Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Garantiler meselesi...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs Rum tarafı 'havadan' memnunmuş... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da durumdan 'umutlu' imiş!..

İyi, hoş da acaba halk ne düşünüyor?..

Başkent Lefkoşa'da Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla iki taraf arasında, daha doğrusu iki halk arasında olumlu gelişmelerin olduğu bir gerçek. Yıllardan beri denenmekte olan güven yaratan veya güven artırıcı önlemler çerçevesinde bunu değerlendirecek olursak, bu konuda olumlu bir adım atıldığı yadsınamaz bir gerçektir.

Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki, daha önce açılan kapılar, söz konusu güvensizliği giderememiş ve iki halk arasında yaratılması gereken güven de görülememiştir.

Elbette bunun da bir takım nedenleri vardır. Bunlara değinmek istemiyoruz.

Ancak bu durumun, Filistin ile İsrail arasındaki ilişkilere benzemesini de benimsemiyoruz. Orada cereyan eden olaylardan dolayı kin ve intikam duyguları daha da tırmanmakta, halklar birbirlerinden nefret eder hale gelmektedirler.

Bu durum, gelecek açısından hiç de hoş değildir. Bu duruma neden olan veya çanak tutanlar da gün gele bundan nasibini alacaklardır. Çünkü soruna taraf olanlardan birini okşamak, öteki tarafı da sağduyuya davet etmek, çözüme teşvik edici olmadığı gibi, ihtilafı daha da karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Kıbrıs meselesinde de durum benzeri bir seyri takip etmektedir.

Özellikle 'Kıbrıs Cumhuriyeti' Anayasası'na rağmen, Kıbrıs'ta devletin kurucusu olan iki taraftan birini AB üyeliğine almak, sorunun daha da karmaşık hale sokulması, son derece haksızlıktır ve bir tarafa 'üstünlük taslama' avantajı olarak değerlendirilmektedir. O nedenle Avrupa Birliği ve tek taraflı üyeliği teşvik ve destekleyenler, şimdilerde günah çıkarmak isteseler dahi, tarihi sorumluluktan kendilerini kurtaramazlar. Pek tabii ki, bunların başında da İngiltere gelmektedir. İngiltere, Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı üyeliğini teşvik ve desteklediklerini bir süre önce açıklamıştır.

Yani "ben Kıbrıs'taki üslerimde rahat olayım da, ne olursa olsun" zihniyetinden hareketle, Rum tarafının üyeliğe alınmasında esaslı rol oynadığını, üyeliğin ileri götürülmesinde Yunanistan ile işbirliği yaptığını itiraf etmiştir. Durum böyle olunca da, İngiltere'nin gelinen noktada söz söyleme hakkı da yoktur. Çünkü tavrını açıkça ortaya koymuş ve Rum'un lehine karar vermiştir. Hem de garantör bir ülke olmasına rağmen. Hem de 15 Temmuz 1974 tarihinde adanın Yunanistan'la birleştirilmesine yönelik harekâtta rol almamasına, garantörlük ilkesine sadık kalmamasına rağmen...

İşte tüm bunlar göz ardı edilmeyen ve unutulmayan önemli hususlardır.

Kıbrıs Türk halkı, bu güne dek izlenen 'kaypak' politikaları not etmiştir. Aynen 24 Nisan 2004 Annan Planı referandumunda 'evet' dediği gibi...

Niye verilen sözler yerine getirilmemiştir?.. Garantör ülke olarak İngiltere bile niye bunlardan kaçınmıştır, niye Kıbrıs sorununda bir denge oluşturamamış ve hep tek yanlı politikalar izlemeyi yeğlemiştir?..

Bunlar sorulmakta ve yanıt alınamamaktadır.

Bu bakımdan diyoruz ki, kim ne derse desin, bundan sonra varılabilecek bir uzlaşmanın, mutabakatın daha da sağlam olması, eski günleri aratmaması gerek!..

