|
Kıbrıs, tarihi günlerinden birini daha yaşadı dün. Bu tarihi unutmamak, bir yere not etmek gerek.
Hükümetlerin kararları ışığında 'Lokmacı Kapısı'nı açmak, Lefkoşa Türk ve Rum Belediye Başkanları Cemal Bulutoğluları ile Eleni Mavru'ya nasip oldu.
Tabii ki, başta BM olmak üzere; AB, ilgili devletlerden Türkiye, Yunanistan, İngiltere, ABD ve ötekiler, bu olay karşısında memnuniyetlerini dile getirdiler.
21 Aralık 1963'ten beri kapalı olan Lokmacı Kapısı'ndan geçerek, Rumların 'Ledra Caddesi', Türklerin de 'Uzunyol' dediği caddede çoğu vatandaş volta atma keyfine nail oldu.
Kapıya adını veren Ermeni lokmacı Kirkor bol bol anıldı, Kapı yanında restoranı olan Mehmet Ali Sinanoğlu da onun yerine gelip geçene lokma dağıttı.
Açılışa Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Temsilcisi Özdil Nami ile Hristofyas'ın danışmanı Yorgo Yakovu, Lefkoşa'nın iki yakasındaki belediye başkanları, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Sphere ve UNDP yöneticisi Titiana Zennaro katıldılar.
Ama Kuzey'e ilk geçen de Rum yönetimi eski başkanlarından, AB nezdindeki Rum Komiseri Yorgo Vasiliu oldu.
Balonlar havaya uçurulurken, davul zurna eşliğinde bir coşku yaşandı Lokmacı'da... Gazeteciler, radyo ve televizyoncular, ajans temsilcileri, karşılıklı geçişleri gerçekleştiren Türk, Rum ve yabancılarla röportaj yapadursun, ilk gün olması nedeniyle izdiham yaşandı.
Küme küme insanlar kendi aralarında sohbete dalarken, Arasta, Bandabuliya, Cemaat Meclisi'nin önü ve diğer yerler insan kalabalığına uğradı. Hele ilk saatler 'ana-baba günü'nü andırıyordu. Birkaç yaşlı Rum, Selimiye Camii'ni (Ayasofya) sorarken, onlara yardımcı oluverdik.
Rum kesimine geçen Türkler gibi, Türk kesimine geçen Rumlar da meraklı, biraz da hayret dolu gözlerle etrafı süzerken, herkes kendine göre bir yorum ve değerlendirme yapmaktan da geri kalmıyordu.
Kimileri, bölgeye bir turizm ofisi kurulması gerektiğini söylerken, kimileri seyyar tuvaletlerden bahsediyor, yan sokaklardaki eski binaların çirkin görüntüden kurtarılması gerektiğini ifade ediyorlardı.
Belediye elinden geleni yapmış, tehlike arzeden binaları güçlendirmiş, az zamanda çok işler başarmıştı.
Nedense renk gelmişti Cemal Başkanın yüzüne. Açılıştan sonra bir grup gazeteci ile sohbet ederken, işin sırrını çözmüştük. Dünyada moda haline gelen, başta beyin olmak üzere; vücuda oksijen veren, muntazam uyku sağlayan bir makineye borçluydu dinçliğini... "Uykusuz geceler, horlamalar, nefes almakta zorlanmalar artık geride kaldı" diyen Bulutoğluları, Rum meslektaşı Eleni Mavru'ya Sarayönü'ne kadar eşlik ederek, kahve ve ceviz macunu ikram etti. Hatta bir de espride bulunarak, "Kapıyı da açtık, bir kaldı çocuk yapmadığımız. Çocuk da yapabiliriz" demekten kendini alamadı. Eleni Mavru bu espri karşısında kahkahalara boğuldu.
Bunlar işin esprileri...
İçişleri Bakanı Özkan Murat ile hükümet erkanı, muhalefet parti başkan ve yetkilileri de hep Lokmacı'daydı dün. Uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış ve kanalizasyon konusunda ortak çalışmalarda bulunmuş olan Mustafa Akıncı ile Lellos Dimitriadis'e de teşekkür eden Bulutoğluları, önemli bir olaya imza atmanın sevincini yaşarken, vatandaşlar da temizlik ve fiyat denetimleri konusunda belediyeye çok iş düştüğünü dile getiriyorlardı.
Yanımıza yaklaşan bir esnaf, "bu dükkânların çoğu Evkaf'a ait ama çoğu da kira ödeyemediklerinden dolayı
davalı. Bugüne kadar sinek sallar veya dükkânlar boş dururken, Evkaf neredeydi, buna bir çare üretilemez miydi?" diye sormak ve dert yanmaktan kendini alamadı.
Lokmacı'da lokma yiyenler olduğu gibi, başka konularda da yakınmalar olmadı değil!.. Burada doğup büyümesine rağmen, elinde KKTC kimliği olmayanlar adeta isyanları oynadı. "Allah aşkına bizim ne suçumuz var, niye bizi de bırakmıyorlar, Karşı taraftan Sri Lanka'lılar, Pontuslular, Laos ve Kamboçyalılar geçerken, bizlerin boynu bükük kalması, insan haklarıyla bağdaşır mı?" şeklinde şikayetler ortaya koydular.
Bu da üzerinde ciddiyetle durulması gereken konulardan biri...
X X X
Evet; dün Kıbrıs'ta ciddi ve önemli bir adım atıldı. Lokmacı Kapısı açılarak, başkentin merkezi yerinde bulunan çarşı da birbirine bağlanmış oldu. İlk saatlerde karşılıklı geçişlerde Türk ve Rumlar, sayı itibarıyla dengeyi korurken, sonraları Rumların geçişlerinde azalma gözlemlendi. Dahası, zaman zaman kapıya dayanan çoğunluğu genç bazı Rumların, ısrarla kimlik göstermeden geçme yöntemine başvurmaları dikkat çekiciydi.
Her şeye karşın atılan adım olumludur. Papadopulos döneminde açılamayan Ledra Caddesi, kimseyi kırmadan, rencide etmeden açılırken, Hristofyas'a bir puan daha sağladı. Uzun bir yolda, daha doğrusu 'Uzunyol' diye bilinen Ledra Caddesi'nde kısa adımlar atıldı.
Bu adımlar, acaba adil ve kalıcı bir barış ve çözümü sağlayabilecek mi, yeterli olacak mı?.. Yoksa; 23 Nisan 2003 yılında diğer kapıların açılması, ancak çözüme giden yolda engellerin aşılamaması gibi bir durumla mı karşı karşıya gelinecektir?..
Pek tabii bunu da zaman gösterecektir. Yeni ortak bir devlet oluşumunda, paylaşımda, siyasi eşitlikte var mılar, yok mular?.. Güven bunalımını aşacaklar mı, yoksa ikide bir Türkiye'nin garantörlüğünden, Türk askeri varlığından şikayet etmeye devam mı edecekler?..
Dedik ya; bunlar müzakere masasında konuşulacak olan hususlardır.
Lokmacı'nın, Ledra Caddesi'nin açılması demek, Kıbrıs sorununun çözümü demek değildir henüz. Önemli olan kafalardaki kapıların açılması ve gerçeklere dayalı bir çözüme doğru iyi niyetli ve istekli adımların atılmasıdır!..
|