|
Böyle bir Pazar günü de siyaset yazılır mı?.. Vatandaşın zaten içi dışı politika oluverdi, biz de üstüne tuz biber eklemeyelim diyoruz, ama olmuyor.
Yine de paçamızı kurtaramıyoruz şu kör olası politikadan!..
Her ne kadar vatandaşın derdi, 'seçim' değil de, 'geçim derdi' ise...
Birkaç günden beri bir toz bulutudur kapladı adayı. O denli ki, Lefkoşa-Mağusa yolunda giderken sis perdesi sanırsınız. Bir kabus gibi çöküverdi!..
Bunu silebilecek, ortadan kaldırabilecek tek çare yağmur. Ancak ondan da eser yok!..
Çiftçinin, hayvancının, üreticinin yüzü havada. Yağmur duasına çıkmış gibi avuçlarını açmış, dua ediyorlar.
Bulutlar ise o kadar nazlı ki, ne duadan anlıyor, ne de pohpohlamadan!.. Bildiğini okuyor. Ada halklarını cezalandırıyor gibi bir tavır içinde.
Başka ülkelerde kar kış, seller ortalığı götürürken, nedir bizim bu çektiğimiz?.. Bu kadar mı günah işledik?.. Yoksa, 'kurunun yanında yaş da yanar' misali, biz de mi fatura ödemek durumunda kalıyoruz?..
Gene de halimize şükretmek gerek. Hani derler ya, beterin de beteri var...
X X X
Gelelim Talat-Hristofyas görüşmesine...
İçtikleri kahveye afiyet olsun da, görüşmeden sonra yayınlanan bildiride pek de tatmin edici bir şey yok. Lastik misali nereye çekersen, oraya gidiyor.
Ancak gene de sorunun çözümüne yönelik bir kararlılık vurgulanıyor ya...
Bu arada Halk Partisi Genel Başkanı Raşit Pertev'in açıklamalarına kulak kabartacak olursak, galiba da oyuna geliyoruz.
Pertev, altında Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi eski başkanı Tasos Papadopulos'un imzaları bulunan 8 Temmuz Anlaşması'nın, deyim yerindeyse Türk tarafına atılan bir 'kazık' olduğunu söylüyor ve 21 Mart mutabakatıyla, 8 Temmuz sürecinin teyid edildiğini savunuyor.
"Yani biz bir yerde Hristofyas'ın da ısrarla üzerinde durduğu 8 Temmuz Anlaşması'nı kabul etmek durumunda kaldık" diyor Raşit Pertev.
Daha da önemlisi, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Kıbrıs'a göndereceği Lyn Presco başkanlığındaki heyetin de devre dışı bırakıldığını ifade ediyor Sn. Raşit Pertev. Dün akşam Kıbrıs TV'de Gökhan Altıner'in sorularını yanıtlayan Raşit Pertev, bu durumda Presco'ya yapacak iş kalmadığını, Kıbrıs'a kahve içmeye geleceğini öne sürdü.
"8 Temmuz Süreci' bir hataydı ve bu hata 21 Mart'ta da yinelendi. Anladığımız kadarıyla Talat bu misyonda yalnızdır ve yeterince de bilgilendirilmemektedir" diyen Pertev, şimdiki durumda Rum tarafının satrançta 3 adım önde gittiğini de kaydetti.
Öyle anlaşılıyor ki, 21 Mart mutabakatı, bugünden başlayarak daha çok sorgulanacak. Bir yerde BM devre dışı mı bırakılıyor ve sessiz sedasız AB zeminine mi sürükleniyoruz gibi sorular da akla gelmiyor değil. Bu konuda kaygı duyanlara da hak vermemek elden gelmiyor. Bir Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla görüşmelere ivme kazandırılabilir, fakat sonuç?..
Deneyimli bir bürokrat ve müzakereci olarak bilinen Raşit Pertev'in gözlemlerine kulak vermek ve bazı hususları göz ardı etmemek gerektiği inancındayız.
Bu durumda siyasi partiler başta olmak üzere; sivil toplum örgütleri acaba ne düşünüyorlar?.. Karşı taraf bu konuda iktidarıyla muhalefetiyle tek ses verirken, bizde bir dağınıklık olduğu gerçeğini kimse inkar edemez.
Her kafadan bir ses çıkıyor adeta.
Raşit Pertev'in söylediklerinde gerçek payı yok değildir. Talat yalnız bırakılmıştır. Cumhurbaşkanına gerekli destek ve taktik verilmelidir. Başlangıçtan beri vurguladığımız bir husus vardır ki, o da Talat'ın 'Kurtlar sofrasında' oturduğudur.
Bu aşamada KKTC'deki dağınıklığı ortadan kaldırabilmek için Güney'deki gibi bir 'Ulusal Konsey' oluşturulamaz mı?.. Bunu başarmaktan aciz miyiz?.. Nasıl ki Hristofyas'ın arkasında iktidarıyla muhalefetiyle bir 'Ulusal Konsey' vardır, Talat'ın da öncülük yaparak, benzeri bir oluşumu gerçekleştirmesi en akılcı bir yöntemdir.
Bunun için de zaman henüz geçmiş değildir. Çünkü hepimiz de aynı geminin içinde bulunuyoruz. Gemi kaptanına yardımcı olmak için tarihi görev ve sorumluluk hepimizindir. Yoksa, gemi su almaya başlarsa, o zaman da iş işten geçmiş olacaktır!..
|