|
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında 21 Mart Cuma günü yapılacak görüşme arifesinde iki taraf arasındaki gerginliğin tırmanması, hiç de hoş değildir.
'Kurt dumanlı havayı sever' misali, görüşme ortamını sabote etmek isteyen çevrelerin bu tür taktiklere başvurmaları ilk kez değildir.
Son olarak Pile İlkokulu'nun öğretmenler odasında duvarda asılı bulunan Atatürk, Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve Mehmet Ali Talat'ın fotoğraflarının boyayla karalanması, yeni bir tahrik olayıdır.
Muhabirimiz Ergül Ernur'un haberine göre, okulda görevli kişiler, öğretmenler odasındaki yastıkların parçalandığını, ağaçtan kesilen limonların avluda ezildiğini ve bahçedeki çöplerin de avluya saçıldığını söylediler. Öğretmenler odasının penceresinin açık olması, bir zorlama işaretidir.
Sınırda tek karma köy olan Pile'nin hassasiyeti öteden beri bilinmektedir. Askerden arınmış olan köyde Türk ve Rum polisi dahi üniformalı dolaşamamakta, güvenlik BM Barış Gücü polisince sağlanmaktadır.
Nitekim Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ahmet Muratoğlu, Pile'nin hassas bir bölge olduğuna işaret ederken, saldırının siyasi amaçlı olup olmadığıyla ilgili olarak henüz bir açıklama yapılmasının doğru olmadığını vurgulamıştır.
Tamamen hemfikiriz. Kimseyi de suçlamak istemiyoruz. Ama bu, Pile'deki Türk İlkokulu'na yapılan ilk saldırı değildir.
Halbuki şimdiki Pile Rum halkı, Mağusa Fatihi emekli general rahmetli Osman Fazıl Polat Paşa'nın iki dudağının arasından çıkan birkaç kelimelik söz üzerine şimdi oralarda barınma olanağı elde edebilmişti..
Köyü terkettikten kısa bir süre sonra bazı Rumlar, Pile'deki Türk ileri gelenleri ile buluşmuş ve köye dönmeleri konusunda girişimde bulunmalarını rica etmişlerdi. Konunun kendisine aktarılması üzerine, Osman Fazıl Polat Paşa kör şaşı demeden komutan edasıyla kestirmeden "uslu duracaklarsa gelsinler, durmayacaklarsa gelmesinler" demişti. Bu yanıtı alanlar, durumu Rumlara aktarmış ve onlar da uslu duracaklarına, sorun yaratmayacaklarına dair söz vermişler ve köye dönmelerine müsaade edilmişti.
Yoksa; Mağusa Fatihi Polat Paşa'nın ağzından 'hayır, dönemezsiniz' sözü çıkmış olsaydı, bugün Pile'de Rumların yerinde yeller esecekti.
Acaba Pile'de yaşayan yeni nesil bu gerçekleri biliyor mu?..
Her neyse; biz yine de hatırlatalım dedik.
Geçen gün de maçtan çıkan Apoel Spor Kulübü taraftarları, Lefkoşa'nın Rum kesiminde bir Türk'ün aracına bira şişeleri ve sopalarla saldırmış ve araçtakilere korkulu anlar yaşatmışlardı.
Demek oluyor ki, Rum gençleri, Türklere karşı kin ve nefret duygularıyla yetiştirilmekte, kendi bölgelerinde Türkleri görmek istememekte, fanatik duyguların esiri olmaktadırlar. Bu durum, gerçekten üzücü ve düşündürücüdür. Üzerinde varılabilecek bir uzlaşmanın nasıl olabileceği yönünde de işaret vermektedir.
Sözün özü; Kıbrıslı Türkler, ne BM, ne de AB veya bir başka gücün vesayetini istemektedir. Garantör ülke Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi şarttır!.. Rumlar, hangi güvenceyi isterlerse istesinler, bizi alâkadar etmez. Onların bileceği iştir.
Diyeceğimiz, iki lider arasında yeni bir görüşme sürecine girilirken, ortamın bozulması ve havanın bulandırılıp elektriklenmesine yönelik davranışlardan şiddetle kaçınmak gerektiği inancındayız. Olumsuz yöndeki gelişmelerin, görüşme ortamına olumlu etki yapması beklenmediği gibi, görüşmeleri sabote etme çabalarına -nereden gelirse gelsin- fırsat verilmemelidir.
|