|
Bir 'Dünya Kadınlar Günü' daha geçti... Başta siyasi partiler olmak üzere, kurum ve kuruluşlar bir şeyler yayınladı. Kadının, toplumdaki yeri vurgulandı, haksızlıklar dile getirilirken, önerilerde bulunanlar da oldu.
İyi, hoş da, sadece senede bir gün, yani 8 Mart'ta mı hatırlayacağız kadının önemini?..
Tarihe bakacak olursak, Kıbrıs Türk kadını, belki de dünyanın en ilerici kadınlarından biridir diyebiliriz.
Özellikle Türkiye'de bitmez tükenmez türban tartışmalarını dikkate aldığımızda, Kıbrıs Türk kadınının ilerici, çağdaş ve de asil duruşu dünya milletlerine, birçok ülke kadınına örnek teşkil etmektedir.
Varsın Türkiye, hala daha türbanlı mı, türbansız mı tartışmalarını sürdüredursun, televizyon ekranlarında bunların bol bol reklamı yapılsın, Allaha şükür ki, Kıbrıs'ta böyle bir durum söz konusu değildir. Kıbrıs Türk kadını, uygarlığın simgesi, öncüsüdür. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerine sıkı sıkıya bağlıdır.
Atatürkçü Yaşam Derneği'nin yayınladığı el broşüründe, kadınların tarihe yön veren insanlar olduğu vurgulanırken, özetle şöyle denmektedir:
"Kadınların pozitif katkıları ile topluma katılımlarını sağlamak için, kadınların gelişmesini desteklemek, aralarındaki dayanışmayı bilgi ve tecrübelerini artırmak ve ayrımcılığa uğramış bütün kadınlara gerekli yardımları ulaştırmak temel prensip haline gelmelidir. Uzun saatler boyunca ayakta duran, son derece hızlı hareket eden, eğilip kalkmayı gerektiren birçok işi yapan biz kadınlarız.
Her alanda varlığımızı görebilmelisiniz. Çünkü biz; sosyal hayatın esasıyız, insanlık için prestijiz. Gün geldi mi caddelere sokaklara sığmayız. Gün geldi mi vatan için, geleceğimiz için, çocuklarımız için ve sizin için tek ses olur haykırırız.
Kadınız biz, tarihe yön verenleriz. Üretenleriz, hissederiz. Ana olmayı vazife biliriz. Parasal değerler değil, anasal değerleriz. En büyük değeriz, biz geleceğiz.
Kadın hayattır. Muhterem hanımefendiler, marifet ABD ve AB'de veya refah içinde olan ülkelerde değil, marifet Anadolu'da kadın olmak, Filistin'de kadın olmak, Irak'ta kadın olmak, Pakistan'da kadın olmak, Kosova'da kadın olmak, şehirlerde değil, kırsal kesimlerde kadın olmak ve izolasyonlar altında haksızca ezilen KKTC'de kadın olmaktır."
Evet; bizde kadın ne horlanır, ne de aşağılanır. Çünkü kadın-erkek eşitliğine özen gösterilir, kadına gereken saygı ve sevgi gösterilir. Eşi tarafından, toplum tarafından.
Ulusal direniş tarihimizde kadının rolü her zaman takdir edilmektedir. Tüm toplum mücahit iken, kadınlarımız cephe gerisinde, onların en büyük destekçisi idi. Şehitler ve yaralılar sıra sıra gelirken, kadınlarımız onların imdadına yetişenlerdi. Evindeki yatağını, çarşafını hastaneye taşıyan, yaralıya merhem olabilmek için imkansızlıklar içinde imkan yaratabilendi. İcabında kan veren, erkeğine üniforma dikendi.
Saldırıya uğradığı köyde eline av tüfeğini alarak, ailesini, vatanını koruyabilmek için cesurca öne atılandı.
Kıbrıs Türk kadını nice badirelerden geçerek bu günlere gelmiş bulunuyor. Nice şehitler vermiş, acısını kalbine gömmüş, ama yılmamış ve özgür yaşamı kendisine ilke edinmiştir. Atatürk'ün ilkelerini benimsemiştir. Hem de hiçbir zorlama ve baskıya maruz kalmadan. Anadolu'da kıyafet devrimi yapılırken, Kıbrıs Türk kadını bunu kendiliğinden kabullenmiş, modern çağa ayak uydurmak için kimseden emir ve direktif almaya ihtiyaç duymamıştır.
Ancak hala daha kadınlar birçok ülkelerde özgür davranamamakta, bir yerde köle muamelesi görmektedirler.
Atatürkçü Yaşam Derneği'nin de vurguladığı gibi, dünyada çağdaş kadınlar arasında onur verici bir yere sahip olan Kıbrıs Türk kadını, maalesef izolasyonlar altında haksızca ezilendir aynı zamanda. Erkeği gibi dünya nimetlerinden yararlanma hakkına sahip değildir. Rum kadını her türlü hakka sahipken, dilediği yere gidebilme özgürlüğüne sahipken, Kıbrıs Türk kadını bundan mahrum bırakılmakta, Rum'un ve AB'nin insafına terk edilmektedir. En basit insan haklarından yoksun bırakılmaktadır. Yani bir yerde Irak'taki kadının düzeyine indirgenmektedir.
Bu durum, insan haklarını, kadın haklarını savunanlar açısından yüz kızartıcıdır.
Kimse kadın üzerinde politika yapmaya kalkışmasın, kimse kadını istismara yönelmesin. Bizdeki durum budur ve kadın saygın bir yere sahiptir. Ancak siyasi gelişmeler ışığında da izolasyonlar altında ezilendir. Bu gerçeği Atatürkçü Yaşam Derneği gibi seslendirmek gerek.
Bu vesile ile tüm kadınları bir kez daha kutlarız.
|