vatandaşın cebini deldi
05 Nisan 2008, Cumartesi   Lokmacı'nın açılışı iyi değerlendirilmeli
29 Mart 2008, Cumartesi   Asimilasyona karşı duruş, 'kendine' sahip çıkmaktır
08 Mart 2008, Cumartesi   İyiyi alkışlamak, bir erdemdir
01 Mart 2008, Cumartesi   Hükümet, bir öne iki geri gidiyor
16 Şubat 2008, Cumartesi   Putin, güzel hatırımız için konuşmadı
02 Şubat 2008, Cumartesi   Hükümet, 'iradesizlik' sorununu aşamadıkça güven yitiriyor



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2440 1,2600
1 STERLİN 2,4300 2,4580
1 EURO 1,9380 1,9580



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Taşınması zor bir yük: Umut

Başaran Düzgün

SAHTE CENNET

Ali Baturay

UZAYLI "E.T", KIBRIS SORUNUNA BURN...

Hasan Hastürer

Başlarını vura vura inatla yola devam eden...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Akay Cemal

Siyasi eşitlik, temsiliyet ve "iyi ett...

Ahmet Tolgay

SORUMLU OLAN HALKTIR; SİZLERİ BAŞINA SEÇTİ...

Bilbay Eminoğlu

Ne oluyor dünyamıza?

Necdet Ergün

FACTORING ve LEASING'i BECEREMEDİK

Dilek ÇETEREİSİ

Tilki rüyasında "fericik" görürmüş...

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Elektrik hatlarındaki “gerilim”...

Aysu Basri

GREV DEVAM EDİYOR

Sevilay SADIKOĞLU

Sen Kaderimsin...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Dr. İsmail KEMAL

Gençlik politikası

Emin AKKOR

Alın size demokrasi... Greve katıl, işten ...

Oğuz Metiner

Gerici

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

EY GÜZEL ÇOCUK, DİNLE

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

ÇOCUK VE KÜFÜR

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

Balayı erken bitti !

Bener HAKERİ

Sanatta devamlılık yok

Ata ATUN

SAYIN TALAT SÖZÜNÜZÜ TUTUNUZ

Mehmet RATİP

Lacan ve motosikletli kız... Entelektüel y...

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

İç Haberler

Cumhur DELİCEIRMAK

Yok Cemelin Devesi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital