Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da
Finalin adı MTG-Yeniboğaziçi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Trafik karmaşasının önüne neden geçilemiyor?..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs'la ilgili gelişmeler, ardından Lokmacı Kapısı'nın açılması derken, dostlarımızın gönderdikleri yazıları da ihmal ettik. Kusura bakmasınlar. Özellikle emekli Trafik Müdürü Özdemir Uzuner ile yine emekli Trafik Müfettişi Hasan Çerkezoğlu dostlarımızın yazılarından söz etmek istiyorum.

Gündem ne denli yoğun olursa olsun, arada bir okuyucudan gelen yazılara da göz atmak gerek. Bugün Sn. Uzuner'in "Trafik karmaşasının önüne neden geçilemiyor?" başlıklı yazısı ile Hasan Çerkezoğlu'nun 'Süratle yitirdiklerimiz" başlıklı yazısını sizlere aktarmak istiyorum. Şöyle diyor Uzuner:

"Uzun bir aradan sonra yine bir şeyler yazmak zorunda bırakıldım. Tenkit etmenin kolay olduğunu bildiğim halde, gelinen şartlar ve bence bilinçli yapılan hatalar beni yine tenkit etmeye zorlamıştır. Kendilerine göre aldıkları önlemlerle trafik karmaşasının daha da karmaşık hale gelmesi, kazalardaki artışların devam etmesi ve ondan sonra tesadüfen 2006 yılına nazaran bir eksik ölümle 2007 senesini kapatmasını başarı kabul edip, bunu övünerek medya vasıtası ile ilan etmeleri beni çileden çıkaran etken olmuştur. Alınan önlemler ise en pahalı önlemler ve cezaların gelişigüzel artırılmasıdır.

Trafikte uzun vadeli çözüm arayışlarının neticesi, ancak bir-bir buçuk yıl sonra isabetli olup olmadığını ortaya koyar. Hiçbir veriye dayanmıyorsa, alınan önlemler sonuçsuz kalır.

Halbuki özellikle trafik konusunda sağlıklı netice alabilmek için, her türlü istatistiki bilgi ve veriler mevcuttur. Bu hususta yıllarını trafiğe çare bulmak için özveri ile çalışan vatanperver insanlar olduğu halde, nedense bunlardan yararlanma gereği duyulmamaktadır.

Yıllardır trafik kazalarının asgariye indirilebilmesi için her türlü medya vasıtası ile kurulmasını önerdiğim tarafsız ve uzman kişilerden oluşacak 'Trafik Kaza Nedenlerini Araştırma Komisyonu' neden hala kurulmadı?..

Bunun maliyeti ise, alındığı iddia edilen önlemlerin maliyetinden çok daha az olacağı gibi, önlenen kaza hasarlarından gidecek kaybımız da daha fazla getiri sağlayacaktır.

Trafik düzenlemesi yapılırken, hem maliyet, hem pratiklik ve hem de kullanılabilirlik yönünden daha uygun olan düzenlemeler yapılmalıdır. 'Ben yaparım olur' zihniyetinden vazgeçmemiz gerekmektedir.

Devlet, yaptığı trafik düzenlemesinin ne kadar yerinde olduğu, trafiği kullananların düzenlemeye riayet edip etmeyeceklerini, edilmediği zaman yanlışlık olup olmadığını araştırmalı ve eğer gerçekten doğru bir düzenleme

ise, o zaman en ağır yaptırımı uygulamalıdır. Ancak yapılan düzenleme, hiçbir veriye dayanmadan yapılmışsa, bu da riayetsizlik doğurur ve zamanla da alışkanlık haline gelir. Nitekim de son zamanlarda bu yaygın hale gelmiştir.

Peki; sürücülerin hiç mi hatası yoktur diye sorulacaksa, bunun yanıtı 'var, hem de pek çoktur" şeklindedir. Araç sürerken, sürücülere tehlikelerin nasıl oluştuğu bilimsel olarak kendilerine izah edildiği halde, yine de cep telefonu ile konuşmaya devam etmektedirler. Özellikle çemberlerde ve kavşaklarda."

SÜRATLE YİTİRDİKLERİMİZ

Hasan Çerkezoğlu da şunları vurgulamaktadır:

"İnsan psikolojisini anlamak çok derin bir bilgi ve araştırma istemektedir. Ancak bunun yanında bireylerle ilgili zahiri bazı gerçekler de bulunmaktadır. Bu gerçeklerden biri de tüketimdir. Kapitalizmin etkisi ile gelişen ve önü alınamayan tüketim çılgınlığıdır. Tabii bu tüketim çılgınlığı kişilerin daha büyük, daha gösterişli ve daha hızlı araçları satın alma isteğini de kapsamaktadır.

Elbette bu taleplerle doğru orantılı olarak otomotiv sektörü de günden güne gelişerek daha hızlı, daha gösterişli, hatta su altında giden araç üretme çılgınlığına kadar ulaşmıştır. Tüm bunlarla birlikte hızlı araç sayılarının artışı da tehlikeleri beraberinde getirmiştir. Bunun sonucunda da her ülkede zorunlu olarak belirli yollara belirli hız limitleri koymak durumu hasıl olmuştur. Pek çok istatistik değerlendirmelerin sonucunda meydana gelen trafik kazalarının genellikle hız sonucunda kontrolün kaybedilmesi ile meydana geldiği saptanmıştır. Böylece kazaları önleyici her tedbir ve önlem, hız artışı ile paralel olarak başarısız olma gerçeğinden kurtulamamıştır. Hızın artışı ile birlikte durma mesafesi de uzamaktadır. Sonuç olarak da öndeki aracı takipte ve aracı zamanında durdurmakta sıkıntılar yaşanmakta ve çarpma şiddeti kuvvetlenmektedir. Satın alınan bir aracın 170-220 km oluşu her ne yaparsak yapalım, aracın hızlı gitmesini engelleyememektedir.

Karayollarının hız kısıtlamaları bu noktada pek bir işe yaramamakta ve çözüm olarak da ülkeye getirilen araçlara hız ve motor gücü sınırlaması acil olarak getirilmelidir. Bunun yanında hayatımızda büyük önemi olan kitle iletişim araçlarını da kullanarak kısa filmler, broşürler, posterler ve radyo yayınları ile bireyler uyarılmalı ve okullarda verilen trafik eğitimi günümüzde artık müfredatın bir parçası olmalıdır.

Ülkemizde 1 Ocak 1996 tarihinde araçların cinsine göre hız sınırlamaları getirilmiş, bu sınırlar salon araçlar için iskan edilmiş bölgeler dışında 100 km olarak belirlenmiştir. Fakat hız sınırlarının nasıl kontrol edileceği konusunda herhangi bir tüzük ya da yönetmelik geliştirilmemiştir.

İstatistiklere bakıldığında ise bu hız sınırlamalarının ölümlü kazaları engellemekte bir yarar sağlamadığı, yaşanan kazalar ve kaybedilen kişi sayılarından her geçen gün artış olduğu bilinmektedir. Ülkemizde 2008 yılında, geride kalan üç ay içinde14 ölümlü kazada 18 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunun yanında yaralanan, ya da sakat kalanların sayısı ise tam olarak bilinmemektedir. Kazaların pek çoğu hızdan dolayı kaybedilen kontrol sonucunda meydana gelmiştir. Tüm bu nedenlerden dolayı sürat kontrollerinin bir tüzükle belirlenerek, bu esaslara göre yapılması gerekmektedir. Aksi halde çok daha kötü sonuçlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır. Herkese kazasız günler dilerim."

   401 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: Egemenliğini kat'iyyen verme. Verdin mi, geri alamazsın!..
03 Temmuz 2008, Perşembe   Hem siyaset, hem de park yeri konularında Rum'dan biraz ders alınız!..
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Oyuna gelmeyelim!..
01 Temmuz 2008, Salı   Talat-Hristofyas görüşmesi ve İngiliz Memorandumu...
30 Haziran 2008, Pazartesi   Yunan suyu geldi, Türk suyundan ne haber?..
28 Haziran 2008, Cumartesi   Festivaller ve düşündürdükleri...
26 Haziran 2008, Perşembe   Yokluklardan geçen ülke insanı olmak...
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nüfusun yüzde 25'i davalıkmış! Ya; yargısız infazları da saysak...
24 Haziran 2008, Salı   Müşavirlere yönelik 'psikolojik taciz' nereye varacak?..
23 Haziran 2008, Pazartesi   Milli Takım'daki kararlılık, Tursan ve Ahmet N. Özkan



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital