|
Rum kaynakları, Avrupa Birliği'nin (AB), Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar tarafından kabul edilebilecek her türlü çözümün vasiliğini üstlenmeye ve çözümü birincil hukuk olarak kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi.
AB ayrıca bu kararını Türkiye'ye de iletmiş!..
Kıbrıs sorununa ilişkin bir çözüm anlaşmasının 'birincil hukuk' teşkil edilebilmesinin, aralarında Güney Kıbrıs'ın da bulunduğu 27 AB üyesi ülkenin kendi parlamentolarında alacakları kararlarla mümkün olacağını belirten 'Fileleftheros' gazetesi, böylece oluşacak her türlü sapmanın 'ikincil hukuk' (secondary legislation) olmak yerine, birincil hukuk niteliği kazanacağını vurguladı.
Kıbrıs'ta bir anlaşmanın AB'nin birincil hukuku haline gelmesinin AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu eski üyesi Günter Verheugen'in de görüşü olduğunu hatırlatan gazete, her halükarda Kıbrıs sorununa iki tarafın da kabul edeceği bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.
Gazete ayrıca gerek Rum lider Dimitris Hristofyas'ın, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile, gerekse Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu'nun AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ile gerçekleştirdikleri görüşmelerde, Rum tarafının Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin 'kırmızı çizgilerini' ortaya koyduklarını yazdı.
'Politis' gazetesine göre ise, Hristofyas, Brüksel'deki temasları sırasında, AB'den Ankara'ya baskı taahhüdü alımış bulunuyor.
Rum hükümet sözcüsü Stefanos Stefanu, Hristofyas'ın, AB'nin 'dikkatini Türkiye'ye çevirerek, Türkiye'nin 'uzlaşmazlığından' vazgeçip, Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve fonksiyonel bir çözüm bulunması için işbirliği yapması yönünde baskı uygulayarak, müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına katkıda bulunabileceği mesajını verdiğini' vurguladı.
Anlayacağınız; Hristofyas'ın seçilir seçilmez ilk önce Atina'ya, sonra da Brüksel'e gitmesi boşuna mıydı?..
Atina'da her şey bir kez daha teyid edildi, ardından da konunun Brüksel'e taşınmasına karar verildi.
Kıbrıs sorunu her ne kadar BM zemininde ise de, taraflardan birinin AB şemsiyesi altında olmasından ötürü dolaylı olarak AB'nin de sorunu olduğu inkar edilemez. Yunanistan da AB üyesi olduğuna göre, Rum tarafının sorunu Brüksel'e çekmek istemesinden daha doğal ne olabilir?..
Kendilerinin de itiraf ettiği gibi, bundan amaçlanan, iki taraf arasında varılabilecek bir uzlaşmaya AB güvencesi getirmek, bunu 'birincil hukuk' olarak kabul etmekmiş!.. Bu, aynı zamanda AB'nin Genişlemeden Sorumlu eski Üyesi Günter Verheugen'in ürettiği bir formülmüş!..
İşte tezgah şimdi anlaşılıyor.
O Verheugen değil miydi, Türklerin gözünün içine baka baka "Kıbrıs sorunu çözülse de çözülmese de, biz Rumları AB üyeliğine kabul edeceğiz" diyen...
O Verheugen değil miydi, Rum tarafının AB'ye girmesi şerefine Atina'da zamanın Yunan Başbakanı Kostas Simitis ile şampanya bardaklarını tokuşturarak, zevkten dört köşe olan liboş?..
O Verheugen değil miydi, kendisine Yunanistan'da küçük adalardan biri hediye edilen?..
O Verheugen değil miydi, üyelik öncesinde Güney Kıbrıs'ı ziyaretinde Hilton Otel'de, "Kıbrıs'ta bu aç ve fakir Türkler, Rum idaresine girmemekte daha ne kadar direnecek" diye konuşan!..
Şimdi de utanmadan ve sıkılmadan, iki taraf arasında varılabilecek bir anlaşmanın 'Birincil hukuk' olarak kabul edileceğini ve kısacası Türklere "siz Türkiye'ye, Türk askerine boş verin. AB olarak biz, sizin vasiniz olacağız, vasiliğinizi almaya hazırız" şeklinde mesajlar verme çabasındalar...
Ne demişti Hristofyas Atina'da?: "Kıbrıslı Türkler, Türkiye ile göbek bağını kesmelidir."
Taşları teker teker yerine oturttuğunuzda, bizi götürmek istedikleri köyün minarelerini görmemek mümkün değildir. Ankara'yı dışlama ve saf dışı bırakmak suretiyle bizi vasiliğe almaya hazırmışlar!..
Sevsinler böyle vasiliği!..
Bosna'da on binlerce soydaşımız katledilir, toplu mezarlara atılırken, neredeydi o AB?.. Hunharca tecavüzler karşısında ne yapabilmişti?.. Yoksa, insanlık tarihinin yüz kızartıcı olaylarını viski, bira veya şarap içerek mi seyrediyor, zevk alıyorlardı?..
Kıbrıs Türk halkı 1963'ten 74'e kadar ölüm kalım savaşı verirken, ne yapabildi o vasilikten söz edenler?.. Seyircilikten öteye geçebildiler mi?..
Amma da açıkgözdürler ha!.. Türkiye'nin vasiliğini bir kenara koyacaklar ve kendileri vasi olacaklarmış!..
Anladık; avukat Hasan Hasipoğlu da Ciğerci Ahmet'i vasiliğe aldı, ama hiç olmazsa o sağlam bir vasiliktir. Hristofyas'ın tezgahladığı vasilik gibi değil!..
|