Uzlaşmanın nasıl ve ne şekilde olabileceği konusunda çeşitli fikir ve görüşler ortaya konulabilir. Ama bir yerde varılabilecek anlaşma, EOKA sürecini, 21 Aralık 1963 Akritas Planı sürecini ve nihayet 15 Temmuz 1974 darbe sürecini dikkate alarak, daha sağlam bir zemine oturtulması gerektiği gerçeğini de ortaya koymaktadır. Çünkü Kıbrıs Türk halkı 20 Temmuz 1974 tarihine kadar çok çekmiştir. Hep saldırıya uğrayan, göçmen hayatı yaşayan, geleceği belirsiz bir yaşam sürdüren iki taraftan biri olmuştur.

Bunlar yaşanırken, kimse Kıbrıs Türk halkının gözünün yaşına bakmamış, aldırış etmemiş, yarasını sarmamıştır. Sadece Türkiye merhem olmaya çalışmış, kendi ırkından olan bir halkın bu adada ezilmesine göz yumulamayacağını dile getirmiş ve bu gerçeği dünyaya haykırmıştır.

Şimdi gelinen noktada eski defterleri açmak istemiyoruz, ama onlardan ders almadan da ileriye yönelik atılacak adımların pek de sağlık olmadığını takdir edenlerdeniz. Geçmişe hapsolmak istemiyoruz, ancak ondan dersler çıkararak, geleceği yönlendirmenin daha iyi olacağını da inkâr edemiyoruz.

Konuya bu şekilde değinirken, Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, "garantiler sulandırılamaz" şeklindeki sözünü de bu çerçevede değerlendirmek gerek. KKTC'deki askeri birlikleri denetlemek amacıyla Kıbrıs'a gelen Orgeneral Başbuğ, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve birliklerinin 1974'ten bugüne kadar adada bulunuşunun, yalnız KKTC ve Kıbrıs Türk halkının güvenliği değil, aynı zamanda tüm adayı kapsayacak şekilde adaya güvenlik ve huzur getirilmesi için olduğunu, bunun da sağlandığına işaret ederek, bu hususun gözden kaçırılmaması gerektiğini söylemiştir.

Konunun daha derinliğine inmek istemiyoruz. Çünkü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ gayet açık konuşmuştur ve dosta, düşmana da mesajını iletmiştir.

"KKTC artık bir gerçek. Adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm istiyorsanız, bu gerçeği kabul etmeniz lazım" diyen Başbuğ, böyle bir anlaşmanın tarafların eşit ve egemenlik haklarına sahip olarak ortak iradelerini koymalarıyla elde edilebileceğini kaydetmiş, "mutlaka garanti ve ittifak anlaşmaları muhafaza edilmeli, deldirtmemeli ve sulandırılmamalıdır" demiştir.

Zaten esas mesaj da buradadır. Önce Rum tarafı ile Yunanistan'a, sonra da diğerlerine iletilen bir mesajdır bu. "AB garantisi" diyerek, etrafa sahte öpücükler dağıtmaya, hoş görüntüler sergilemeye çalışanlara, etrafı toz pembe göstererek, geçmişi ve de gerçekleri örtmek, yeni acılara ortam hazırlamak isteyenlere yanıttır, uyarıdır. Kıbrıs'ta görüşme sürecine başlarken, bu hususların dikkate alınması gerek!..

   394 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: Egemenliğini kat'iyyen verme. Verdin mi, geri alamazsın!..
03 Temmuz 2008, Perşembe   Hem siyaset, hem de park yeri konularında Rum'dan biraz ders alınız!..
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Oyuna gelmeyelim!..
01 Temmuz 2008, Salı   Talat-Hristofyas görüşmesi ve İngiliz Memorandumu...
30 Haziran 2008, Pazartesi   Yunan suyu geldi, Türk suyundan ne haber?..
28 Haziran 2008, Cumartesi   Festivaller ve düşündürdükleri...
26 Haziran 2008, Perşembe   Yokluklardan geçen ülke insanı olmak...
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nüfusun yüzde 25'i davalıkmış! Ya; yargısız infazları da saysak...
24 Haziran 2008, Salı   Müşavirlere yönelik 'psikolojik taciz' nereye varacak?..
23 Haziran 2008, Pazartesi   Milli Takım'daki kararlılık, Tursan ve Ahmet N. Özkan



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital