Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Futbolcular istediğini aldı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Talat ve Hristofyas'ın yolu, dikensiz gül bahçesinden geçse de...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hayırlısıyla uzun bir aradan sonra Kıbrıs'ta müzakere süreci yeniden başlamış bulunuyor.

Tüm dikkatler 21 Mart'a yönelirken, "N'olacak?" sorusu da elbette beklediği yanıtı henüz bulmuş değildir.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında üç buçuk saat süren görüşmeden sonra, önümüzdeki hafta çalışma grupları ve komiteler oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldığı ve iki liderin 3 ay sonra yeniden bir araya gelmeyi kararlaştırdıkları açıklandı.

Liderler, Lokmacı Kapısı'nın da teknik olarak mümkün olan en kısa sürede açılması için uzlaşmaya vardılar. Aynı şekilde Yeşilırmak ve diğer geçiş noktalarının da en kısa zamanda açılması konusu gündeme alınacak. Zirve toplantısının ardından açıklama yapan iki lider, mümkün olan en kısa zamanda çözüm olması için çalışacaklarını vurguladılar.

Elbette ki, daha ilk toplantıda gözle görülür, elle tutulur bir sonuç beklemek, safdillik olurdu. Çünkü ilk görüşme ve atılan adım, daha çok ilgili tarafların birbirlerini yoklamalarına yöneliktir. Soruna bakış açısı önemlidir. Yeni bir vizyon sahibi olunup olunmadığı, siyasi erk bulunup bulunmadığı önemlidir.

Atılan adım iyi bir başlangıçtır ve desteklenmelidir. Zorluklara rağmen bu diyaloğun aksamadan sürmesi gerektiği inancındayız.

Müzakerelerde, illa ki '8 Temmuz Anlaşması' veya 'Annan Planı'na hapsolmak diye bir şey de söz konusu değildir. Daha önemlisi iyi niyettir ve uzun soluklu sürecin sonunda, her iki tarafın da tatmin olabileceği bir uzlaşıya varabilmektir.

Kıbrıs'ta iki taraf arasında görüş ayrılıkları olabilir. Bu da gayet doğaldır. Ancak ortada istek, arzu ve siyasi irade olduktan sonra başarıya ulaşmamak için bir neden yoktur. Ada'daki çözümsüzlükten mağdur olan tarafın, Kıbrıs Türk tarafı olduğu gerçeğinden hareketle, Hristofyas'ın bir yerde kendisini Talat'ın yerine, Talat'ın da Hristofyas'ın yerine koyarak, çözüm arayışlarını sürdürmeleri gerekmektedir.

Ancak kabul etmek gerekir ki, Hristofyas'ın da, Talat'ın da işi kolay değildir!..

Açık konuşmak gerekirse, şu anda iki tarafta da 24 Nisan 2004 öncesi çözüm umutlarında esen rüzgar da yoktur. Halkların beklentileri daha alt düzeydedir. Özellikle de Kıbrıs Türk halkı, görevini yerine getirmesine rağmen, mükafatını alamamanın sıkıntısı ve burukluğu içindedir. Bir 'bezmişlik' hakimdir. Siyasi eşitlik dikkate alınarak, yeni bir devlet anlayışında Rum tarafının paylaşım niyetinde olup olmadığını öğrenmek istemektedir.

Hristofyas, geçen günkü bir demecinde 'işleyebilir' bir anlaşmadan yana olduklarını söylemiş ve 1960 Anlaşmalarının işleyebilir olmadığından ötürü sorunlar yaşandığını öne sürmüştü.

Kesinlikle doğru değildir. Hristofyas bu noktada doğruyu söylememekte ve tarihten ders almamış gibi bir davranış sergilemekte, yanlış imaj yaratmaya çalışmaktadır.

Doğrusunu biz söyleyelim.

Kıbrıs Rum toplumu adına anlaşmaya imza atan zamanın Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, daha anlaşmanın altındaki imzasının mürekkebi kurumadan adaya dönüşünde, Kıbrıs Rum halkına hitap ederken, hedeflerinin ENOSİS olduğunu söylemiş, 1960 Anlaşması'nın, bu hedefe giden yolda bir 'sıçrama tahtası' olduğunu beyan etmişti.

Aradan iki yıl geçtikten sonra da, Türk tarafına verilen hakların fazla olduğu iddia edilerek, bu hakları törpüleyen ve Anayasa'da değişiklik öngören 13 maddelik metni Türk tarafı ile Ankara ve diğer ilgili devletler olan Yunanistan ve İngiltere'ye sunmuştu.

