|
Bazı şeyleri hazmetmek hiç de kolay değil!..
Mesela Rum liderliğinin, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini bu adada hazmedemediği gibi...
Türkiye'nin garantörlüğünü hazmedemediği gibi.
İzolasyonların kaldırılmasını hazmedemediği gibi...
Olası bir anlaşmada Kıbrıslı Türkleri devletin ortaklığına hazmedemediği gibi...
Peki; bunları bir yana koyalım.
Bizde bir bakan değiştirilmesinin 'parti içi dengeler gereği' olması hazmedilebilir mi?..
Geçen gün Başaran Düzgün de değinmişti konuya.
Ne Asım Vehbi'ye bir kastımız var, ne de Mustafa Gökmen'e!.. Eleştirimiz, 'parti içi dengeler gereği' sözcüğüne.
Neymiş efendim, 'parti içi dengeler gereği' bir bakan başka bir göreve verilirken, onun yerine de bir başkası atanıyormuş!..
Evet; kabinede zaman zaman değişiklikler olabilir. Bu da gayet doğaldır. Ama bunlar 'parti içi dengeler gereği' politikasının bir ürünü olursa, meselelere o gözlükle bakılıyorsa, işin boyutları değişir.
Anlayacağınız bizde işler 'parti içi dengeler gereği' yürütülüyorsa, vah Kıbrıs Türk halkının haline!..
Onun için memlekette işler bir türlü rayına oturmuyor. Onun için esnaf batma noktasında. Onun için işsizlik diz boyu...
Tüm bunların 'parti içi dengeler gereği' olmadığı ne malum!..
'Lokmacı Kapısı' olayına da acaba 'Parti içi dengeler gereği' mi bakılıyor?..
Hristofyas'la yapılacak müzakerelere de bu gözle bakılıyorsa, hapı yuttuğumuz gündür.
Kıbrıs siyasi tarihinde, siyasi partilere olan 'güvensizlik çıtası' hiç bu kadar aşağıya inmemişti.
İnşallah 2008 turizmimiz de 'parti içi dengeler gereği' politikasına kurban gitmez.
Kuraklıktan nasibini alan çiftçi ve hayvancı, bir de 'parti içi dengeler gereği' politikasından payını alırsa, siz düşünün felaketi!..
Marketler ve süpermarketlerin çalışma saatleri de 'parti içi dengeler gereği' oluşturulmuşsa bir diyeceğimiz yok.
Bir ülkede insanların refah düzeyi tamam olabilir, ama devamlı şikayet ediliyorsa, politikacıya olan güvensizlik giderek artıyorsa, bu güvensizlik duygusu başka alanlara da yansır.
Meclis'e, hükümete, hukuk sistemine ve daha birçok alanlara da.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dediği gibi 'marazi bir halk' olmuşsak, belki de bu da 'parti içi dengeler gereği' politikasının bir sonucudur.
Galiba da meseleyi şimdi çözmüş bulunuyoruz. Niye 'marazi' bir toplum olduğumuzu?.. Şimdi meselenin kaynağına indik sayılır.
Talat, 'marazi bir halk olduk' derken, yerinde bir teşhis koymuştur ve haksız da değildir. Kim bilir günde kendisine kaç şikayet gitmektedir?.. Kim bilir, o şikayetleri okurken, neler hissetmekte, aklından neler geçmektedir?..
Gece yattığında bakkal gibi marketçi, süpermarketçi bile düşünceli ise, demek ki 'parti içi dengeler gereği' politikasından etkilenmiştir.
Narenciye üreticisinin durumunu ise hiç sormayın. 'Parti içi dengeler gereği' politikalarından nasibini çoktan almış, almaya da devam etmektedir.
Peki; özel sektör, ormanlarımız, eğitim sistemimiz, sağlık sektörümüz?..
Geriye ne kaldı ki!.. İnşaat sektörünün durumu zaten malum!..
Sonuçta öyle anlaşılıyor ki, memleketin içine eden 'parti içi dengeler gereği' politikasıdır. Eğer bunun önüne geçilemezse ve her şey rozete göre idare ediliyorsa, Talat istediği kadar uğraşadursun, bu halkı 'marazi' konumundan kurtarmak mümkün değildir!..
|