Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine ölümlü trafik kazası
Lefkoşa'da korkutan yangın
KTOEÖS, pazartesi günü greve gidiyor
Tali yoldan anayola çıktı, kaza yaptı
Gidişattan umutluyum

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Yonca kavşağı pislikten ve bakımsızlıktan geçilmiyor [3]

Su konusunda ne fırsatlar yitirdik!..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Adanın ihtiyacı olan su konusunda bu güne kadar çok yazdık, yazmaya da devam ediyoruz. Geçen gün de Özcanhan ve Başaran Düzgün değinmişlerdi konuya. Ne yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini ortaya koyarak, önerilerde bulunmuşlardı.

Uzun yıllardan beri Kıbrıs'ta ilk kez yaşanmakta olan böylesi kuraklığın, çok şeyi, hatta geleceğimizi olumsuz yönde etkileyeceğine kuşku yoktur. Yalnız Kuzey'deki Türkleri değil, Güney'de yaşayan Rumları da!.. Çünkü doğa, insan ayırımı yapmaz.

Küresel ısınmadan dolayı başımıza gelecekler, geçen yıldan belliydi. Böyle olmasına rağmen ne yapıldı?.. Bir kriz masası bile oluşturulabildi mi?..

Oturduk, oturduğumuz yerde. Çakılıp kaldık koltuklara... Ivır zıvır işlerle zaman harcadık. Örneğin yaz-boz tahtasına dönüşen çalışma saatleriyle uğraştık, Lokmacı'da ahkam kestik. Merdiven diktik, merdiven yıktık. Halbuki çok daha önemli sorunlar vardı halledilmesi gereken.

Adanın her iki kesiminde de barajlar kurur, su kaynakları hızla tükenirken, Kıbrıs insanı için tehlike çanları durmaksızın çalmaya devam ediyor. Geçen gün bir arkadaş, Gönyeli Barajı'nda bulunan balıkların iskeletlerini gördüğünde, fena halde moralinin bozulduğunu ve ağlamaklı olduğunu söylemişti.

Rum yönetimi, gelinen noktada başını iki elinin arasına almış, derin derin düşünüyor ve kuraklıkla susuzluğa nasıl çare bulunacağı konusunda yöntemler geliştiriyor. Hatta Yunanistan'dan, Lübnan'dan su getirmeyi dahi tasarlıyor, ama ölçüp tarttıktan sonra başka alternatifler üzerinde duruyor. Rum eski Tarım Bakanı, "keşke adada barış olsaydı da, barış suyuna kavuşabilseydik" diyerek, iç çekiyor, hem de işin istismarına gidiyor. Adaya su getirtmek, illa ki bir çözüme, bir uzlaşmaya mı bağlıdır?.. Çözüm olmadan da su getirilemez miydi?..

Gerçek olan, bu koşullarda bizde ilgililer hareketsiz kalırken, giderek artan kaygılar karşısında Rum yönetiminin konuya odaklanmış olmasıdır.

Az daha "eğer İsrail su konusunda ısrarlı olsa ve diretseydi, Batı'nın muhalefetine rağmen bu adaya su gelecek ve ambargolar da bir yerde kalkmış veya delinmiş olacaktı" diye yazacaktım ki, işi bir de erbabına sorayım dedim. İyi ki sormuşum. Meğer bütün suç bizdeymiş!.. Yani gelmiş geçmiş hükümetlerde.

İsrail, bu amaç için 450 milyon kredi bulmuş ve Türkiye'den KKTC'ye, oradan da İsrail'e deniz altından borularla su nakli olayına oldukça sıcak bakmış... Hatta İsrail'de su işlerinden sorumlu 'Tahal' adlı kuruluşun başında da emekli General Bengal bulunuyormuş...

Su, Manavgat'tan Teke adacığına pompalanacak, oradan da borularla Kuzey Kıbrıs'a getirilecekti. Bu konuda uzman olan Kanada, İtalya ve Norveç firmaları da bir-iki ay içinde boruları döşeyeceklerdi. Tatlısu (Akatu) yöresinde, Kumköy'de olduğu gibi, büyük havuzlar yapılacak ve İsrail'e su buradan sevk edilecekti.

Gel gör ki, bizim hükümetler işin üzerine yatırken, her zaman olduğu gibi sıcağı sıcağına karar üretemediler.

Bunun üzerine İsrailliler de, "biz ciddiyet isteriz" diyerek, projeden vazgeçtiler.

O günlerde Türkiye ne düşünüyordu veya Alarko şirketi hazır mıydı gibi detaylara girmek istemiyoruz. Elbette bazı baskılara muhatap olunabilir, ama sonuçta, "bugüne kadar KKTC ne istedi de olmadı?" sorusunu sormak gerekmez mi?..

Konuyu ve de olayın İsrail ayağını çok iyi bilen, aylarca bu konuda çalışmalar yapan arkadaşımızın, belki bir mahzuru yok, ancak ismini zikretmek istemiyorum. Ne de o günlerde görevde olan koalisyon hükümetini!..

