|
Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden düzenlenen ve yepyeni bir çehreyle açılan Lefkoşa Çağlayan
Parkı'nın, bölgeye yeni bir soluk getireceğine kuşku yoktur. Törene bölge halkının yakın ilgi göstermesi ve zaman zaman izdiham yaşanması da gayet doğaldır.
Çünkü; Çağlayan bölgesi, toplumlararası çatışmaların başladığı 21 Aralık 1963 sonrası, uzun yıllar ihmale uğramış, daha önceki canlılığını yitirmişti.
Merhum Hüseyin Çağlayan'ın kurucusu ve sahibi olduğu, soyadını da taşıyan Çağlayan Bar ve Restorant, değil Lefkoşa'nın, fakat tüm adanın en cazip eğlence yerlerinden biriydi. Başta İspanya olmak üzere; Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden getirilen revü kızlarının programları nedeniyle çok büyük rağbet görmekteydi. Diyebilirim ki, çoğu zaman Rum müşterileri Türklerden daha fazlaydı.
Tanınmış sanatçılarımızdan Ertan Galip'in babası Galip Usta, Hüseyin Çağlayan'la kader arkadaşı idi ve yıllarca orada garsonluk yapmıştı.
Yeşim Salkım'ın babası Dursun Salkım'ın programında yer yerinden oynamış ve ilk kez 'Kadınlar Matinesi'
düzenlenmiş, Hüseyin Kanatlı da sunuculuk yapmıştı. Daha neler geldi geçti o meşhur Çağlayan'dan!..
Şu anda Adana'da ölüm kalım mücadelesi veren ve geçen gün Seyhan ve Ceyhan'da kendisine destek amacıyla konserler düzenlenen ünlü sanatçı Kurtuluş da uzun süre Çağlayan'da sahneye çıkanlardandı.
Yazıyı döşerken, Bilbay Eminoğlu hatırlattı. Hüseyin Çağlayan'ın öyle şahane bir patates kebabı vardı ki, onu yemek için Rum aileler ta Limasol'dan kalkıp gelirlerdi. Etten çok patatese yumulurlardı. O lezzeti nasıl yarattığını kimseye söylemedi ve kendisiyle birlikte öteki dünyaya sır olarak götürdü.
Çağlayan Parkı'na paralel yol üzerinde bulunan açık hava sinemaları dolup dolup boşalırdı. Halk Sineması, Taksim Sineması, Beyrut Sineması, (sonradan ismi İstanbul olmuştu) Çiçek Sineması hep aynı bölgedeydi. Sinemalardaki filmlerin reklamlarını gayet güzel Türkçe bilen 'Avrayimi' isimli kırmızıca yüzlü Rum yapar, örneğin 'Halk Sineması'nda bu akşam iki film birden...' diye anonslar yapar, gelip geçenlere de oynayacak olan filmlerin broşürlerini tutuştururdu...
Girne Kapısı'ndan başlayarak, Yusuf Kaptan Sahası ve Çağlayan Parkı'na, Gençlik Gücü'ne kadar olan yol güzergâhında özellikle evlenme çağındaki kızlar aileleriyle birlikte volta çeker, genç erkekler de gruplar halinde gezerlerdi.
Diyebiliriz ki, Çağlayan bölgesi nice evliliklerin temel taşını oluşturmuştu. Birbirlerini beğenen çiftler, sonraları kendilerini nikah masasında buluyorlardı.
Çağlayan'ın tarihi anlatmakla bitmez ki!.. Şimdiki çalıştırıcısı Ahmet Usta da bu konuda gerekli özeni göstermek için yoğun bir tempoda çalışmalarını sürdürüyor.
Kapılar açıldıktan sonra Türk tanıdık ve dostlarıyla karşılaşan orta yaş ve üzeri Rumların ilk sordukları ve merak ettikleri arasında Çetinkaya, Defteralı ve Çağlayan vardır.
Şimdi Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla 'Ankara Çağlayan Parkı'nın bölge halkının hizmetine sunulması, özelde bölgeye, genelde başkente ayrı bir canlılık kazandıracaktır. İçişleri Bakanı Özkan Murat'ın da deyişiyle Park, en kötü günlerde Lefkoşalının nefesi ve neşesi olmuştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları ile geçen kasım ayında yaptığı görüşmede, Lefkoşa'da bir park yapılması ve Ankara Günleri'nin kutlanması konusunda birbirlerine söz verdiklerini söyledi, "Parkın 21 günde inşasını bitirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu bir rekordur" dedi.
Bulutoğluları da göreve gelmeden önce yapacağını söylediği şeyler için 'delilik' dendiğine işaret ederek, "işte bu işlerin nasıl yapıldığını 21 günde gösterdim. Daha da güzel şeyleri yakında göstereceğim" dedi. Cemal Başkan, Park'ın isminin değiştirilmesi nedeniyle protesto gösterisi yapanları da eleştirerek, "Atina mı koyacaktık parkın ismini? Anavatan yanımızda olduğu sürece bu parkın ismi Ankara Çağlayan Parkı olacak. Güçleri varsa bunu tersine çevirsinler" şeklinde konuştu.
Evet; bugün de sütunumuzu Ankara Çağlayan Parkı'na hasretmiş bulunuyoruz. Surların hemen yanında, uzun yıllar kaderine terk edilmiş bölgede bulunan parkın yenilenmesi ve yeniden yaşam bulmasıyla, yörenin güzelliklerine yenilerinin ekleneceğine şüphe yoktur. Anibal'dan Gençlik Gücü'ne kadar uzanan parkın yeşilliğinin titizlikle korunarak, bir dinlence merkezi olmaması için de bir neden yoktur.
Çocuklar ve gençler için eğlence, büyükler için de dinlenme, yorgunluk atma ve aynı zamanda nostalji yaşama açısından Başkent Lefkoşa'ya kazandırılan bu eserin benzerlerinin, diğer kentlerimizde de yapılacağını bizzat Melih Gökçek'in ağzından duymak büyük bir mutluluk vesilesidir.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'ten her konuda alınacak çok dersler vardır. İlişkilerin daha da geliştirilmesiyle, KKTC'ye yapılacak katkılardan sadece belediyelerimiz değil, fakat halkımız da yararlanacaktır. Nice çileler çekmiş olan bu halk, Ankara Çağlayan Parkı gibi daha nicelerine layıktır.
Bu duygularla parkın Lefkoşa halkına hayırlı olmasını dileriz.
|