|
"Memleketin bu hale gelmesinde hepimizin suçu olduğunu düşünüyorum. Yurt dışından gelen eğitimsiz, vasıfsız insanları sorgusuz sualsiz memlekete kabul edersek, daha kötü şeyler de yaşayabiliriz. Devlet, denetimlerini artırarak, polis noktalarını genişletmelidir. Yeni yasa tasarıları hazırlanmalıdır. Hepimizin çocukları var, onların gelecek kaygılarını yaşarken, bir de bu suç oranlarının çoğalması, işimizi gerçekten zorlaştıracağa benziyor."
Bunları söyleyen Mustafa Demeli isimli vatandaş.
Ya diğerleri?..
Elif İyidoğan isimli muhabir birkaç kişiyle konuşuyor. Onlar da benzeri görüşleri aktarıyorlar.
Örneğin Turgut Çeken, Ali Toker, Kadri Alper, Fırat Bayın, Hacı Avize ve Ecehan Emir.
Kimi TC, kimi KKTC yurttaşı. Ama düşünceleri aynı, müşterek.
Kısacası; KKTC'nin korsan bir ülke haline geldiğine işaret ediyor, giriş çıkışlardaki gözetimlerin yetersizliğinden yakınıyorlar.
"Yetkililerin bir an önce ciddi ve acil önlemler alması gerekiyor. Gidişat böyle devam ederse, bugünleri de arayacağız. Suç işlemek artık o kadar olağan bir hal aldı ki, hapishaneler dolup taşıyor" diyenler, şunları da ekliyorlar:
"KKTC başlı başına bir devlettir, kanunları vardır. Ama demek ki ortada ciddi kanun eksiklikleri var ki suçun önüne geçilemiyor. Adaya herkes kolaylıkla girebiliyor. Öncelikle bu kolaylık ortadan kaldırılmalıdır. Olayların giderek artması, yurt dışından gelen herkesi mağdur etmektedir. Bir takım kendini bilmez kişilerin yaptığı yasa dışı eylemler, namusu ile yaşayan diğer kişilere de fatura edilmektedir. Sonuca değil, sebebe bakılmalıdır. Bence bu durumda iş devlette bitiyor. Vasıfsız insanlar giriş yapmaya devam ederse, olaylar giderek büyüyecektir. Sabıkalı olanların da sınır dışı edilmesi gerekmektedir."
Ve bakınız, Hacı Avize ile Ecehan Emir neler diyor?..
"Memlekette eşkali bozuk, suç işlemeye müsait çok kişi var. Ben yabancı uyrukluların tam manasıyla araştırılıp, denetlendiğine inanmıyorum. Memleket yasaları önünde herkes eşit olmalıdır. Suçlular cezasını çekmeli ve sınır dışı edilmeli. Kıbrıs, Teksas değil, öyle sananlara en ağır cezayı vermeleri gerekir."
Üniversite öğrencisi İranlı bir genç kızın geçen gün yabancı kişilerce öldüresiye dövülmesi üzerine tepkilerini dile getiren vatandaşlar, görüş ve düşüncelerini dile getirirken, yapılması gerekenleri söylüyorlar, hükümeti göreve davet ediyorlar.
Memlekette zaman zaman iç huzurdan, iç barıştan söz edebilmek mümkün değildir.
Düşünün, Girne'de İranlı üniversite öğrencisi Nagin Ostadive isimli genç kız, yolda yürürken iki yabancı kişinin saldırısına uğruyor ve feci şekilde darp ediliyor.
Çatalköy'de John Watson isimli şahıs, köpeğiyle gezinti yaptığı sırada bıçaklı saldırıya uğruyor ve yaralanarak Girne Akçiçek Hastanesi'ne kaldırılıyor.
Karaoğlanoğlu'nda yine yabancı bir kadın yolda yürürken, başına sert bir cisimle vurulması sonucu ağır şekilde yaralanıyor.
Bunlar, birkaç gün içinde özellikle de Girne yöresinde meydana gelen olaylardan birkaçı...
Neler oluyor Allah aşkına!..
Birileri ülkede huzur ve asayişi berhava etmek için ant mı içti?.. Yoksa; bu olaylar, ülkeye turist ve üniversite öğrencisi gelmesini önlemeye matuf dış kaynaklı organize suçlar mı?..
İnsanın aklına her türlüsü geliyor. Ülkeye kötülük yapmak isteyen ve niyetinde olanlar, vatandaşlar, devletin kendini göstermesini, asayişi korumakla yükümlü polis örgütünde sayının artırılmasını ve gerekli donanımların yapılmasını istiyor ve bekliyor.
"Bir takım kendini bilmez kişilerin yaptığı yasa dışı eylemler, namusu ile yaşayan diğer kişilere de fatura edilmektedir" şeklindeki sözler oldukça anlamlıdır. Hiçbir ayırım gözetmeksizin hemen herkes, suça meyilli insanların bu ülkede barınmalarına fırsat verilmemesi, olanak yaratılmamasından yanadır.
KKTC'yi olumsuzluklar diyarına sürüklemek isteyenlerin, bu memlekette yeri olmadığı gerçeği anlatılmalı, herkes de ona göre ne yapacağını bilmelidir.
İranlı üniversite öğrencisi genç kızın öldüresiye dövülmesi karşısında tepki göstererek, görüş ve düşüncelerini dile getiren yukarıdaki isimler, aslında burada yaşayan tüm insanların duygularına tercüman olmaktadırlar. Hükümet edenler ve yetkili makamlar, gençlerin ortaya koydukları görüşleri tekrar tekrar okumalı ve gereğini yerine getirme zorunluluğundadır.
İçte huzur ve asayişi sağlamak esas görevdir. Bunun için ne gerekirse yapılmalı, yasalarda boşluklar varsa doldurulmalıdır.
Vatandaşlar istediklerini ve beklentilerini aktardılar. Görev sırası şimdi hükümet ve ilgili makamlarda.
Hadi kolay gelsin!...
|