Dev bir proje olan GAP'ı yaratan Türkiye, su olayını hayda hayda başarabilirdi. Rusya'dan 2800 kilometrelik doğal gaz boru hattının kısa sürede kurulmasını sağlayanlar, bunu mu başaramazdı?..

Dedik ya; öncelikle buradakilerin talebi, ısrarı ve diretmesi gerekirdi. Nitekim 20 Temmuz Barış Harekatı da, Kıbrıs Türk halkının azmi, kararlılığı ve direnmesi sonucu gerçekleşmedi mi?..

Kanada, İtalya ve Norveç'in bu sahada uzman ekiplere sahip olduğunu da biliyoruz. Gelip gördüler ve 70 kilometrelik boruyu bir-iki ay içinde yapabilecekleri raporunu verdiler.

Eğer o 'Barış Suyu' bu adaya gelmiş olsaydı, belki de bir uzlaşmaya daha kolay varılabilir, Kıbrıs'ta barış içinde iyi komşular olarak yaşama kaderini paylaşanlar, sudan ortaklaşa yararlanabilirlerdi. Kuraklığın, felaket derecesine vardığı ve her geçen gün boyutlarının daha bir ciddiyetle görülmekte olduğu adamızda, bakanlık yapmış olan Rumlar bile artık gerçeği itiraf etmekte ve mesafeler de dikkate alındığında, tek seçeneğin Türkiye'den su getirilmesi olduğunu kabul etmektedirler.

Küresel ısınma veya kuraklık dediğiniz, sınır tanımaz. Ormanlar dahil, tüm canlıları tehdit eder, olumsuz koşullara neden olur. Karamsar olmak istemiyoruz, ancak durumun yürekler acısı olduğu gerçeği de inkâr edilemez. Anamur'da Dragon çayı, bu arada Manavgat Şelalesi gürül gürül denize akarken, bizim burada su diye sancı çekmemiz affedilebilir mi?..

Kıbrıs sorununu şu veya bu şekilde halledip de, 'olsun da nasıl olursa olsun' biçiminde bir çözüm düşleyenler, esasında zamanında kendi yaptıkları hata ve yanlışlıkları bu şekilde örtbas etmek isteyenler de bu konuda ellerini taşın altına koymak durumundadırlar. Nihayet çözüm, eninde sonunda bulunabilir de; kuraklıktan, susuzluktan yanıp kavrulan bir ülkeyi çözüm bile kurtaramaz!..

Bu gerçekler ışığında KKTC yetkililerinin de işi artık ciddiye almaları ve eski alışkanlıklardan olan umursamazlık politikasını bir yana bırakmaları gerekir. Halkımızın beklentileri bu yöndedir!..

   258 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Mayıs 2008, Cuma   Kalkınma Bankası'ndan ördeklere para yok mu?
08 Mayıs 2008, Perşembe   Talat, Anastasiadis'le görüşmesinde Türk ilkokulu konusunu açacak mı?..
07 Mayıs 2008, Çarşamba   Yeni süreçte Türkiye'nin tavrı...
02 Mayıs 2008, Cuma   Otoparklar, kentin nefes borusudur!..
01 Mayıs 2008, Perşembe   Yine su meselesi...
30 Nisan 2008, Çarşamba   Mal mülk konusunda yapılmayanlar ve yapılması gerekenler...
28 Nisan 2008, Pazartesi   Sporsuz gündem olur mu?
26 Nisan 2008, Cumartesi   Eski eserlerde vizyon olsaydı, bunca viranelik yaşanmazdı!..
25 Nisan 2008, Cuma   "Kırmızı çizgiler" açıklanırken, geriye ne kaldı ki!..
21 Nisan 2008, Pazartesi   Sağlığı etkileyici bilinçli ve bilinçsiz işler...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2460 1,2600
1 STERLİN 2,5000 2,5260
1 EURO 1,9300 1,9500



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

YENİ BİR YER ALTI ÖRGÜTÜNE İHTİYACIMIZ VAR...

Hasan Hastürer

Dev-İş Genel Başkanı Mehmet Seyis'in m...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Akay Cemal

Kalkınma Bankası'ndan ördeklere para y...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

Bir zamanlar Lefkoşa'nın elektrik fabr...

Necdet Ergün

Ne kadar ekmek, o kadar köfte

Dilek ÇETEREİSİ

Tokel: LAÜ'de hocaların peşinde dedekt...

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Kuzey Kıbrıs'ta Elektro Manyetik Kirli...

Aysu Basri

NEDEN KANSER OLUYORUZ Kİ?

Sevilay SADIKOĞLU

Zaman...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Dr. İsmail KEMAL

Barroso'ya hatırlatmalar

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Oğuz Metiner

ANA BORCU

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

"Sessizlik öncesi fırtına" mı?

Bener HAKERİ

Dünden bugüne Kıbrıs'ta su, çalışmalar...

Ata ATUN

DENİZ SUYUNU ARITMA BENİ KORKUTUYOR

Mehmet RATİP

Büyük Öteki: Köylü ve Cindy seviştikten so...

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

Edebiyyat Valide Köyde!

Cumhur DELİCEIRMAK

İstemez vaad etmeyin cenneti bize dünya ce...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital