|
Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında 21 Mart mutabakatı çerçevesinde başlayacak olan müzakereler, çeşitli yorumlar ve değerlendirmelere tabi tutuluyor.
Kimileri kuşku ve endişe belirtiyor, kimileri de çalmadan oynuyor.
Başta BM olmak üzere; AB, ABD, İngiltere ve ötekiler görüşmelerin yeniden başlamasından dolayı memnuniyetlerini belirtiyorlar.
Hatta Rusya, Almanya, Fransa da benzeri duyguları dile getiriyorlar. Kıbrıs sorununun ne olduğundan habersiz AB Dönem Başkanı Slovenya bile, Lokmacı Kapısı'nın açılacak olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etme gereksinimi duyuyor.
Aslında bunlar, güzel ve hoş şeylerdir. Bir yerde görüşmecilerin arkasını sıvazlarlar, destek beyan ederler ve beklentiye girerler. Bu yöntemi beklentiye girmeden iş ola yapan ülkeler de yok değildir!..
Bunlar yaşanırken, tabii ki bugünlerde gözde olan, ilginin odak noktasını oluşturan yine Rauf Denktaş.
Dün akşam Kıbrıs TV'de ve Kanal T'de ekranlara çıkan Denktaş, olup bitenleri ve olabilecekleri öyle bir anlattı ki, akıllara durgunluk verir.
Kendi ofisinde dün Denktaş'la bir saat kadar çok samimi bir sohbette bulunduk ve bunları ekrana da, dolayısıyla izleyiciye, halka da yansıttık.
Talat ve Hristofyas'ın açıklamalarından sonra gofa gelen şimdiki Genel Sekreter Ban Ki-Moon'u 'dünyasından
habersiz' olarak niteleyen Denktaş, "Şu Kıbrıs meselesi kaç Genel Sekreter yemedi ki!" diyor ve başlıyor saymaya: U'Thant, Kurt Waldheim, Perez de Cuellar, Butros Gali, Kofi Annan v.s diyor Kıbrıs meselesinin ahla vahla, maşallah ve inşallahla halledilemeyeceğini kaydetti.
ABD ve AB'nin müzakere sürecine ilişkin tavırlarını da eleştiren Denktaş, şunları da ekledi: "Taraflara kesinlikle eşit davranmıyorlar. Annan Planı'ndan da gerilere gitmemizi ve Rumların istekleri doğrultusunda uzlaşma sağlamamızı istiyorlar. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Bryza'nın ağzından çıkanı kulağı duyması lazım. Beri yandan KKTC makamları ile görüşmeye gelenler, odada bayrak, sancak görmek istemiyormuş. Bizi tanımayan ve Kıbrıs'ı bir bütün olarak değil, fakat yarısını üye olarak alan bu AB yetkilileri karşısında bu kadar eğilip bükülmeye ne gerek var?.. Eğilip bükülmesi gereken varsa, o da Rum tarafıdır. Çünkü kendilerini haksız ve uluslararası anlaşmalara aykırı bir şekilde üye kabul ettiler, ödüllendirdiler."
Bu arada Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a 'baba nasihatı'nda bulunan ve görüş beyan eden Denktaş'a kulak verirken, şunlar dile getiriliyor:
"Talat'ın etrafındaki kişilerle bu iş yürümez. Ben, Talat'tan daha geri zekalı değilim. Buradan ve Türkiye'den en uzman kişileri alarak müzakerelere katıldım. Halihazırda burada da Kıbrıs sorununu çok iyi bilenler vardır ve bunlardan yararlanmak gerek. Arkanızı okşamaya, sıvazlamaya da ihtiyacınız yoktur. Çünkü siz şu veya bu ülkenin değil, öncelikle bu halkın haklarını savunmak için orada varsınız. Bu sizin hakkınızdır. Oyuna getirmek için sizi pohpohlayabilirler. Sizi bir yerlere girmeye mecbur ederlerse, içinden çıkamayabilirsiniz. Sanırım Sn. Talat bunları dikkate almaktadır. Son yapılan anketlerde Kıbrıs Türk halkının yüzde 60'dan fazlasının ne istediği açıkça ortaya konulmuştur. Talat da onları temsil ettiğine göre, masada nelerin pazarlık konusu edileceğini, nelerin edilemeyeceğini bilmesi gerek."
Koyu sohbet esnasında Denktaş, toprak üzerine de ilginç bir anısını anlattı ve şöyle dedi:
"Zamanın Rum lideri Spiros Kiprianu ile görüşmeler sürerken, Genel Sekreter bana geldi ve dedi ki: Sn. Denktaş, bir konuda çok sıkıntılıyım, ne olur bu sıkıntıdan beni kurtar. Nedir bu sıkıntı diye sorduğumda, Genel Sekreter'ın yanıtı şu olmuştu: Kiprianu, Türklere kalacak toprağın fazlalığından rahatsız. Yani yüzde 30'dan aşağıya inmek mümkün değil mi?.. Ben de bunun üzerine 'bir kağıt getirin' dedim ve kağıdın üzerine yüzde 29+ yazdım. Yalnız Genel Sekreter değil, aynı zamanda ABD, İngiltere ve öteki ülkelerin diplomatları zevkten dört köşe olmuşlar, beni göklere çıkararak, 'Denktaş, devlet adamlığı yaptı' demişlerdi.
Kiprianu, bu öneriyi aldıktan sonra Lefkoşa ve Atina'ya gitmiş, ben de boşu boşuna on gün New York'ta beklemiştim. Sonuç mu, yine kabul etmediler!.."
Evet; Kıbrıs meselesi yeni bir müzakere sürecine girerken, daha çok KKTC'nin 1'nci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görüşlerine yer verdik bugünkü sütunumuzda. Çok samimi ve dobra konuştu Denktaş.
Nihayet kırk yıl Kıbrıs davası ile haşir neşir olmuş, sorunu gayet iyi bilen, kurnaz bir devlet adamı ve hukukçu olması hasebiyle özellikle bugünlerde görüş ve düşüncelerine ihtiyaç duymamak elde değil.
Nihayet Kıbrıs meselesinde ömür törpülemiş, Makarios'la, Kiprianu ile, Kliridis, Vasiliu ve Papadopulos'la müzakere masasına oturmuş olan Denktaş'ın deneyimlerinden yararlanmak, onun da müzakerecilere bilgi aktarımı yapmasına olanak sağlamak gerek diye düşünüyoruz.
Daha önce de işaret ettiğimiz gibi, Hristofyas'lı, Yakovu'lu Rum müzakereciler karşısında çok dikkatli davranmak ve oyuna gelmemek lazım.
Aksi halde bu halk affetmez!..
|