|
Kimi hayvan açlıktan, kimi de kurşundan ölür!..
Ne garip değil mi?..
Hayvan Üreticileri Birliği'nin geçen gün Meclis önünde yaptığı eylemde, üzerinde 'Hayvanlar Açlıktan Ölüyor' yazılı pankart, bir gerçeğin ifadesiydi. Hükümet edenlere bir uyarı niteliğindeydi.
Bu konuda hayvan üreticisine hak vermemek mümkün değil. Hele de o hayvancı, Mesarya bölgesinden ise, hapı yutmuş demektir.
Şimdiye kadar görülmemiş bir kuraklığın yaşandığı adamızda, hayvancı 'taşıma su ile değirmenin dönmeyeceğini' aylar öncesinden biliyordu ve ikazını da yapmıştı...
Lefkoşa'dan Mağusa'ya kadar şöyle bir uzandığınızda, doğru dürüst yeşil otun olmadığını görebilirsiniz.
Peki o hayvan ne yiyecek?.. Sahibinin devamlı surette parayla alabileceği yeme can mı dayanır?..
Daha önce de yazdık, bir 'Kriz Masası' kurulmasını önerdik, o da olmadı!..
Hayvancının eyleminde, Meclis bahçesine keçi, koyun ve eşek salıvermişler...
Her nasıl 'salıverme' ise...
Hayvanları, hele de koskocaman eşeği tutup da, demir parmaklıkların üzerinden bahçeye atmak, haklı bir eyleme olumsuzluklar taşıdı, hatta bir yerde gölge de düşürdü. Bir veya birkaç kişinin fikri olabilirdi, ancak 'kurunun yanında yaş da yanar' sözünü unutmamak gerek!..
Lefkoşa Polis Müdürü Pervin Gürler, hayvanlara eziyet etmenin suç olduğunu söylerken, buna kulak asmayanların 'eziyeti' sürdürmesini anlayabilmek kolay değildir.
Kim bilir; zorla aşağıya atılan eşek, neler hissetmiştir?.. Konuşabilseydi, neler anlatacak, kimlere 'çifte' savuracaktı!.. Ya; zavallı hayvanın ayakları kırılsaydı...
Ondan sonra da AB yasalarından söz edilir, uyumdan bahsedilir. Böylesine çirkin davranışlar karşısında ilgili sivil toplum örgütlerinden nasıl bir tepki geldi?..
Gelelim esas konuya. İskele Yurttaş İnisiyatifi'nin Dipkarpaz'daki hür eşeklerin organize bir şekilde katledilmesiyle ilgili açıklaması yürekleri parçalıyor. Örgüt Başkanı Hüseyin Yorgancı, Dipkarpaz ile Apostolos Andreas Manastırı arasındaki bölgede on eşek leşi tesbit ettiklerini, ancak bu sayının aldıkları duyumlar çerçevesinde yüzlerce olduğunu söylemiştir.
Tüyler ürpertici bu vandallık karşısında ne yapılması düşünülmektedir?.. Hükümet bu konuda ne yapmayı tasarlamaktadır, bir planı, programı var mıdır?.. Suçsuz, günahsız bu hayvanlardan hıncını çıkarmak isteyenler kimlerdir, amaçları nedir?.. Kıbrıs'ın simgesi haline gelmiş 'eşekleri' hunharca katledenlerle ilgili olarak polisin elinde ip ucu var mıdır?..
İskele Yurttaş İnisiyatifi'nin açıklaması, ihbar niteliğindedir ve derhal harekete geçilmesi gerekliliğini gündeme getirmektedir.
Acımasızca bu hayvanlara kıyanlarda, zerre kadar değil hayvan sevgisi, insan sevgisi de yoktur!.. "Hayvanları sevmeyen insanları da sevmez" sözü boşuna söylenmiş değildir!..
Barış Harekâtı'ndan bu yana aradan 34 yıl geçmiş olmasına rağmen Karpaz Milli Parkı'nın hala daha bir düzenlemeden yoksun bulunması, acizliğin daniskasıdır. Bölgedeki eşeklerin korumasız kalması konusunda hiçbir mazeret haklı gösterilemez.
Halkımız, 'hayvan avcıları'na karşı gerekli önlemlerin hiç vakit kaybetmeden alınmasını istemektedir. Siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin bu konuda neler düşündüğünü bilmiyoruz. Ancak aylardır marketlerin çalışma saatleri konusunda nefes tüketen, boşa zaman harcayan ve tekrar başladığı yere dönen hükümetin, Kıbrıs'ın simgesini tüketmek isteyenlere karşı seferber olmasını bekliyoruz.
Evet; kimi hayvanlar açlıktan, yem bulamamaktan telef oluyor, kimileri de ateşli silahlarla gaddarca öldürülerek!..
Gerekli önlemler acilen alınmadığı takdirde, ileride tarih de, yeni nesiller de bizi sorgulayacak, lanetle anacaktır. Böylesine doğa harikası, kendine özgü bitki örtüsü ve simge olmuş eşekleri ile bakir bir bölgeyi koruyamayacak kadar acizlik olabilir mi?.. Bu denli güzellik, başka bir ülkenin elinde olsaydı, tek bir hayvanın kılına zarar gelir miydi?.. Onlarca bekçi dikerlerdi sözde 'Karpaz Milli Parkı'nın etrafına... Ama biz ne yaptık, laf üretmekten başka!..
Benzeri değere, nimete sahip nice ülkeler, onlara gözü gibi bakmakta, oralarını 'turist cenneti' haline getirmektedirler.
İşte aradaki fark!..
|