Ondan sonrası malum... "Madem kabul etmediniz, biz de silah zoruyla kabul ettiririz" mantığıyla hareket edilmiş ve ortak devlet, ne yazık ki ortadan kaldırılmıştı...

Hristofyas, bunları açıklamaktan niye kaçınıyor, niye tarihi gerçekleri saptırmaya ve yanlış mesajlar vermeye çalışıyor?..

Her neyse; amacımız Hristofyas'ı suçlamak veya kötülemek değildir. Tüm bunlar artık gerilerde kalmış ve yeni bir süreç başlamıştır. O günlerden bu yana köprülerin altından çok sular geçmiştir. Ada'nın içinde bulunduğu koşullar değişmiş, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkiler gelişmiş, Kıbrıs Türk ve Rum insanı yeni deneyimler kazanmıştır. Nihayet dünya görüşü değişmiştir. Bunları değerlendirmek ve meseleye daha geniş açıdan bakarak, mesafe almak gerekmektedir.

Gidilecek yol, elbette 'Amerikan asfaltı' değildir. Ne de 'dikensiz gül bahçesi!' Dikenlidir ve çeşitli engeller ve manialardan geçilecektir. Ancak 'gülü seven dikenine katlanır' misali, tarafların tüm çabalarını bir uzlaşıya odaklamaları zarureti vardır.

Bundan hiç kimsenin kuşku duymaması gerek. Nitekim iki lider de, mümkün olan en kısa zamanda çözüm olması için çalışacaklarını dile getirmişlerdir. Bu, Talat ve Hristofyas'ın kamuoyu önünde vermiş oldukları sözdür.

Bu arada uluslararası toplumun da Talat ve Hristofyas'tan beklentileri vardır. "Bu kez bu işi bitirin" anlamında mesajlar vermektedirler.

'Bitirin' demesi kolay da, nasıl?..

Öncelikle Kıbrıs Türk ve Rum halkının tatmin olması gerek. Sonra da Türkiye ve Yunanistan'ın. Onların ardından da uluslararası toplumun...

Uluslararası toplum dediğiniz, sonuçta kimin kazandığı, kimin mağdur edildiğine bakmaz. Onlar için 'çözüm olsun da, nasıl olursa olsun' mantığı geçerlidir. Ancak böyle bir anlayış, ne Türk tarafı için geçerlidir, ne de Rum tarafı için!..

Örneğin, siyasi eşitliğe dayanmayan ve haklarımızı 1960 Anlaşmalarından da geriye götüren bir uzlaşma, Kıbrıs Türk tarafı için geçerli olabilir mi?.. Daha bunun gibi nice maddeler vardır. Aynı şekilde Rumların da haklı istekleri vardır ve bu isteklerden geri adım atmaları kolay değildir.

Önemli olan, iyi niyet, inanç ve kararlılıkla, çoğu kez 'son şans' diye nitelenen bu yolda yürüyerek ortak bir noktada buluşmaktır. İlerleyen süreçte acı ve yakıcı da olsa, bazı adımlar atmak zorundasınız. Bu durumlar, hazımsızlıklara neden olabilir. Ama önemli olan hazmedebilmektir. Gerek Talat, gerekse Hristofyas için de geçerli olan hazım olayı, Kıbrıs sorununun esasını teşkil etmektedir.

Bir kez daha liderlere kolay gelsin diyoruz...

   362 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: Egemenliğini kat'iyyen verme. Verdin mi, geri alamazsın!..
03 Temmuz 2008, Perşembe   Hem siyaset, hem de park yeri konularında Rum'dan biraz ders alınız!..
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Oyuna gelmeyelim!..
01 Temmuz 2008, Salı   Talat-Hristofyas görüşmesi ve İngiliz Memorandumu...
30 Haziran 2008, Pazartesi   Yunan suyu geldi, Türk suyundan ne haber?..
28 Haziran 2008, Cumartesi   Festivaller ve düşündürdükleri...
26 Haziran 2008, Perşembe   Yokluklardan geçen ülke insanı olmak...
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nüfusun yüzde 25'i davalıkmış! Ya; yargısız infazları da saysak...
24 Haziran 2008, Salı   Müşavirlere yönelik 'psikolojik taciz' nereye varacak?..
23 Haziran 2008, Pazartesi   Milli Takım'daki kararlılık, Tursan ve Ahmet N. Özkan



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital